Kelimeler arşivi içinde; başında "ön" olan, 5 harfli toplam 69 adet kelime bulunmaktadır. ön ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ön ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ön olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Sözcüklerin anlamı için kelime üzerindeki bağlantılardan faydalanabilirsiniz.
ÖNCEK
İş önlüğü. Bebek önlüğü. Peştemal. Eteklik. Önce, önceden. Önlük, peştemal. Kadınların çalışma sırasında bellerine doladıkları peştemal. (Alayunt Kütahya). Dikdörtgen biçiminde kadın iş önlüğü. (Yalvaç Isparta). Önlük.
ÖNGÜN
Evvelki gün. Azgın, yaramaz : Senin oğlan çok öngün, ne yaptığını bilmiyor. Ses, gürültü. Arife, bir gün önce. Önde gelen, önemli: Bu iş hepsinden ongun. Evvelki gün, bir önceki gün.
ÖNCÜL
Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.
ÖNNEÇ
Bir yaşından dört yaşına kadar erkek koyun, koç.
ÖNVAN
Arapça kökenli ünvân: unvan.
ÖNCÜT
Ödünç.
ÖNGÖZ
Evin dışa bakan odası. (Küçük Kobaça Uluborlu Isparta).
ÖNSÖZ
Kitabın amacını, konusunu, işleniş biçimini açıklayan ve (ya da) hazırlanmasında emeği geçen kişileri anan yazı. Bir eserin amacını belirtmek üzere onun baş tarafına eklenen, fakat ondan bir parça sayılmayan kısım. Bir yapıtın amacını belirtmek için başına konan tanıtıcı yazı.
ÖNNEK
Oturunca dize örtülen battaniye, örtü vb.
ÖNEZE
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, evsin. Sürek avında pusuda av bekleyen avcı.
ÖNMÜK
İş önlüğü.
ÖNYÜZ
Bir tiyatro yapısının ön yüzü. Bir yapının ya da üzerinde oturmakta olduğu yer bölümün yola bakan yüzü. Bir kitapta, genellikle tek sayılarla numaralanan ve sağ yanda kalan sayfa. Bir yazmada, genellikle tek sayılarla numaralanan ve sol yanda kalan sayfa. Sahnenin seyirciye açılan yanı, cephe.
ÖNDÜN
Önce, ilkönce. Ödünç. Önden giden, öncü. Peşin : Veresiye vermiyor, öndün verdim aldım.
ÖNEZİ
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, av bekleme yeri. Önü : Hayvan kaçıyor önezisine git.
ÖNLEK
Sürünün, kervanın önünden giderek yol gösteren hayvan.
ÖNDİN
Önce, ilkönce. İlk kez, önce. Önce, ilkönce, önceden, önden, daha evvel. Avans.
ÖNGÜL
Önce gelen, birinci, başta giden. Oyunlarda elebaşı, ebe. İnatçı. Direnme, inat. Vurmak için gözlenen, belirlenen yer, erek: öngül atmak, öngül dikmek. Anût, muannit, inatçı. İlk çocuğa verilen bir isim.
ÖNMEK
Beklemek. Gözetlemek, pusuya düşürmeye çalışmak. Saklanmak : Karşı duvarın arkasına öndüm. Birinin önüne çıkmak, yolunu kesmek. Sezdirmeden birini izlemek. İzlemek. Pusuda beklemek, pusu kurmak. İntizar etmek, beklemek. Karşısına çıkmak.
ÖNEDE
Orada.
ÖNKAŞ
Köy evlerinin balkon gibi çıkıntılı yerleri.