ÜSLUP ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "üslup" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. üslup ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu üslup ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde üslup olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ÜSLUPLAŞTIRMAK

13 harfli kelimeler

ÜSLUPLAŞTIRMA

11 harfli kelimeler

ÜSLUPSUZLUK

10 harfli kelimeler

ÜSLUPÇULUK

8 harfli kelimeler

ÜSLUPSUZ

7 harfli kelimeler

ÜSLUPÇU, ÜSLUPLU

5 harfli kelimeler

ÜSLUP

Bazı kelimelerin anlamları

ÜSLUP

Anlatma, oluş, deyiş veya yapış biçimi, tarz. Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği, biçem, stil. Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi, biçem, tarz, stil.

ÜSLUPLAŞTIRMAK

Doğal biçimlerin görünüş özelliklerini yitirmeden yalınlaştırılması ile motif oluşturmak.

ÜSLUPÇULUK

Üsluba gösterilen aşırı özen.

ÜSLUPÇU

Üslubu beğenilen yazar.

ÜSLUPSUZ

Üslubu olmayan.

ÜSLUPLU

Üslubu olan.

ÜSLUPLAŞTIRMA

Üsluplaştırmak işi.

ÜSLUPSUZLUK

Üslupsuz olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında ÜSLUP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜSLUP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİÇEM

Üslup.

TARZ

Özel oluş veya davranış biçimi, üslup, stil, janr. Güzel sanatlarda üslup, stil, konsept. Biçim, yol. Bir kimsenin kendine özgü anlatım biçimi.

ROKOKO

XVIII. yüzyılın başında Fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslubu. Bu üslupta olan.

REVİŞ

Gidiş, yürüyüş. Tutum, yol. Üslup.

DEYİŞ

Deme, söyleme işi. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.

HAVA

Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.

POSTMODERNİZM

Modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra XX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan çeşitli üslup ve yönelişlerin adı. Günümüz mimarisinde işlevsel olmayı bir tarafa bırakıp değişik yapı biçimlerini serbestçe kullanma eğiliminde olan üslup.

RUMİ

Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz, yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme. Bizans İmparatorluğu'na ve bu imparatorluğun egemenliği altındaki kimselere ilişkin. Anadolu ile ilgili, Anadolu'ya bağlı, Anadolu'da yaşayan.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

DURU

Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

AMPİR

Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup.

VETİRE

Süreç. Üslup, tarz. Burun deliklerini ayıran zar.

ULTRAMODERN

Düşünce, eğilim, üslup için en üst sınırda olan, çok modern olan.

STİLİSTİK

Anlatım bilimi. Üslupla ilgili.

STİL

Üslup, biçem.

BİÇEMLEMEK

Üslup kazandırmak.

SADE

Süsü, gösterişi olmayan, yalın, gösterişsiz. Şeker katılmamış (kahve). Yalın, süssüz, anlaşılır olan (üslup, anlatım). (sa:'de) Yalnızca, yalnız, ancak, sadece.

LİSANIMÜNASİP

Karşısındakinin kolayca anlayabileceği dil ve üslup.

ŞİVE

Söyleyiş özelliği. Naz, eda. Tarz, tavır, üslup.

NEOKLASİSİZM

Sembolizme karşı XX. yüzyılın başında ortaya çıkan klasik üslubu canlandırmaya yönelik edebi akım. Avrupa ve Amerika'da XVIII-XIX. yüzyıllarda Eski Yunan üslup ve tezyinatını geniş ölçüde kullanan mimari.