Kelimeler arşivi içinde; başında "özgü" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. özgü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu özgü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde özgü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖZGÜRLEŞTİREBİLME
ÖZGÜRLEŞEBİLMEK
ÖZGÜNLEŞTİRMEK, ÖZGÜRLEŞTİRMEK, ÖZGÜRLEŞEBİLME
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK, ÖZGÜNLEŞTİRME, ÖZGÜRLEŞTİRME
ÖZGÜRLÜKSÜZ, ÖZGÜNLEŞMEK, ÖZGÜRCESİNE, ÖZGÜRLEŞMEK
ÖZGÜLENMEK, ÖZGÜRLEŞME, ÖZGÜNLEŞME, ÖZGÜRLÜKÇÜ
ÖZGÜLEYİŞ, ÖZGÜLENME, ÖZGÜLEMEK
ÖZGÜLLÜK, ÖZGÜRLER, ÖZGÜLEME, ÖZGÜRLÜK, ÖZGÜNLÜK, ÖZGÜRCAN
ÖZGÜREL, ÖZGÜVEN, ÖZGÜRCE, ÖZGÜNEY, ÖZGÜNEŞ, ÖZGÜNER, ÖZGÜNEL, ÖZGÜNAY, ÖZGÜLÜM, ÖZGÜLÜK, ÖZGÜLEÇ, ÖZGÜLAY, ÖZGÜDİL
ÖZGÜ
Birine, bir şeye ait olan, öze, has, mahsus. Belli bir kimsede, şeyde veya türde bulunan, öze, has, mahsus. Aynı cinsten başka hiçbir türde veya bireyde rastlanılmayan, öze, has, mahsus.
ÖZGÜLENMEK
Özgüleme işi yapılmak.
ÖZGÜRLEŞEBİLME
Özgürleşebilmek durumu.
ÖZGÜRLEŞTİRMEK
Özgür olmasını sağlamak.
ÖZGÜRLEŞMEK
Özgür duruma gelmek.
ÖZGÜRCESİNE
Özgürce.
ÖZGÜRLEŞME
Özgürleşmek durumu.
ÖZGÜNLEŞMEK
Özgün duruma gelmek.
ÖZGÜRLEŞTİREBİLME
Özgürleştirebilmek durumu.
ÖZGÜNLEŞTİRMEK
Özgün duruma getirmek.
ÖZGÜRLEŞTİRME
Özgürleştirmek durumu.
ÖZGÜRLEŞEBİLMEK
Özgürleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZGÜNLEŞME
Özgünleşmek işi.
ÖZGÜRLÜKSÜZ
Özgürlüğü olmayan.
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK
Özgürlükçü olma durumu.
ÖZGÜNLEŞTİRME
Özgünleştirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZGÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARIŞ
Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. Çözgü.
ALMANLAŞTIRMAK
Almanlara özgü yaşayış tarzı kazandırmak.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ASYALI
Asya'da yaşayan kimse. Asya'ya özgü olan, Asya ile ilgili olan.
ALAFRANGA
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AVRUPALI
Avrupa'da yaşayan, Avrupa halkından olan kimse. Avrupa'ya özgü, Avrupa ile ilgili olan.
ARABİ
Arapça. Araplarla ilgili, Araplara özgü olan.
BAĞIMSIZ
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür. Müstakil. Bağımsız milletvekili. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse.
AZINLIK
Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı. Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet. Bir oylama sırasında sayıca az olma durumu.
AVRUPAİ
Avrupalılara özgü, Avrupalılara benzer, Avrupalılar gibi.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
BAĞIL
Görece. Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
AİLELİK
Aile ile ilgili, aileye özgü olan.
AKŞAMLIK
Akşama özgü olan.
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.
BAĞIMLI
Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi. Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela.
AMERİKAN
Amerikalılara özgü olan.