ÇEVRE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "çevre" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. çevre ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu çevre ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çevre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ÇEVREKİRPİKLİLER

15 harfli kelimeler

ÇEVREKİRPİKÜLER, ÇEVRELEYEBİLMEK

14 harfli kelimeler

ÇEVRELEYEBİLME

11 harfli kelimeler

ÇEVRELENMEK, ÇEVREKLEMEK

10 harfli kelimeler

ÇEVRELEYİŞ, ÇEVRELENME, ÇEVRELENİŞ, ÇEVRELEMEK, ÇEVREKAVAK, ÇEVREGELEN, ÇEVREDALIZ, ÇEVREÇELEN, ÇEVREÇEKME, ÇEVRECİLİK, ÇEVREPINAR, ÇEVREBİLİM

9 harfli kelimeler

ÇEVRETEPE, ÇEVRENGEÇ, ÇEVRENMEK, ÇEVRELEME, ÇEVREKAYA, ÇEVREGÖRÜ

8 harfli kelimeler

ÇEVREKÖY, ÇEVRELİK, ÇEVRECİK, ÇEVRENTİ, ÇEVRESEL

7 harfli kelimeler

ÇEVRELİ, ÇEVRECİ, ÇEVRESU

6 harfli kelimeler

ÇEVREK, ÇEVREN

5 harfli kelimeler

ÇEVRE

Bazı kelimelerin anlamları

ÇEVRE

Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

ÇEVREKLEMEK

Bir kimseden fayda umarak çevresinde dolaşmak.

ÇEVREÇELEN

Çepçevre.

ÇEVRELEYEBİLME

Çevreleyebilmek işi.

ÇEVREKİRPİKÜLER

(Peritricha), Birgözeli hayvanlardan kirpikliler (Ciliata) sınıfının öz-kirpikliler (Euciliata) alt-sınıfına giren bir takımı. Yalnız ağız alanı çevresinde ve bazen vücudun geri bölgesinde çember gibi sıralanmış kirpikler vardır. Çan hayvanı (Vorticella) iyi bilinen cinsidir.

ÇEVREGELEN

Çepçevre.

ÇEVREKAVAK

Karaman kenti, Göktepe nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

ÇEVRELEMEK

İçine almak. Bir konunun sınırlarını çizmek, tahdit etmek. Kuşatmak, sarmak, ihata etmek.

ÇEVRELENMEK

Kuşatılmak, sınır içine alınmak, tahdit edilmek. Örtülmüş.

ÇEVRELENİŞ

Çevrelenme işi.

ÇEVREDALIZ

(Mimarlık) Roman ve gotik kiliselerinde koro ve apsis'in çevresini dolanan dalız.

ÇEVRELENME

Çevrelenmek işi.

ÇEVREKİRPİKLİLER

Asalak yaşama uymuş türleri görülmekle birlikte ne hekimliği, ne veterinerliği, ne de tarımsal bitki sağlığını ilgilendiren ve yalnız ağız çevreleri bir sıra kirpik taşıyan haşlamlılar takımı. (Peritricha), Birgözeli hayvanlarda kirpikliler (Ciliata) sınıfının öz-kirpikliler (Euciliata) alt-sınıfına giren (bk) bir takımı. Yanlız ağız alanı çevresinde ve bazen vücudun geri bölgesinde çember gibi sıralanmış kirpikliler vardır.Çan hayvanı (Vorticella) (bk) iyi bilinen cinsidir.

ÇEVRELEYEBİLMEK

Çevreleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇEVREÇEKME

Silindir biçimindeki ağaçta çevresel yönde küçülme oranı. Yılhalkaları boyunca oluşan küçülme.

ÇEVRELEYİŞ

Çevreleme işi.

  -   -   -  

Anlamında ÇEVRE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇEVRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYMAZ

Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

AYLANMAK

Bir yerin çevresinde dolanmak.

AKSAN

Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.

AYMAZLIK

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

ATIK

Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

AYLA

Hale. Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi.

BALKON

Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar ya da parmaklıkla çevrili bölümü. Vücudun göğüs veya göbek bölümü. Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat.

ARNAVUT

Arnavutluk ve çevresinde yaşayan bir halk.

BAOBAP

Ebegümecigillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çok yüksek olmamakla birlikte, gövdesinin çevresi 20 metreyi aşabilen bir ağaç, baobap ağacı (Adansonia digitata).

AĞCIK

Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kın.

BABIALİ

Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

BAKINMAK

Çevreye göz gezdirmek, araştırmak. Muayene olmak.

AYIT

Mine çiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, mavi, beyaz veya menekşe renginde çiçekler açan, 1-2 metre boyunda bir ağaççık, hayıt (Vitex agnus-castus).

BAĞLAM

Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

AĞILLANMAK

Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.