Kelimeler arşivi içinde; başında "çevre" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. çevre ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çevre ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çevre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇEVREKİRPİKLİLER
ÇEVREKİRPİKÜLER, ÇEVRELEYEBİLMEK
ÇEVRELEYEBİLME
ÇEVRELENMEK, ÇEVREKLEMEK
ÇEVRELEYİŞ, ÇEVRELENME, ÇEVRELENİŞ, ÇEVRELEMEK, ÇEVREKAVAK, ÇEVREGELEN, ÇEVREDALIZ, ÇEVREÇELEN, ÇEVREÇEKME, ÇEVRECİLİK, ÇEVREPINAR, ÇEVREBİLİM
ÇEVRETEPE, ÇEVRENGEÇ, ÇEVRENMEK, ÇEVRELEME, ÇEVREKAYA, ÇEVREGÖRÜ
ÇEVREKÖY, ÇEVRELİK, ÇEVRECİK, ÇEVRENTİ, ÇEVRESEL
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
ÇEVREKLEMEK
Bir kimseden fayda umarak çevresinde dolaşmak.
ÇEVREÇELEN
Çepçevre.
ÇEVRELEYEBİLME
Çevreleyebilmek işi.
ÇEVREKİRPİKÜLER
(Peritricha), Birgözeli hayvanlardan kirpikliler (Ciliata) sınıfının öz-kirpikliler (Euciliata) alt-sınıfına giren bir takımı. Yalnız ağız alanı çevresinde ve bazen vücudun geri bölgesinde çember gibi sıralanmış kirpikler vardır. Çan hayvanı (Vorticella) iyi bilinen cinsidir.
ÇEVREGELEN
Çepçevre.
ÇEVREKAVAK
Karaman kenti, Göktepe nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÇEVRELEMEK
İçine almak. Bir konunun sınırlarını çizmek, tahdit etmek. Kuşatmak, sarmak, ihata etmek.
ÇEVRELENMEK
Kuşatılmak, sınır içine alınmak, tahdit edilmek. Örtülmüş.
ÇEVRELENİŞ
Çevrelenme işi.
ÇEVREDALIZ
(Mimarlık) Roman ve gotik kiliselerinde koro ve apsis'in çevresini dolanan dalız.
ÇEVRELENME
Çevrelenmek işi.
ÇEVREKİRPİKLİLER
Asalak yaşama uymuş türleri görülmekle birlikte ne hekimliği, ne veterinerliği, ne de tarımsal bitki sağlığını ilgilendiren ve yalnız ağız çevreleri bir sıra kirpik taşıyan haşlamlılar takımı. (Peritricha), Birgözeli hayvanlarda kirpikliler (Ciliata) sınıfının öz-kirpikliler (Euciliata) alt-sınıfına giren (bk) bir takımı. Yanlız ağız alanı çevresinde ve bazen vücudun geri bölgesinde çember gibi sıralanmış kirpikliler vardır.Çan hayvanı (Vorticella) (bk) iyi bilinen cinsidir.
ÇEVRELEYEBİLMEK
Çevreleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇEVREÇEKME
Silindir biçimindeki ağaçta çevresel yönde küçülme oranı. Yılhalkaları boyunca oluşan küçülme.
ÇEVRELEYİŞ
Çevreleme işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇEVRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AYLANMAK
Bir yerin çevresinde dolanmak.
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
BARINMAK
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
AYLA
Hale. Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi.
BALKON
Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar ya da parmaklıkla çevrili bölümü. Vücudun göğüs veya göbek bölümü. Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat.
ARNAVUT
Arnavutluk ve çevresinde yaşayan bir halk.
BAOBAP
Ebegümecigillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çok yüksek olmamakla birlikte, gövdesinin çevresi 20 metreyi aşabilen bir ağaç, baobap ağacı (Adansonia digitata).
AĞCIK
Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kın.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
BAKINMAK
Çevreye göz gezdirmek, araştırmak. Muayene olmak.
AYIT
Mine çiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, mavi, beyaz veya menekşe renginde çiçekler açan, 1-2 metre boyunda bir ağaççık, hayıt (Vitex agnus-castus).
BAĞLAM
Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.