Kelimeler arşivi içinde; başında "çatı" olan, toplam 79 adet kelime bulunmaktadır. çatı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çatı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çatı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇATIRDAYABİLMEK, ÇATIŞTIRABİLMEK
ÇATIŞTIRABİLME, ÇATIRDAYABİLME
ÇATIŞTIRILMAK, ÇATIŞMASIZLIK
ÇATIŞABİLMEK, ÇATIŞTIRILMA, ÇATIŞMACILIK, ÇATIŞMASIZCA, ÇATILABİLMEK
ÇATIŞDIRMAH, ÇATIŞTIRMAK, ÇATIŞABİLME, ÇATIŞKINLIK, ÇATILABİLME, ÇATIKLAŞMAK, ÇATIRDATMAK, ÇATIŞTIRMAH
ÇATIŞMASIZ, ÇATIRDAYIŞ, ÇATIRGAMAH, ÇATIRTISIZ, ÇATIRDAMAK, ÇATIRDATMA, ÇATIŞIKLIK, ÇATIŞILMAK, ÇATILDAMAK, ÇATIKLAŞMA, ÇATIDEMİRİ, ÇATIŞTIRMA, ÇATIVERMEK
ÇATIŞILMA, ÇATIŞMACI, ÇATIRTILI, ÇATIYARMA, ÇATIVERME, ÇATIRBEZİ, ÇATIAĞACI, ÇATIAŞIĞI, ÇATIRDAMA, ÇATIRAYAZ, ÇATICILIK, ÇATILDAMA, ÇATILAMAK
ÇATIPATI, ÇATIŞMAĞ, ÇATIŞMAH, ÇATIŞMAK, ÇATIŞKAN, ÇATILMAK, ÇATINMAK, ÇATIKLIK, ÇATIRTMA, ÇATIRKAÇ, ÇATIRGAÇ
ÇATIKSU, ÇATILIŞ, ÇATILDI, ÇATICAK, ÇATITMA, ÇATILIK, ÇATIŞMA, ÇATIŞKI, ÇATILMA, ÇATINMA, ÇATIŞIK, ÇATINTI, ÇATIRIK, ÇATIRIM, ÇATISIZ, ÇATIRTI
ÇATILI, ÇATICI
ÇATIK, ÇATIR, ÇATIH, ÇATIŞ
ÇATI
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
ÇATIŞMASIZCA
Çatışmasız bir biçimde.
ÇATIŞTIRABİLME
Çatıştırabilmek işi.
ÇATIŞTIRILMAK
Çatıştırma işi yapılmak.
ÇATIŞTIRABİLMEK
Çatıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇATIŞMASIZLIK
Çatışma olmama durumu.
ÇATIRDAYABİLMEK
Çatırdama olasılığı bulunmak.
ÇATIŞKINLIK
Bireylerin tutum ve davranışları arasında bağdaşmaz görüş ve çıkarlardan kaynaklanan uzlaşmaz karşıtlık.
ÇATIŞMACILIK
Çatışmacının işi.
ÇATIŞTIRMAK
Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek.
ÇATILABİLMEK
Çatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇATIŞABİLMEK
Çatışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇATIŞTIRILMA
Çatıştırılmak işi.
ÇATIŞDIRMAH
Köpekleri çiftleştirmek.
ÇATIRDAYABİLME
Çatırdayabilmek işi.
ÇATIŞABİLME
Çatışabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇATI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYARLAMAK
Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak. Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek. Kandırmak. Düzenlemek. İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek.
ÇATIKLIK
Çatık olma durumu.
ÇATIKLAŞMAK
Çatık duruma gelmek.
AŞIRMA
Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.
ÇATIK
Çatılmış olan.
ÇATICI
Çatma işini yapan kimse. Çatı işlerini yapan kimse.
BİNA
Yapı. Çatı. Arapça fiil çatısını konu edinen bilim veya kitap.
ÇATILDAMAK
Çatık duruma gelmek.
ANTİNOMİ
Çatışkı.
BİTÜM
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ARBEDE
Çatışma, patırtı.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
BACA
Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.
ÇATICILIK
Çatıcı olma durumu. Çatıcının yaptığı iş.
BEŞİKÖRTÜSÜ
İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ABUS
Somurtkan (kimse). Çatık, asık (yüz). Garip, acayip.
CİHANNÜMA
Her yanı görmeye elverişli, camlı çatı katı veya taraça, kule. Dünya haritası.
ÇATILDAMA
Çatıldamak durumu.