Sonu R ile biten 3 harfli kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "r" olan 3 harfli toplam 116 adet kelime bulundu. Sonu r harfi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Ayrıca, başında r harfi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde r harfi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Kelime anlamı için sözcüklerde bulunan linklerden faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ŞIR

''Şır'' sesi.

ÇUR

Kumarda kaybedene verilen son hak ve bir miktar para. Bir çeşit oyun. Sarışın, açık sarı renkli. Kapıp kaçma.

DER

Diğer. Ter. Granülsüz endoplazmik retikulum.

TİR

1.Küçük parçalara ayrılmış toprak, evlek. 2.Ekin sulamak için tarlada açılan ark. 3.Göl çevresine yığılan toprak, set : Alçak tir göle dayanmaz. 4.Deniz kıyısı, yalı. 5.Tarla kıyılarını belirlemek için yapılmış toprak set. 6.İki tarla arasında sınır olan ince yol. 1.Patlamamış pamuk kozası: Pambuklar bu il maşalla iyi tir saldı. 2.Büyük taneli, yumuşak bir çeşit buğday. Üstü ince toprakla örtülü taşlık, kayalık yer. Büyük heybe. Ekilmiş bostanın bir bölümü. Pirinç tarlasının evleklerini ayıran sınır.

DÜR

İnci.

PÖR

Değirmenin dönmesini sağlayan aygıt.

GER

Kene. Kahverengi inek. Karnı, bacağı, burnu ya da kulakları beyaz ile siyah arası renkte olan keçi, eşek vb.hayvanlar (için)-.Bizim ger keçi gelmedi. Keçi ve benzerleri hayvanlarda tam siyah olmayan, siyahla beyaz arası bir renk. Açık maviye yakın, gök renginde (keçi): Ger keçi gitti. Kestane renginde (eşek). Kahve rengi ile sarı arası renk (keçi için): Ger keçiyi satalım önce. Başı beyaz olan keçi: Bu keçinin oğlağı ger. Güzel ve kuvvetli (inek için): Bizim ger ineği tren ezmiş. Dut ağacının budanmayıp seneye kalan dallan: Senin ağaçlar ger bana yaramaz. Çengelli iğlerin ucundaki tel çengel: İğin geri eğrildi. Leke: Bu ger çıkmıyor. Meyvelerin özsuyu: Almanın geri çıkmış. Tek tük ağaç bulunan kayalık yer. Dağ ve tepelerin üzerindeki yüksek burun. Dişi ördek: Bugün çayda iki ger gördüm. Ekşi. Uyuz hastalığı. Eski türkçe kermek: 'teşi'nin tepesinde bulunan ipliğin geçirildiği çengel. Mısır, kabak ve benzerleri bitkilerin saydamsı görünüşlü olan gövde ve dallarına verilen isim. Granüllü endoplazmik retikulum.

BIR

Sopayla oynanan bir çocuk oyunu.

PİR

Yaşlı, koca, ihtiyar kimse. Bir tarikat veya sanatın kurucusu. Adamakıllı, iyice. Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse, guru. Cevizin yeşil kabuğu. Sebze yaprağı. Havuç yaprağı. Asma yaprağı. Zeytin yaprağı. Çam yaprağı. Soğanın tohumlu sapı. Dokuma tezgâhlarındaki tarağın sık olanı. Çanı, ardıç ve benzerleri ağaçların yeşil yaprakları, sürgünleri. Filiz. En iyi, en iyisi. Erkek savaş tutsaklarından, pencik yasasına göre ayrılan kocamışlara verilen ad. 2-Tarikat kurucusu. 3-Lonca ve fütüvvet kuruluşlarının başında bulunan yönetici. Herhangi bir zanaatın, tarikatın kurucusu, ulusu. (Saz ozanları kendilerini yetiştirenlere ya da ozanlıkta ünlü kişilere de böyle derler. Yunus Emre, Âşık Ömer bunlardandır.).

TER

Derinin gözeneklerinden sızan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan, renksiz, tuzlu sıvı, arak (I).

HAR

"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz. Sıcak, kızgın, yakıcı.

SAR

1.Sahillerde yetişen, kerestesi çürük bir çeşit çam. 2.Ağaçtan elde edilen odun. Sağır. Zar, yufka deri. Sevindiren, sevinç veren.

CAR

Çağrı, tellal ile duyurma. Tehlike durumu. İlan. Kadınların örtündükleri çarşaf, zar (III).

GÜR

Bol ve güçlü olarak çıkan veya fışkıran. Bol, verimli, feyyaz.

SIR

Bazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önleme vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik. Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem. Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı. Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey. Aklın erişemediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şey, giz, gizem. Aynaların arkasına ve kaplama metal eşyanın yüzüne sürülen ince tabaka.

ZAR

İnce perde ya da örtü. Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper. Car (II). Tavla ve başka oyunlarda kullanılan kemik, fil dişi, plastik vb. maddelerden küp olarak yapılmış olan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı. İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar veya organ bölümleri, çeper.

SİR

Sır. Sığır. Su. Gülünç, eğlenceli. Halkalı solucanların solunum ve çiftleşme aygıtı. Denizlâlelerini zemine bağlayan sap şeklinde uzantı. Bazı yassı solucanlarda ve yumuşakçalarda penis görevi olan organ. Böceklerin bacak, anten gibi organlarında bulunan saç şeklindeki yapılar. Barnakların tüylü beslenme yapıları. Eskiden Avrupa'da kimi derebeylerine verilen san. İmparator ve krallara seslenirken kullanılan saygı sanı.

LİR

Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı.

CÜR

Çelik ve aşık oyunlarında sınırlandırılan yerin dışı.

KÜR

İyi bakım ve ilaç tedavisi. Özel tedavi yöntemi. İnatçı, hırslı (adam). İnatçı, hırslı adam. Böğürtlen. İçine girilemeyecek kadar sık orman, çalılık, fundalık yer. Bataklık. Tedavi etme, iyileştirme, şifa verme, sağaltım. İleride kullanılacak maddeleri muhafaza etmek için kurutma, kimyasal koruyucular kullanma, tütsüleme, tuzlama ve benzerleri işlemlerin yapılması. Aksi, dik başlı.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük