İçinde İRİN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "irin" olan, toplam 121 tane kelime bulunuyor. İçerisinde irin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu irin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında irin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

HEMATOPORFİRİNÜRİ

16 harfli kelimeler

SİRİNGOMİYELİTİS

15 harfli kelimeler

DİRİLDİRİNİLMEK, SİRİNGOKARSİNOM

14 harfli kelimeler

HEMATOPORFİRİN

13 harfli kelimeler

SİRİNGOMİYELİ, ŞEHİRİNGİDİMİ

12 harfli kelimeler

BİRİNCİAFŞAR, İVDİRİNİLMEK, SİRİNGOBULBİ, ŞİRİNSULHİYE

11 harfli kelimeler

ORYANTİRİNG, PİRİNÇÇEŞME, PİRİNÇÇİLER, PİRİNÇLEMEK, PORFİRİNÜRİ, ZİRİNCİTMEK

10 harfli kelimeler

BİRİNCASIF, BİRİNCİLİK, GİRİNTİSİZ, BİZİRİNGİT, EMİRİNKÖYÜ, GEÇİRİNMEK, GİRİNOĞLAN, İRİNLENMEK, KİRİNCİMEK, LABİRİNTUS, PİRİNÇEKEN, SAHNEŞİRİN, SİRİNGİTİS, SİRİNSİMEK, ŞİRİNBEGİM, ŞİRİNCELİK, ŞİRİNÇAVUŞ, ŞİRİNGÜNEY, ŞİRİNLEMEK, TURŞAŞİRİN

9 harfli kelimeler

GİRİNTİLİ, İRİNLENME, ALEKTİRİN, İRİNLEŞME, İSİRİNLİK, PARATİRİN, PİRİNÇLİK, RİBAVİRİN, ŞİRİNBİGE, ŞİRİNDERE, ŞİRİNNİYH, TAHİRİNLİ, TİRİNGALA

8 harfli kelimeler

BİRİNCİL, PİRİNÇSİ, ŞİPŞİRİN, ŞİRİNLİK, BATTİRİN, ÇİLPİRİN, ÇİRİNGİL, GİRİNMEĞ, GİRİNMEK, KİRİNMEK, PİRİNÇÇİ, PİRİNÇLİ, PORFİRİN, SİRİNGEL, ŞİRİNKÖY, ŞİRİNLER, ŞİRİNNİH, ŞİRİNNİK, ŞİRİNŞAH, ŞİRİNYER, TİRİNDEZ, TİRİNTAZ, YİRİNMEK

7 harfli kelimeler

ASPİRİN, BİRİNCİ, GİRİNTİ, ANKİRİN, ASBİRİN, AYŞİRİN, ÇİRİNTİ, FİRİNGİ, GİRİNCİ, GİRİNDİ, GİRİNDÜ, GİRİNİM, GİRİNUS, İRİNLİK, KAFİRİN, KANİRİN, KİRİNCİ, KİRİNTE, KİRİNTİ, KLİRİNG, SİRİNKS, SİRİNSİ, ŞİRİNCE, TİRİNDİ, VİRİNAE, YİRİNTİ

6 harfli kelimeler

İRİNLİ, İRİNTİ, PİRİNA, PİRİNÇ, CİRİNA, GİRİNE, İSİRİN, KİRİNÇ, PİRİNC, SİRİNG, SİRİNK, TİRİNA, TİRİNK, ZİRİNK

5 harfli kelimeler

ŞİRİN, ÇİRİN, GİRİN, KİRİN, SİRİN, TİRİN, YİRİN

4 harfli kelimeler

İRİN

Bazı kelimelerin anlamları

İRİN

Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı, cerahat.

SİRİNGOBULBİ

Medulla oblangata ve ponsta sıvıyla dolu boşlukların bulunması.

SİRİNGOMİYELİTİS

Omuriliğin içi sıvı dolu boşluklar içeren yangısı.

HEMATOPORFİRİN

Hemoglobinin parçalanmasıyla oluşan, demir içermeyen ve dokularda erimiş veya granüller hâlinde bulunan, koyu kırmızı renkte pigment.

SİRİNGOKARSİNOM

Ter bezinin kötücül tümörü.

ŞEHİRİNGİDİMİ

Salı günü.

DİRİLDİRİNİLMEK

Diriltilmek.

BİRİNCİAFŞAR

Bolu şehrinde, Gerede belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ORYANTİRİNG

Yönbul.

PİRİNÇLEMEK

İstanbul ağzıyla konuşmak: Nekadar pirinçliyor.

ŞİRİNSULHİYE

Kocaeli şehri, Derbent bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

PİRİNÇÇİLER

Pirinççiler, Diyarbakır'da bir aile adı.

SİRİNGOMİYELİ

Omurilikte içi sıvı dolu boşlukların bulunması. Arka bacaklarda felç veya kanguru yürüyüşüyle belirgin olup özellikle Alman Weimaraner ırkı av köpeklerde kalıtsal olarak görülür.

HEMATOPORFİRİNÜRİ

Eritropoetik protoporfiri.

PİRİNÇÇEŞME

Tekirdağ ili, Şahin nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

İVDİRİNİLMEK

Tacil edilmek.

  -   -   -  

Anlamında İRİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İRİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKRAN

Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.

ACINDIRMAK

Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.

AKORTSUZ

Akordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk. Birbirini tutmayan, uyumsuz.

AKLAMAK

Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek.

AÇIORTAY

Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AFALLAŞTIRMAK

Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.

AKILSAL

Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AKRABA

Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.