Kelimeler arşivinde; içinde "ülser" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ülser bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ülser ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ülser olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÜLSEROJENİK
ÜLSERLEŞME
ÜLSERATİF
GÜLSEREN, GÜLSERİM
GÜLSER
ÜLSER
ÜLSER
Yara. Sindirim organlarında ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara, karha.
GÜLSERİM
Sabırlı güzel kimse.
GÜLSEREN
Gülleri seren, çevreyi güllerle bezeyen.
GÜLSER
"Gülleri ser, çevreyi güllerle beze" anlamında kullanılan bir isim".
ÜLSERATİF
Ülserle ilgili, ülser tabiatında. Ülser oluşturucu.
ÜLSEROJENİK
Ülsere neden olan, ülser meydana getirme özelliği taşıyan.
ÜLSERLEŞME
Ülser oluşması.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLSER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GASTRİNOM
Gastrin salgılayan, pankreasın beta hücreleri dışındaki adacık hücrelerinden köken alan, aşırı miktarlarda sentezlenen gastrin hormonu nedeniyle sindirim kanalı ülserlerine ve Zollinger Ellison sendromuna neden olabilen pankreas tümörü, gastrin salgılayan tümör.
EKELE
Halk dilinde Ülser.
ADAÇAYI
Yapısında eterli uçucu yağlar, tanenler, triterpenoitler, flavonlar ve östrojenler içeren ve halk arasında kramplar, omurilik rahatsızlıkları, bademcik, boğaz, diş, yutak ve ağız boşluğu enfeksiyonları ve ülserlerinde kullanılan bir bitki.
PİSİRİKETSİYOZ
Salmonidae familyasına ait balık türlerinde Piscirickettsia salmonis' in neden olduğu, deride rengin değişmesi, letarji, vücudun çeşitli yerlerinde lezyonlar, yüzeysel ülserler, solungaçlarda solgunluk ve iç organlarda hemorajilerle karakterize olan septisemik ve sporadik bir enfeksiyon, Riketsiyal enfeksiyon, Riketsiyal septisemi.
DURİN
Afrika, Asya, Kuzey ve Güney Amerika'nın belirli bölgelerinde atlarda Trypanasoma equiperdum'un neden olduğu, üreme organlarında yerel yangıya ilgili ödem, ülser ve kurbağa kabuğuna benzer tarzda pigmentsiz lekelerin yanı sıra deri ve sinir sisteminde patolojik değişimlerle belirgin, çiftleşmeyle bulaşan hastalık, çiftleşme egzantemi, koyital egzantem, örtü hastalığı, kabuk hastalığı, at frengisi, Halk dilinde bahl.
TÜBERKÜLİT
Tüberküloz basilinin hücresel bileşenlerinin etkisiyle oluşan ülserleşmeye meyilli küçük deri lezyonu.
HİGROM
Sıvı birikimi nedeniyle genişlemiş kist, kese veya bursa. Genellikle, kemik çıkıntıları üzerindeki deri altında sonradan biçimlenen kese benzeri yapıların içerisinde musinöz, kanamanın derecesine bağlı olarak sarıdan kırmızı renge değişen sıvı birikimiyle belirgindir. Basıncın nasır oluşturmadığı olgularda kalıcı dekübitis ülserleri, hematom ve sonunda higrom biçimlenir. Daha çok iri cüsseli köpeklerin dirseklerinin yanal yüzünde ve uyluk kemiğinin trokanter mayoründe ve kalça çıkıntısında görülür.
DESKEMETOSEL
Gözde, deskement zarının fıtıklaşması. Kornea zedelenmesi veya derin kornea ülserini takiben biçimlenir.
OMEPRAZOL
Midedeki pariyetal hücrelerin zarında bulunan proton pompasına dönüşümlü olarak bağlanıp mide asit salgısı oluşumunu son aşamada önleyen ve ülser gibi sindirim kanalı dejenereasyonlarının tedavisinde kullanılan bir ilaç.
KARHA
Ülser.
NEFRALKOZİS
Böbreğin ülserli durumu.
STREPTOKOKKOZ
Çeşitli balık türlerinde Streptococcus faecium ve Streptococcus faecalis'in neden olduğu, derinin renginde koyulaşma, tek veya iki taraflı ekzoftalmus, korneal opasite, operkulum ve yüzgeçlerin tabanında hemorajiler, vücut yüzeyinde lezyonlar ve ülserlerle karakterize sporadik bakteriyel bir enfeksiyon.
ŞİGOE
Amerika'nın subtropik bölgeleriyle Afrika'da bulunan, gebe erişkinleri ayak veya vücudun diğer kısımlarındaki derinin altındaki kanallarda yaşayarak şiddetli irritasyon ve ülserayona neden olan ve burrowing flea, chigo, jigger ve sand flea olarak da adlandırılan pire türü, Tunga penetrans.
PEMFİGUS
Klinik olarak içleri sıvı veya irin dolu kabarcık, erozyon ve ülserlerle; histolojik olarak hücreler arası bağlantının kaybıyla, immünolojik olarak deri, mukoza-deri sınırı, ağız mukozası, yemek borusu, deri ve vajinada keratinositlerin adezyon moleküllerine karşı pemfigus antikorları olarak da bilinen, antikorların gelişmesiyle belirgin, kedi, köpek ve atlarda görülen, deri ve mukozaların otoimmün deri hastalığı.
MESALAZİN
Ülseratif kolitisin tedavisinde kullanılan 5-amino salisilat.
FAMOTİDİN
Özellikle gastritis, mide ve oniki parmak bağırsağı ülseri olmak üzere sindirim kanalı yangılarında kullanılan, H 2 almaç engelleyicisi bir ilaç.
LANSOPRAZOL
Peptik ülsere karşı kullanılan proton pompası baskılayıcısı.
FARSİ
Kapı süvelerini oymakta kullanılan bir çeşit rende. Ruam hastalığının daha hafif ve kronik seyirli şekli. Ruam hastalığında deride oluşan ülser veya çıban.
İNTERTRİGO
Katlanmış deri kıvrımlarında biçimlenen kızartı, ödem, ülserleşme ve kötü kokuyla belirgin yerel deri yangısı. Özellikle Çin kökenli Shar-pei köpek yavrularında ve ilk doğumunu yapan süt ineklerinde görülür.
AGRANÜLOSİTOZİS
Kandaki granülosit sayısının aşırı derecede azalması veya kaybolması. Kemik iliğinde granülosit akyuvar üretiminin ve kandaki granülositlerin özellikle nötrofil lökositlerin azalması sonucu, vücudun ikincil bakteriyel enfeksiyonlara duyarlı hâle gelmesiyle birlikte müköz zarlarda, deride, sindirim ve solunum kanalında erozyon ve ülserlerle belirgin, ateşli hastalık tablosu, granülositopeni.