Kelimeler arşivinde; içinde "öğüt" olan, toplam 97 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öğüt bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öğüt ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öğüt olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YUKARISÖĞÜTÖNÜ, ÖĞÜTLEYEBİLMEK
YUKARISÖĞÜTLÜ, ÖĞÜTLEYEBİLME
SÖĞÜTLÜGÖZLE, KIZILCASÖĞÜT, SIRASÖĞÜTLER, SÖĞÜTLÜBAHÇE, AVŞARSÖĞÜTLÜ, SÖĞÜTYAPRAĞI, SÖĞÜTYAYLASI
SÖĞÜTLÜDERE, YORGUNSÖĞÜT, SÖĞÜTÇAYIRI, SÖĞÜTGEDİĞİ, SÖĞÜTLÜAĞIL, BÖĞÜTTÜRMEK, BÖĞÜTLENMEK, YAYGINSÖĞÜT, KALKANSÖĞÜT, YUKARISÖĞÜT, SÖĞÜTLÜKAYA, SÖĞÜTLÜTEPE, ÖĞÜTEBİLMEK, SÖĞÜTPINARI, SÖĞÜTGİLLER, ORTASÖĞÜTLÜ, YANLIZSÖĞÜT
ÖĞÜTEBİLME, ÖĞÜTLENMEK, ÖĞÜTLEŞMEK, YOĞUNSÖĞÜT, YAYLASÖĞÜT, SÖĞÜTALANI, YATANSÖĞÜT, ÖĞÜTÜCÜLÜK, SÖĞÜTPINAR, YARIMSÖĞÜT, SÖĞÜTYAYLA, ÇATMASÖĞÜT, ÇATALSÖĞÜT, GÜNEYSÖĞÜT, ÇAKIRSÖĞÜT, KIZILSÖĞÜT, DİKMESÖĞÜT
SÖĞÜTTEPE, SÖĞÜTDERE, ALTISÖĞÜT, AKÇASÖĞÜT, SÖĞÜTLÜÖZ, SÖĞÜTÖREN, OYUMSÖĞÜT, SÖĞÜTYANI, SÖĞÜTYOLU, UZUNSÖĞÜT, ÖĞÜTÜLMEK, YAZISÖĞÜT, YENİSÖĞÜT, ÖĞÜTLEMEK, ÖĞÜTÇÜLÜK, SIRASÖĞÜT, EĞRİSÖĞÜT, SARISÖĞÜT, SÖĞÜTAĞIL, SÖĞÜTAĞZI, SÖĞÜTALAN
GÜRSÖĞÜT, SÖĞÜTELİ, ÖĞÜTÜLME, TOPSÖĞÜT, ÖĞÜTÜLÜŞ, GÖKSÖĞÜT, SÖĞÜTÇÜK, SÖĞÜTCÜK, BELSÖĞÜT, SÖĞÜTLÜK, SÖĞÜTÖZÜ, SÖĞÜTÖNÜ, SÖĞÜTKÖY, SÖĞÜTLER, ÖĞÜTLEME, DALSÖĞÜT, BAŞSÖĞÜT
AKSÖĞÜT, ÖĞÜTMEK, ÖĞÜTÜCÜ, ÖĞÜTLÜK, SÖĞÜTLÜ, SÖĞÜTCE
ÖĞÜTLÜ, ÖĞÜTÜŞ, ÖĞÜTME, ÖĞÜTAL, ÖĞÜTÇÜ
SÖĞÜT, NÖĞÜT
ÖĞÜT
ÖĞÜT
Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.
SÖĞÜTYAPRAĞI
Semerin arkasında görülen söğüt yaprağına benzeyen dikişler. (Senirkent Isparta). Yazma kenarına söğüt yaprağı biçiminde işlenen oya. (Yalvaç Isparta). Söğüt yaprağı biçiminde bir çul motifi. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
YUKARISÖĞÜTLÜ
Adıyaman ilinde, Çakırhüyük nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum ili, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SIRASÖĞÜTLER
Kastamonu şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SÖĞÜTYAYLASI
Kütahya ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YUKARISÖĞÜTÖNÜ
Eskişehir ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SÖĞÜTLÜGÖZLE
Balıkesir ilinde, Savaştepe ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
YORGUNSÖĞÜT
Ağrı kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
SÖĞÜTLÜDERE
Edirne kenti, Hasköy bucağına bağlı bir yer. Muğla ili, Kemer nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Osmaniye şehrinde, Kadirli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KIZILCASÖĞÜT
Ankara ilinde, Beypazarı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Denizli şehrinde, Çivril ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Uşak şehrinde, Banaz belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
SÖĞÜTÇAYIRI
Balıkesir ili, Susurluk ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
AVŞARSÖĞÜTLÜ
Kayseri şehri, Pazarören nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ÖĞÜTLEYEBİLME
Öğütleyebilmek işi.
ÖĞÜTLEYEBİLMEK
Öğütleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SÖĞÜTGEDİĞİ
Çanakkale şehrinde, Yiğitler bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SÖĞÜTLÜBAHÇE
Adıyaman şehrinde, Sincik ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖĞÜT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEĞİRMENLİK
Değirmende öğütülmek için ayrılmış (tahıl). Bir değirmen taşını işletecek güçte (akarsu).
BUĞDAY
Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.
AZI
Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
HAVARİ
Yardımcı. Bağlı olduğu önderinin düşünce ve inançlarını yayan kimse. Hz. İsa'nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği on iki yardımcısından her biri.
ATASÖZÜ
Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.
ÇİĞNEMEK
Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek. Egemenliği altına almak, hükmetmek. Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak. Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek.
KAVAK
Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç (Populus). Samsun iline bağlı ilçelerden biri.
HUTBE
Cuma ve bayram namazlarında minberde okunan dua ve verilen öğüt.
DEĞİRMEN
İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.
HİKMET
Bilgelik. Gizli sebep. Fizik. Öğüt verici söz. Felsefe. Tanrı'nın insanlar tarafından anlaşılamayan amacı.
KIRMAK
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. Gücünü, etkisini azaltmak. Yok etmek. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak. Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. Tahılı iri ve kaba öğütmek. Kaçmak, uzaklaşmak. İri parçalara ayırmak. Değerinden düşük fiyata almak. Belirli bir biçimde katlamak.
HOCA
Müslümanlıkta din görevlisi. Öğretmen. Medresede öğrenim gören sarıklı, cübbeli din adamı. Akıl öğreten, öğüt veren kimse.
DERS
Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.
AKIL
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.
KAKAO
İki çeneklilerden, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç, Hint bademi (Theobroma cacao). Bu ağacın meyvesinin çekirdeği. Bu tozdan su veya sütle hazırlanan içecek. Bu çekirdeklerin öğütülmesiyle elde edilen toz.
AKSÖĞÜT
Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir tür söğüt (Salix alba).
ÇİRİŞ
Çiriş otunun kökünün öğütülmesiyle yapılmış olan ve su ile karılarak tutkal gibi kullanılan esmer, sarı bir toz.
KARABİBER
Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki (Piper nigrum). Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli. Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kuru ve siyah tanesi. Bu tanelerin kurutulup öğütülmesiyle yapılmış olan toz.
AKKAVAK
Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).