Kelimeler arşivinde; içinde "ötür" olan, toplam 63 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ötür bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ötür ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ötür olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KÖTÜRÜMLEŞMEK
GÖTÜREBİLMEK, GÖTÜRÜNÜLMEK, KÖTÜRÜMLEMEK, KÖTÜRÜMLEŞME
PÖTÜRLEŞMEK, PÖTÜRDETMEK, GÖTÜREBİLME, SÖZGÖTÜRMEZ, HACIGÖTÜRET
KÖTÜRÜMLÜK, GÖTÜRMEMEK, BAŞGÖTÜREN, SUGÖTÜRMEZ, HAPGÖTÜREN, KÖSKÖTÜRÜM, GÖTÜRÜMSÜZ, GÖTÜRÜLMEK
HÖTÜRÜKLÜ, HAKGÖTÜRE, GÖTÜRÜMLÜ, GÖSGÖTÜRÜ, GÖTÜRÜLME, GÖTÜRTMEK, GÖTÜRÜNGÜ
GÖTÜRÜCÜ, HÖTÜRMEK, ÖTÜREKLİ, ÖTÜRMEYH, PÖTÜRLÜK, GÖTÜRMEK, GÖTÜRTME, ÖTÜRÜKLÜ
GÖTÜRME, ÖTÜRŞAH, GÖTÜRÜM, ÖTÜRMEG, ÖTÜRGEN, ÖTÜRGEÇ, GÖTÜRÜŞ, KÖTÜRÜM, KÖTÜRĞE, KÖTÜRGÜ, HÖTÜRÜK, GÖTÜRGÜ, GÖTÜRGE, ÖTÜRMEK, KÖTÜRGE, HÖTÜRÜM, KÖTÜRCE
ÖTÜREK, ÖTÜRME, KÖTÜRÜ, ÖTÜRÜK, ÖTÜRÜG, GÖTÜRÜ, KÖTÜRE
NÖTÜR, ÖTÜRE, ÖTÜRİ, ÖTÜRÜ, GÖTÜR
ÖTÜR
ÖTÜR
Itır çiçeği.
PÖTÜRLEŞMEK
Sivri olan şey kütleşmek: Kalemin ucu pötürleşti.
HAPGÖTÜREN
Büyük yaba. (Manyas Balıkesir).
PÖTÜRDETMEK
Sert bir şeyi ses çıkartarak yemek.
BAŞGÖTÜREN
Konya şehri, Obruk nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
SUGÖTÜRMEZ
Başka bir yoruma elverişli olmayan, kesin, sözgötürmez.
GÖTÜRÜNÜLMEK
Götürülmek.
KÖTÜRÜMLEMEK
Buğdayın içindeki iri samanı kalburlamak.
GÖTÜREBİLMEK
Götürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KÖTÜRÜMLEŞME
Kötürümleşmek işi.
HACIGÖTÜRET
Zayıf, güçsüz eşek.
KÖTÜRÜMLÜK
Kötürüm olma durumu.
GÖTÜREBİLME
Götürebilmek işi.
SÖZGÖTÜRMEZ
Sugötürmez.
KÖTÜRÜMLEŞMEK
Kötürüm duruma gelmek. Algılama özelliğini kaybetmek.
GÖTÜRMEMEK
Çekememek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖTÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇALGIN
Sıcak veya soğuktan gelişemeyerek cılız kalan ekin. Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek, çalık. Kötürüm, inmeli, sakat.
BİNAEN
Dayanarak. -den dolayı, -den ötürü, -diği için.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
APARMAK
Alıp götürmek. Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak.
DEĞİŞTİRMEK
Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak.
DOLAYI
Çevrede, etrafta bulunan. Ötürü.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ETMEN
Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri, amil, faktör.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ÇEKİCİ
Kaza veya arıza yapan, yanlış yere park eden aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt. Alımlı.
DÖKÜMLÜ
Niteliğinden ötürü kolayca istenilen biçim verilebilen (kumaş).
AŞIRMAK
Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak.
DİREKSİYON
Taşıta istenilen yönü vermeye ve taşıtı belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan düzenek, yönelteç.
CER
Çekme, sürükleyerek götürme.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
CEBELİ
Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker. Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.
ÇARPITMAK
Çarpık duruma getirmek. Yanlışa ve kötü duruma götürmek. Gerçek anlamından saptırmak.
BİNAENALEYH
Bundan dolayı, bundan ötürü, bunun için, bunun üzerine.
EMEKLEMEK
Dizler ve eller üzerinde yürümek. Bir işe yeni başlarken deneyimsizlikten ötürü acemilik geçirmek.
DÜMEN
Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça. Yönetim, idare. Dalavere, hile.