Kelimeler arşivinde; içinde "örgen" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örgen bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu örgen ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örgen olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖRGENSELKENT
ÖRGENCİLİK, ÖRGENÇELİK
ÖRGENDİRE, ÖRGENMEYH, ÖRGENÜSTÜ
ÖRGENSEL, ÖRGENMEK
GÖRGEN, YÖRGEN
ÖRGEN
ÖRGEN
Organ, uzuv.
ÖRGENÇELİK
Bir şeyi öğrenmek, alışmak için yapılan iş. İşi, ilk kez yapma deneme. İlk kez deneme olarak yapılan işte kullanılan gereçler.
ÖRGENÜSTÜ
Örgensel yapıda var olmayan; örgensel olandan daha yüksek bir düzeyde oluşan; kültürel denilen olgulara ilişkin kavram. Örgensel yaşantıya bağımlı olmasına karşın, her bakımdan ondan üstün olan kültür, bk. kendi kendini düzeltme yasası.
YÖRGEN
Eşkini fazla.
ÖRGENMEYH
Öğrenmek.
ÖRGENDİRE
Hayvan dürtmeye yarayan ucu bizli değnek, üvendire.
ÖRGENSEL
Örgenle ilgili, organik, uzvi.
ÖRGENSELKENT
Yirminci yüzyılın başında yaşamış kentbilimcilerin geliştirdikleri bir kurama göre, doğuşu, büyümesi ve yaşamının sona ermesi bir canlı varlığınkine tıpatıp benzeyen kentsel yerleşim yeri.
ÖRGENMEK
Öğrenmek. Eski türkçe ögrenmek: Öğrenmek (Erzincan Merkez).
ÖRGENCİLİK
İnsan toplumlarının canlı örgenlikleriyle aynı oluşum ve işleyiş düzenlilikleri bulunduğunu ileri süren kuram.
GÖRGEN
İyi gören kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRGEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İÇDAVRANIŞ
Canlı varlıkların salgı bezleri, solunum ve kan dolaşımı örgenlerinin işleyişinden başka, konuşma alışkanlıkları, tasarım ve düşünmeyi de kapsayan davranışlar.
BİREYOLUŞ
Örgenliklerin tarih içinde birer birey olarak belirmesi süreci.
KONOLUŞUM
Örgensel özdeciğin, kimyasal bağları değişmeden, az bir erke ayrımı ile alabildiği biçimlerin her biri.
AĞDIRIK
Dengesiz, eğik, bir yana devrik (yük). Tepenin arkası, tepenin görünmiyen yeri. Şımarık, ne oldum delisi, kibirli. Kusur, hata, eksik taraf, kabahat, ayıp, örgensel kusur, hastalık: Ağmansız adam olmaz. Eksik, kusur.
LAMARCKÇILIK
Canlı bir varlığın, yaşadığı sürece örgenlerinden birini kullanmasından ya da kullanmamasından doğan değişmelerin bir kuşaktan ötekine geçtiğini savunan bir evrim kuramı.
GÜDÜMBİLİM
Canlı örgenselliklerde ve makinelerde iletişim ve güdüm üzerindeki kuramları ve incelemeleri bir araya getiren bilim dalı. Canlı ya da cansız varlıklar arasında ya da kendi içlerinde denetim ve iletişim sorunlarıyla ilgilenen bilim.
DONYAĞI
Sabun ve mum yapımında kullanılan katı, hayvani yağ. Örgensel ağır yağların bir türü.
YASANLILIK
Toplumsal düzenlerin, insan eylemlerinin, örgensel yapıların ve benzerleri karmaşık nedensellik bağlantılarındaki ve yasalılık gösteren gelişmelerindeki yön belirliliği.
DİLKURDU
Ergini etyiyenlerin burun boşluğunda, kurtçuğu otçulların iç örgenlerinde asalaklanan ve süreğen bir nezle belirtisine yol açan, solucan benzeri eklembacaklı.
PARLAKLAŞTIRICI
Bırakıntının parlak görünmesini sağlayan ve kaplama işlemi sırasında yunağa karıştırılan örgensel özdek.
BİLEŞTİRME
Bileştirmek işi. Kimi kişilerde görülen ve bir duyu örgeniyle sağlanan algıları başka bir duyu örgeni ile sağlananlarla birleştirip kaynaştırma eğilimi. (Renkli işitmede olduğu gibi.). Bir kaynaktan sağlanan resme başka bir kaynaktan sağlanan resmi katarak gerçekleştirilen ve örtülü bileştirme ile elektronik örtülü bileştirme olarak iki çeşidi bulunan özel etki. Çeşitli ses kuşaklarındaki seslerin tek bir kuşak üzerinde toplanması. Çeşitli ses oluklarından gelen seslerin tek bir çıkış için birleştirilmesi. Çözümleme yoluyla soyutlanan parçaların, özelliklerin ve ilişkilerin tek bir bütün içinde birleştirilmesi işlemi.
ETKİLEYİCİ
Etkileyebilecek özellikte olan, karizmatik. Yönetici ya da örgeni diye benimsenen bir salgı bezi ya da kas topluluğu.
TALLIBİTKİLER
Kök, gövde, yaprak gibi ana örgenlerden yoksun bulunan ve çoğu asalak ya da çürükçül yaşayan ilkel bitkiler topluluğu; yatıkbitkiler.
KURTDÖKEN
Solucanları öldürerek ya da uyuşturarak, bulundukları örgenin doğal devimleri ve salgıları yardımıyla vücuttan dışarı atabilme etkisi gösteren ilâç; solucan düşürücü.
ALGILANAMAZ
Var olan koşullar altında duyu örgenleri ile ayırt edilemeyecek denli belirsiz olan.
SALKIMKÜFLÜCE
Atların, seyrek olarak develerle sığırların deri ve iç örgenlerinde irinli urlar yapan bulaşıcı mantar hastalığı.
İLETİCİ
Beyinden kas ve örgenlere komut götüren sinirler.
ÜRETKENLEŞTİRME
Freudçulara göre herhangi bir nesneyi üretim örgeni simgesi olarak görmek.
KASIKKÜFLÜCESİ
Asalak mantarların, üreme örgenleri çevresine yerleşmesinden doğan deri hastalığı.
ÇOĞUZ
Küçük bir özdeciğin yinelenmesinden oluşmuş, tekizleri kimyasal bağlarla birbirine ekli uzun özdecik. Örgensel özdeciklerin kendi aralarında birleşip kümelenerek oluşturdukları büyük kütleli dev özdecikler. Yinelenen yapısal kümelerin oluşturduğu, yüksek molekül ağırlıklı bileşikler, dev moleküller.