Kelimeler arşivinde; içinde "çökme" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çökme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çökme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çökme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇÖKME
Çökmek işi. Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması. Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması.
ÇÖKMEN
Kazma.
ÇÖKMEK
Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇÖKME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖKERTMEK
Çöktürüp oturtmak. Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak. Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak.
ÇÖKÜŞ
Çökme işi. Çömelip yere oturuş. Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması, inhitat, dekadans. Yıkılma.
GÖÇERTMEK
Bir şeyin çökmesine sebep olmak.
BATMA
Batmak işi. Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi. İflas etme. Yok olma, inkıraz. Yıkılma, çökme.
ÇÖKERMEK
Devenin çökmesini sağlamak.
ÇÖKÜNTÜ
Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.
ÇÖKTÜRMEK
Çökmesine yol açmak, çökmesine sebep olmak.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
FIRÇA
Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası. Resim yapma sanatı ve biçimi. Paylama.
GURUP
Ay, güneş, yıldız vb. gök cisimlerinin ufkun altına inmesi. Güneşin batması, batış. Çökmeye, yok olmaya yüz tutma.
ÇÜRÜMEK
Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak. Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak. Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek. Yıpranmak, çökmek. Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak.
ÇÖKÜM
Çökme biçimi, inhitat.
ÇÖKELMEK
Bir sıvının içinde erimiş olan katı bir madde bir ayıracın yardımıyla sıvı dibine çökmek, teressüp etmek.
ASILTI
Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu, süspansiyon. Böyle bir sıvı karışımı, süspansiyon.
DÜDEN
Kireçli bölgelerde kirecin erimesi veya yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu.
GÖÇMEK
Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek. Oturmak. Ölmek. Çökmek. Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek.
BATMAK
Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.
ÇÖREKLENMEK
Yılan halka durumunda kıvrılıp toplanmak. Bir yerde, orada yaşayanları rahatsız etme pahasına sürekli kalmak, yerleşmek. Çökmek, çömelmek. Rahat bir biçimde yayılıp oturmak. Bir duyguyu güçlü ve sürekli olarak duymak.
ÇATIRDAMAK
"Çatır" diye ses çıkarmak. Çökmeye, yok olmaya yüz tutmak, tehlikeli duruma düşmek.
ÇÖZÜLMEK
Çözme işine konu olmak. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak. Dağılmak, çökmek. Gevşemek, güçsüz kalmak. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.