Kelimeler arşivinde; içinde "çelik" olan, toplam 63 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çelik bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çelik ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çelik olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İMPARATORİÇELİK, ÇELİKLEŞEBİLMEK
ÇELİKLEŞTİRMEK, ÇELİKLEŞEBİLME
ÇELİKLEŞTİRME
ÇELİKPAMUĞU, HARMANÇELİK, ÇELİKLEŞMEK
ÇELİKKANAT, ÇELİKKALEM, ERGENÇELİK, İLMEKÇELİK, ÇELİKYÜREK, ÇELİKBİLEK, ÖĞRENÇELİK, KRALİÇELİK, ÖRGENÇELİK, ÇELİKLEŞME, ÇELİKLEMEK, ÇELİKLİLİK
ÇELİKTÜRK, ÇELİKKAYA, YENİÇELİK, ETEKÇELİK, ÇELİKGÜRÜ, KARAÇELİK, ÇELİKDERE, ÇELİKALAN, ÇELİKLEME, ÇELİKHANE, ÜSTEÇELİK
ÇELİKYAY, TAMÇELİK, ÇELİKTEN, ÇELİKTAŞ, ÇELİKLİK, ÇELİKTAN, ÇELİKSİZ, ÇELİKHAN, ÇELİKMEN, BAHÇELİK, ÇELİKLER, ÇELİKKÖY, ÇELİKKOL, ÇELİKKAN, ÇELİKBAŞ
ÇELİKER, ÇELİKLİ, PİÇELİK, ÖZÇELİK, ÇELİKSİ, ÖKÇELİK, LEÇELİK, KEÇELİK, ÇELİKEL, İŞÇELİK, ÇELİKSU, ÇELİKİZ, GEÇELİK, ERÇELİK, ÇELİKÖZ
İÇELİK
ÇELİK
ÇELİK
Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).
ÇELİKLEŞTİRME
Çelikleştirmek işi.
ÇELİKBİLEK
Güçlü, kuvvetli kimse.
İMPARATORİÇELİK
İmparatoriçe olma durumu.
ÇELİKLEŞEBİLMEK
Çelikleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ERGENÇELİK
Evlenmemiş kız ya da erkeğin yüzünde ve boynunda çıkan sivilceler.
İLMEKÇELİK
Çengelliiğne.
ÇELİKKALEM
Bir takımyıldızın adı.
ÖĞRENÇELİK
İlk yapılan iş, deneme, temrin.
HARMANÇELİK
Harman zamanı harmanlardan toplanan sadaka.
ÇELİKLEŞTİRMEK
Çelik durumuna getirmek. Güçlendirmek, güç kazandırmak.
ÇELİKKANAT
Güçlü, kuvvetli kimse.
ÇELİKLEŞMEK
Çelik durumuna gelmek. Güçlenmek, güç kazanmak.
ÇELİKYÜREK
Cesur, soğukkanlı kimse.
ÇELİKLEŞEBİLME
Çelikleşebilmek işi.
ÇELİKPAMUĞU
Özel hazırlanmış, uzun ve keskin kenarlı çelik tel tomarı. Verniklenmiş yüzeyleri düzeltmeye ya da matlaştırmaya yarar.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇELİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİLYE
Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne, misket, cıncık, zıpzıp. Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak.
DOYMA
Doymak işi. Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması. Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması, işba. Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması.
FREZE
Tornacılıkta, bir deliğin ağzını genişletmeye yarayan çelik alet. Frezeleme işinde kullanılan takım tezgâhı.
ÇELİKHANE
Çelik elde edilen fabrika.
ARDA
İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. Ardıl.
DİYAPAZON
Titreştirildiğinde ana seslerden birini veren, U biçiminde, küçük bir çelik araç.
BATİSFER
Su üstü araçlarına çelik kablo ile bağlanmış, negatif yüzebilirliği bulunan dalış küresi.
ÇAPLA
Maden kazımak için kullanılan çelik kalem.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
BURGU
Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet. Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal. Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet. Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon.
BİZ
Çokluk birinci kişiyi gösteren söz. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ. Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris). Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz.
BALTABAŞ
Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.
BIÇAK
Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç. Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç.
DEMİR
Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.
ÇELİKSİ
Çeliğe benzeyen, çeliği andıran, çelik gibi.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
ÇELİKLEME
Çeliklemek işi.
ÇELİKLİ
Çeliği olan, çelik içeren. Çelikle kaplı.
DOYURAN
Bir sıvının içinde eriyerek onu doyma durumuna getiren (madde). Bir çelik çubuğu doyma durumuna getiren indükleyici manyetik alan.
ÇELİKLEMEK
Çelik dikerek ağaç yetiştirmek.