İçinde AHT geçen 8 harfli kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "aht" olan 8 harfli toplam 31 tane kelime bulunmaktadır. İçerisinde aht bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Bunun yanında sonu aht ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aht olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan sözcüklerin linklerini kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BAYAHTAN

Hakikaten, gerçekten, ciddi olarak. Demin, az önce, şimdi.

YAHTUMAK

Yaktırmak, yakılmasına sebep olmak.

SAHTİYAN

Tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış genellikle keçi derisi.

MAHTAMAK

Övmek.

TAHTASIZ

Göğüs kemiği dümdüz kişi. İnancı, imanı az kimse.

TAHTAPOŞ

Balkon. Tahta karyola, kerevet.

TAHTABAŞ

İnce, zayıf yüzlü (kimse için). Balkon. Üstüne şilte serilerek yatmaya ya da oturmaya yarayan bir çeşit tahta karyola, kerevet. Ordu ilinde, Fatsa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

PEŞTAHTA

İş masası gibi kullanılan çekmece. Sarrafların üzerinde para saydıkları tahta.

TAHTYURT

Sivas ili, Altınyayla ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

TAHTAMAC

Üstüne şilte serilerek yatmaya ya da oturmaya yarayan bir çeşit tahta karyola, kerevet.

ALABAHTA

Üveyik kuşu.

TAHTALIK

Evlerde kap kaçağın konulduğu yer. (Gecnali Senirkent Isparta).

SİLAHTAR

Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir ve benzerleri devlet büyüklerinin silahlarına bakan ve koruyan kimse. Kayseri şehrinde, Felâhiye ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

SAHTELİK

Sahte olma durumu.

PAYİTAHT

Başşehir, başkent.

MALAHTER

Meşale.

AHTETMEK

Nikâh kıymak.

AHTARMAK

Karıştırmak, altüst etmek, çevirmek. Dolu olan bir şeyi boşaltmak. Baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek. Aramak, araştırmak, soruşturmak. Arayıp bulmak. Devirmek, yıkmak. Yenmek. Tavuk veya horoz toprak, çöp eşelemek. Mide bulanmak. Tohum ekmeden, tarlayı sürüp nadasa bırakmak. 1. Beslemek, yiyip içeceğini vermek.

YAHTULUH

Aydınlık.

NEGAHTAN

Birdenbire : Ali negâhtan hastalandı.