İçinde ZİYA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ziya" olan, toplam 51 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ziya bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ziya ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ziya olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ZİYADELEŞTİRMEK

14 harfli kelimeler

ZİYADELEŞTİRME, MALASSEZİYAZİS, ZİYARETPAYAMLI

13 harfli kelimeler

BİLHARZİYAZİS

12 harfli kelimeler

İADEİZİYARET, KÜÇÜKZİYARET, ZİYARETÇİLİK, ZİYADELEŞMEK

11 harfli kelimeler

ZİYADELEŞME, UZUNZİYARET, MALASSEZİYA, ZİYANKARLIK, ZİYADESİYLE, BİLHARZİYAL, ZİYANNATMAK, ZİYANTIKACI

10 harfli kelimeler

ZİYARATLIK, GAZİYARISI, ZİYASIZLIK, ZİYARETGAH, ZİYARETKÖY

9 harfli kelimeler

ZİYARETÇİ, AKZİYARET, ZİYAETTİN, ZİYARETLİ, RİYAZİYAT

8 harfli kelimeler

ZİYANLAR, ZİYANKÜN, ZİYANKAR, KÖRZİYAR, RAZİYANE, ZİYANSIZ

7 harfli kelimeler

GAZİYAK, ZİYADAR, ZİYAFET, ZİYARAT, ZİYARET, ZİYASIZ, BOZİYAR, ERZİYAN, ZİYANCI, ARZİYAT

6 harfli kelimeler

BOZİYA, ZİYADA, ZİYARE, ZİYALI, ZİYADE

5 harfli kelimeler

ZİYAN, ZİYAT

4 harfli kelimeler

ZİYA

Bazı kelimelerin anlamları

ZİYA

Işık.

MALASSEZİYA

Köpek ve kedilerin derilerinde ve kulaklarında normal olarak bulunan ve derinin önemli bir fırsatçı patojeni olarak değerlendirilen bir grup lipofilik mantar. Malassezia pachydermatitis ve Malassezia canis türlerinden oluşur.

ZİYANKARLIK

Ziyankâr olma durumu.

BİLHARZİYAZİS

Şistosomozis.

ZİYADELEŞMEK

Çoğalmak.

BİLHARZİYAL

Şistosomal.

ZİYADELEŞME

Çoğalma.

ZİYARETPAYAMLI

Adıyaman ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

KÜÇÜKZİYARET

Şanlıurfa ilinde, Suruç belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ZİYADELEŞTİRMEK

Çoğaltmak.

İADEİZİYARET

Daha önce yapılmış olan ziyarete ziyaretle karşılık verme.

ZİYADELEŞTİRME

Çoğaltma.

ZİYADESİYLE

Fazlasıyla.

UZUNZİYARET

Şanlıurfa ilinde, Karacadağ bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ZİYARETÇİLİK

Ziyaretçi olma durumu.

MALASSEZİYAZİS

Malassezia türleriyle köpek ve kedilerde oluşan yerel veya yaygın, kızarıklık, aşırı pigmentasyon, pullanma ve tüy dökülmesiyle belirgin dış kulak yangısı ve deri yangısıyla belirgin mantar enfeksiyonu.

  -   -   -  

Anlamında ZİYA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZİYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇOĞALTMA

Çoğaltmak işi, teksir, fazlalaştırma, ziyadeleştirme. Bir sanat eserinin aslına uygun olarak yapılmış olan taklidi, reprodüksiyon.

HASTEL

Daha ziyade gençlerin ve araştırmacıların konaklaması için yapılmış ve belirli kurallara göre yönetilen ucuz tesisler.

GELMEK

Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

GEZELEME

Gezelemek işi. Gelin ve damadın düğünden sonra akrabalarına yaptıkları ziyaret.

FAZLA

Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

GÖRÜŞ

Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.

ÇOĞALTMAK

Miktarını, sayısını, ölçüsünü artırmak, fazlalaştırmak, ziyadeleştirmek. Çoğaltma makinesi kullanılarak sayısını artırmak, teksir etmek.

IŞIK

Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.

HEDER

Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma.

GÖRMEK

Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

HACCETMEK

Müslümanlıkta hac zamanında Kâbe'yi ziyaret ve tavaf etmek. Hristiyanlıkta kutsal sayılan yerleri ziyaret etmek.

ÇALMAK

Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.

HACI

Din buyruklarını yerine getirmek için hacca gitmiş Müslüman. Kudüs, Efes vb. kutsal bir yeri ziyaret etmiş olan Hristiyan.

ÇOĞALMA

Çoğalmak işi, fazlalaşma, ziyadeleşme.

EKMEK

Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Yemek, aş. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Yarışta geçmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Toprağı ekip biçmek için kullanmak.

ARAMAK

Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.

ÇOĞALMAK

Azken çok olmak, çok duruma gelmek, artmak, fazlalaşmak, ziyadeleşmek.

HAC

Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi. İslam'ın beş şartından biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılmış olan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti.

HÜSRAN

Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı, batkı. Zarar, ziyan.

ÇARÇUR

"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.