Kelimeler arşivinde; içinde "zayıf" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zayıf bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zayıf ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zayıf olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ZAYIFLATABİLMEK, ZAYIFLAYABİLMEK
ZAYIFLATABİLME, ZAYIFLAYABİLME
ZAYIFLATMAK
ZAYIFLAMAK, ZAYIFLATMA, ZAYIFLAYIŞ
ZAYIFLAMA
ZAYIFLIK
ZAYIFSI
ZAYIF
ZAYIF
Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Çok az. Başarısızlığı gösteren not.
ZAYIFLATMA
Zayıflatmak işi.
ZAYIFLAYABİLME
Zayıflayabilmek işi.
ZAYIFLATMAK
Zayıf olmasına yol açmak.
ZAYIFLIK
Zayıf olma durumu.
ZAYIFLATABİLME
Zayıflatabilmek işi.
ZAYIFLATABİLMEK
Zayıflatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAYIFLAMAK
Zayıf duruma gelmek.
ZAYIFLAMA
Zayıflamak işi.
ZAYIFLAYABİLMEK
Zayıflama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAYIFLAYIŞ
Zayıflama işi.
ZAYIFSI
Zayıfça.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAYIF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CILIZ
Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.
ARIK
Ark. Fide ya da fidan dikilen yer. Zayıf, cılız, kuru, sıska.
ARGIN
Bitkin. Beceriksiz. Zayıf.
BOZULMAK
Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.
ÇELİMSİZ
Güçsüz, zayıf, nahif.
ARIKLIK
Zayıflık, sıskalık.
BİTMEK
Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.
ÇELİK
Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
CILIZLAŞMAK
Zayıf ve güçsüz düşmek, zayıflamak. Gücünü, değerini yitirmek. Basitleşmek, değersizleşmek, önemsizleşmek.
CIRBOĞA
Bir tür çöl sıçanı (Dipus Caegyptius). Cılız, zayıf, çelimsiz çocuk.
DARALMAK
Dar duruma gelmek, küçülmek. Zayıflamak. Güçleşmek, zorlaşmak. Başı dara gelmek, bunalmak. Sıkışmak. Azalmak.
DAMAKSIZ
Damağı olmayan. Sivri uçlu balıkçı iğnesi. Tat alma duyusu zayıflamış olan veya bu duyuyu tamamen yitirmiş olan (kimse).
ÇİROZLAŞMAK
Uskumru, yumurtasını atarak zayıflamak. Çok zayıflamak.
DÜŞÇÜLÜK
Düşçü olma durumu. Bilincin zayıflamasıyla ortaya çıkan bir ruh bozukluğu durumu.
AVANS
Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.
ÇİROZ
Yumurtasını atarak zayıflamış uskumru balığı. Bu balığın kurutulmuşu. Çok zayıf (kimse).
ÇIRPI
Dal, budak kırpıntısı. Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.
DUYARLIK
Duyarlılık. Bir duyar katın ışıktan etkilenme yeteneği. Zayıf bir etkiye karşı, tepki gösterebilme yeteneği.
ÇİROZLUK
Zayıflık, kuruluk.