İçinde YAYVAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yayvan" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yayvan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yayvan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yayvan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

YAYVANLAŞMAK

11 harfli kelimeler

YAYVANLAŞMA, YAYVANDORUK

10 harfli kelimeler

YAYVANAĞIZ, YAYVANTEPE

9 harfli kelimeler

YAYVANLIK

6 harfli kelimeler

YAYVAN

Bazı kelimelerin anlamları

YAYVAN

Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş.

YAYVANLAŞMAK

Yayvan duruma gelmek.

YAYVANDORUK

Şanlıurfa kenti, Harran ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

YAYVANLAŞMA

Yayvanlaşmak işi.

YAYVANTEPE

Diyarbakır kenti, Ergani belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Mardin ilinde, Midyat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

YAYVANLIK

Yayvan olma durumu.

YAYVANAĞIZ

Boşboğaz, gereksiz konuşan.

  -   -   -  

Anlamında YAYVAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YAYVAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LEĞEN

Genellikle, içinde bir şey yıkamak için kullanılan metal veya plastikten yayvan kap. Gövdenin arka veya alt ucunda bulunan, bir yandan omurganın bel bölümüyle, öte yandan bacaklarla eklemlenen kemik çatı, havsala.

LENGER

Yayvan ve kenarları geniş, büyük bakır kap. Gemi demiri. Bu kabın alabileceği miktarda olan.

BADYA

Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı.

DÜZ

Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.

DAĞAR

Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap. Dağarcık.

ÇANAK

Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap. Göstermelik, yalan yanlış, önceden belirlenmiş sonucu almaya yönelik. Göz çukuru. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü. Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi.

KÜREK

Toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç. Kürek cezası. Küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç.

MABLAK

Hamur, merhem, boya vb. şeyleri ezip karıştırarak yoğurmak için kullanılan ve bir ucu ele alınacak biçimde saplı, öbür ucu yassı olan alet. Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan, uzun saplı ve yayvan uçlu tahta kepçe.

DÖŞEKLİ

Döşeği olan. Yalpası az olan yayvan gemi.

PALET

Ressamların boyaları üzerine dizerek fırça ile karıştırdıkları tahta veya porselen levha. Tankın veya bazı iş makinelerinin her türlü arazide yol almasını sağlayan iki yanındaki tekerleklerini içine alan metal şerit, tırtıl. Hızlı yüzmek için ayağa geçirilen araç. Sanayide çeşitli amaçlarla kullanılan yayvan ve geniş levha.

İŞPORTA

Gezici satıcıların mallarını koymaya yarayan yayvan sepet veya bu işi gören, ona benzer araç, sergi. Açıkta yapılmış olan satış.

GONDOL

Genellikle Venedik'te kullanılan, ayakta, kıç tarafta tek kürekle yürütülen, 10 metre uzunluğunda, yassı ve iki başı yukarıya kıvrık kayık. Genellikle söz ve nişanlarda kız tarafına içine şeker, çikolata vb. konularak armağan olarak verilen, kesme cam veya gümüşten, yayvan, kayık biçiminde tabak.

PALAN

Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir tür eyer.

KULAKLI

Kulağı herhangi bir biçimde olan. İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tava, tencere, kazan vb. Kulağa benzer çıkıntısı olan. Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir tür yatağan.

KUŞANE

Özellikle kuş etlerini pişirmekte kullanılan, yayvan, küçük tencere.

KAYMAK

Sütün ya da yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema. Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek. Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka. Anlamı değişmek. Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü. Durum değiştirmek. Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Kurtulmak. Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz. Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak. Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek.

KESTANECİK

Prostat. Atların her bacağında birer tane çıkan, boynuz dokusunda olan kısa ve yayvan uzantı.

ABLAK

Yayvan ve dolgun (yüz).

HÖYÜK

Tarih boyunca türlü nedenlerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe. Toprak yığını, küçük tepe.

KAKTÜS

Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki, atlas çiçeği (Cactus).