İçinde YAYA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yaya" olan, toplam 36 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yaya bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yaya ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yaya olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

YAHYAYAZICILAR

13 harfli kelimeler

SICAKLIKYAYAR, YAYALAŞTIRMAK, BERÇİNYAYALAR

12 harfli kelimeler

YAYALAŞTIRMA, BOYAYABİLMEK, DAYAYABİLMEK, YAYAKIRILDIK

11 harfli kelimeler

BOYAYABİLME, DAYAYABİLME, YAYAKLAŞMAK

10 harfli kelimeler

YAYABİLMEK, YAYALANMAK

9 harfli kelimeler

YAYAKBAŞI, YAYABİLME, YAYAKOMAK, KÜÇÜKYAYA, YAYALAMAK, YAYARMUDU

8 harfli kelimeler

YAYAKENT, SESYAYAR, YAYABEYİ, YAYABAŞI, YAYAAĞAÇ, KAYAYAĞI, ISIYAYAR

7 harfli kelimeler

YAYAKÖY, YAYALAK, YAYALAR, YAYALIK, YAYANCA

Bazı kelimelerin anlamları

YAYA

Yürüyerek giden kimse. Osmanlılarda Yeniçeri Ocağından önceki dönemlerde Türklerden kurulan asker teşkilatı ve askeri. Yayan. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş kimse.

BOYAYABİLMEK

Boyama imkânı veya olasılığı bulunmak.

DAYAYABİLME

Dayayabilmek işi.

YAYALANMAK

Kaz gibi, iki yana sallanarak yürümek.

BERÇİNYAYALAR

Ankara ili, Kızılcahamam belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

YAYALAŞTIRMAK

Yolu araç trafiğine kapatıp sadece yayaların kullanımına açmak.

BOYAYABİLME

Boyayabilmek işi.

SICAKLIKYAYAR

Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızılötesi ışınları kaydeden cihaz, termograf.

YAYAKIRILDIK

Manisa şehri, Akhisar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

YAYABİLME

Yayabilmek işi.

DAYAYABİLMEK

Dayama imkânı veya olasılığı bulunmak.

YAYAKBAŞI

Düzce ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

YAHYAYAZICILAR

Bartın ilinde, Amasra ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

YAYAKLAŞMAK

Yaya olmak, piyade olmak.

YAYABİLMEK

Yayma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YAYALAŞTIRMA

Yayalaştırmak işi. Kent yollarından bir bölümünün, yalnız yürünebilen yerler durumuna getirilmesi ya da düzentasarlarla, yürümeye ve yürüyenlere daha geniş alanlar ayrılması işlemi.

  -   -   -  

Anlamında YAYA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YAYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞIZOTU

Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.

CEP

Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.

BOYALI

Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış. Yüzünü çok boyamış olan, makyajlı (kadın).

BANKET

Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.

ARKALIKLI

Arkalığı, sırt dayayacak yeri olan.

BOYAMAK

Boya sürerek veya boyaya batırarak renk vermek. Azarlamak. Ağır söz söylemek, aşağılamak.

GABARİ

Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek. Motorlu veya motorsuz taşıtların köprü vb. altından rahatça geçebilmeleri için en yüksek boyutları belirten ölçüler. Bir binanın, yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.

DOĞURMAK

Yavru dünyaya getirmek, doğum yapmak. Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak.

ÇAĞANOZ

Kabukluların ön ayaklılar alt takımından, eti için avlanan, pavuryaya benzer küçük su hayvanı (Carcinus).

ÇATMAK

Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.

DÜNYALI

Dünyaya ait olan.

CEBECİ

Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

DOSYALAMAK

Yazıları, belgeleri dosyaya koymak.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.

DRAGON

Ejderha. Batı ordularında, atlı veya yaya olarak çarpışan asker sınıfı.

BOYDAK

Yükü olmayan yaya. Bekâr, yalnız, serbest.

DOĞMAK

Dünyaya gelmek. Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak. Ortaya çıkmak, sonucu olmak. Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek.

FALANJ

Eski Yunanlarda, özellikle Makedonya yayalarının çekirdeğini oluşturan mızraklı alay. Bazı ülkelerde yarı askerî, siyasi kuruluş.

EN

Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı. Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime.