Kelimeler arşivinde; içinde "yasan" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yasan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yasan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yasan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YASANDIRMAK
YASANLAMAK, YASANLILIK, YASANNAMAK, YASANNIMAK
YASANIMAH
DALYASAN, TALYASAN, YASANMAK
YASANLI
YASAN
YASAN
Dokuztaş oyununda üç taşı bir sıraya dizme. Birdenbire yapılan baskın, korkutma (oyunda). Düzen, oyun, dalavere. İm, belirti. Bir işi yapma isteği, hazırlığı, kararı. Öngörü. Düzen. İnsanın önceden tasarlayıp ulaşmak için çabalarını üzerinde yoğunlaştırdığı bir erek. Tertip, düzen. Bir işi yapma isteği, karar.
YASANIMAH
Tasarlamak, akıldan geçirmek.
YASANNIMAK
Kestirmek, öngörmek. Saptamak.
TALYASAN
Eskiden, başa sarılan sarığın sırta uzanan bölümü.
YASANLI
Sözlü, nişanlı.
YASANMAK
Yatmak, uzanmak, serilmek, devrilmek. Meyletmek, dayanmak, niyetlenmek, tasarlamak. Karargâh edinmek.
YASANLAMAK
Bir işi yapmayı tasarlayıp, olanak gözetmek. Gizlice gözlemek, izlemek, incelemek. Kestirmek, öngörmek. Saptamak. Öğrenmek: Olduğu yeri yasanladım. Sezmek. Düzenlemek, gözden geçirmek: Ben onu birkaç gün önce yasanlamıştım. Öfkesini geçirmek, yatıştırmak (birinin). Buyruğu altına almak, aşağılamak. Nişanlamak, sözlemek, başını bağlamak.
DALYASAN
Sarıkların omuz üzerine dökülen ucu.
YASANLILIK
Toplumsal düzenlerin, insan eylemlerinin, örgensel yapıların ve benzerleri karmaşık nedensellik bağlantılarındaki ve yasalılık gösteren gelişmelerindeki yön belirliliği.
YASANDIRMAK
Kurulu yayı açtırmak.
YASANNAMAK
Bir işi yapmayı tasarlayıp, olanak gözetmek. Gizlice gözlemek, izlemek, incelemek. Kestirmek, öngörmek. İm, işaret koymak. Hazırlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YASAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÖNBİLGİ
(Durkheim) Bütün bilimlerin, özellikle de toplumbilimin temelinde yatan ve toplumsal olguların nesnel olarak tanınabilmesi için ortadan kaldırılması gereken ön tasarımlar. Bir yasanın, bir yargının, bir buyruğun gerekçesini oluşturmak üzere başa eklenen kısa yazı.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
YASAL
Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni, meşru, legal.
ERGİN
Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. Kişisel haklarını kendi kullanabilmesi için yasanın gösterdiği on sekiz yaşına gelmiş olan (kimse), reşit.
GENELLEŞTİRME
Genel duruma getirme. Tek tek veya özel durumlardan genel bir yasanın, önermenin çıkarılması, tamim.
DURGUNLUK
Durgun olma durumu. Alışverişin azlığı vb. nedenlerle piyasanın durgun olması, resesyon.
LAFIZ
Söz, kelime. Yasanın sözle anlatmak, bildirmek istediği anlam.
NOTER
Çeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak ve yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi, kâtibiadil. Bu görevlinin çalıştığı yer, noterlik.
MİYAR
Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık, saflık ve değer derecesini gösteren ölçü. Ölçüt, ölçü. Ayıraç.
YASALI
Yasaya uygun veya yasanın buyurduğu, kanuni.
GEREKÇE
Gerektirici sebep, esbabımucibe. Bir yasanın önerilmesi ve hazırlanmasında, yasa tasarısının hazırlanış ve maddelerin düzenleniş sebepleri. Bir önermenin kendiliğinden var kıldığı gereklik, lazıme. Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebepler.
REVİZYONCULUK
Bir öğretinin, bir anayasanın, bir antlaşmanın yeniden gözden geçirilmesi için savaşan kimse veya yeniden gözden geçirmeyi gerektiren görüş, revizyonizm.