Kelimeler arşivinde; içinde "vergi" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vergi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu vergi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vergi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
VERGİLENDİRİLMEK
VERGİLENDİRİLME
VERGİLENDİRMEK
VERGİLENDİRME
VERGİCİLİK, VERGİLEMEK
VERGİLEME
VERGİSİZ, VERGİNEN
VERGİCİ, VERGİLİ
VERGİN
VERGİ
VERGİ
Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.
VERGİLİ
Vergisi olan, vergi ödenen. Hayırsever. Verimli.
VERGİCİ
Tahsildar.
VERGİLENDİRİLME
Vergilendirilmek işi.
VERGİNEN
Ver: Gamçıyı mana verginen.
VERGİLEME
Vergilemek işi.
VERGİN
Verici, özverili kimse.
VERGİLEMEK
Vergi koymak.
VERGİLENDİRME
Vergilendirmek işi.
VERGİCİLİK
Tahsildarlık.
VERGİLENDİRMEK
Bir kimseyi veya bir şeyi vergiye bağlamak.
VERGİLENDİRİLMEK
Vergilendirme işi yapılmak.
VERGİSİZ
Vergisi olmayan, vergi ödenmeyen.
Bu bölümde tanımı içerisinde VERGİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÜMRÜKLÜ
Gümrük vergisi ödenmesi gerekli olan. Gümrük vergisi ödenmiş olan.
DEFTER
Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
İSPENÇ
Bodur bir cins horoz veya tavuk. Tarımla uğraşan Hristiyan uyruktan alınan bir tür vergi.
FİSKAL
Hazineye ilişkin. Vergiye ilişkin.
İŞGALİYE
İşgal edilen yere ödenen ücret veya vergi.
AVARIZ
Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.
HARAÇ
Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para. Osmanlı Devleti'nde Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü oldukları vergi. Osmanlı Türklerinde genellikle toprak sahiplerinden devletçe alınan vergi.
DEKLARE
"Bildirilmek; gümrüklerde vergi konusu olacak eşya vb.ni resmî makama bildirmek" anlamlarındaki deklare etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.
AĞNAM
Sayım vergisi.
CİZYE
İslam ülkelerinde Müslüman olmayanlardan alınan bir vergi türü.
GÜMRÜK
Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi. Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu. Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer.
AĞNAMCI
Sayım vergisi toplayan kimse.
BEYANNAME
Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge, bildirge. Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda, bağlı oldukları vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi.
HARAÇLI
Haraca bağlanmış, vergi ödeyen.
GÜMRÜKSÜZ
Gümrük vergisi ödenmesi gerekmeyen. Gümrük vergisi ödenmemiş, kaçak.
BAKAYA
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Kalıntılar.
AYAKBASTI
Bir yere dışarıdan gelen insan ve eşyadan alınan vergi, toprakbastı.
BAÇ
Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi. Zorla alınan para, haraç.
FİŞ
Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.