İçinde VARIN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "varın" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde varın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu varın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında varın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

VARIN

Varırsın.

VARINCASI

Hepsi.

SUVARINILMAK

Suvarılmak, su içirilmek.

VARINCA

Diyarbakır şehrinde, Hazro ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

VARINI

Olduğunu, bulunduğunu.

  -   -   -  

Anlamında VARIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VARIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATEŞYUVAR

Taşyuvarın altında olduğu düşünülen, ergimiş silis tuzlarıyle gazlardan bileşik ve yüksek basınçlar altında bulunduğu için çok ağdalı hamur kıvamında, magmadan yapılı ateş küresi.

ARIH

Temiz, tertemiz, saf, iyi. Hayvanların koşulduğu okun arabaya bağlı olduğu çatal kısım. Zayıf, cılız, sıska. Zayıf. Davarın zayıf olanı, kötüsü, karşılığı arık.

TEFARİK

Genellikle kırmızı, beyaz ve mor kumaştan dikilen, gömlek ve şalvardan oluşan, kol ağızları, paça kenarları ile şalvarın yanları işlenmiş kadın giysisi. Yüksekliği 60-100 santimetre olan, büyük yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitki (Pogostemon patchouly).

HAVA

Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.

EKVATOR

Fındık, ceviz vb. meyvelerin ölçümünde kullanılan bir birim. Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember, eşlek, istiva hattı.

BALİSTİK

Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

AKKOR

Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.

OTUZLUK

Yaşı otuz civarında olan. İçinde otuz adet bulunan. Otuz lira değerinde olan.

AKANYILDIZ

Güneş dizgesine bağlı, kesin yörüngeleri bulunmayan ve bu nedenle havayuvarının üst katmanlarına girince ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gökcismi. Yer'in havayuvarına girince sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen meteor. Güneş sistemi içinde hareket ederken dünya atmosferinin üst katmanlarına girip sürtünme sonucu ateş külçesi durumuna dönüşen küçük nesne.

AVKAS

Üstü kapalı veya açık su yolu, ark, bahçe duvarlarında açılan su deliği. Bahçe duvarına açılan delik.

KUYU

Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genel olarak silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur. İçinden çıkılamayan durum ya da yer. Toprağa kazılan derince çukur. Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu.

ALTHAVAYUVARI

Havayuvarının, yerden yaklaşık 12 km. yüksekliğe ulaşan, yere yakın kesiminde tüm iklim olaylarının görüldüğü altbölüm.

TAKOZ

Bir eşyanın altına kıpırdamadan dik durması için yerleştirilen ağaç kama, kıskı. Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası. Kaba saba insan. Bir taşıtın kaymaması, kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen tahta, plastik vb. engel. Kızaktaki geminin, üstünde oturduğu ağaçlardan her biri. Çivi çakmak için duvarın içine yerleştirilen ağaç parçası.

AĞAN

Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.

BAĞSAMBAK

Yapılan duvarın üstünü çıkmak için kullanılan araç. (Sevdiğim Kırşehir).

ELEKTROŞOK

Ruh hastalıklarında, beyinden, kalp atışındaki düzensizliklerde göğüs duvarından çok kısa süreli yüksek elektrik akımı geçirerek hastayı iyileştirme yöntemi.

BALH

Su kaynatılan kaplarda biriken kireç tabakası: Samavarın içi balh tutup. Suyun bayatlamasından oluşan tortu.

BER

Davar sağılan yer, ağıl. Davarın sağılma zamanı. Koyunların sıra halinde sağılması.

ABOMAZOPEKSİ

Şirdenin sağa veya sola yer değiştirmelerinde, şirdenin normal konumuna getirildikten sonra karın duvarının tabanına tespit edilmesi.