Kelimeler arşivinde; içinde "vahşi" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vahşi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu vahşi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vahşi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
VAHŞİLEŞTİRMEK
VAHŞİLEŞTİRME
VAHŞİLEŞMEK, VAHŞİCESİNE
VAHŞİLEŞME
VAHŞİYANE
VAHŞİLİK
VAHŞİCE
VAHŞİ
VAHŞİ
Yabani. Yırtıcı (hayvan). Kaba, saygısız, uyum sağlayamayan (kimse).
VAHŞİLEŞTİRME
Yabanileştirme.
VAHŞİLEŞTİRMEK
Yabanileştirmek.
VAHŞİYANE
Vahşice.
VAHŞİCE
Vahşi bir biçimde, vahşicesine, vahşiyane.
VAHŞİLİK
Yabani olma durumu, yabanilik.
VAHŞİLEŞME
Yabanileşme.
VAHŞİCESİNE
Vahşice.
VAHŞİLEŞMEK
Yabanileşmek. Durdurulamamak, zapt edilememek.
Bu bölümde tanımı içerisinde VAHŞİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YABANIL
İlkel yaşayan (kimse), yabani, vahşi. Evcil olmayan (hayvan), vahşi. İnsan bakımı ile yetişmemiş (bitki).
ÇAVI
Azgın, vahşi.
RAGAMUFFİNKEDİSİ
Amerika'dan köken alan, muhtemelen vahşi kedilerin Burmese ve Birman ırkı kedilerle birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, yüzünde siyamlar gibi siyah veya kahve maske bulunabilen, kulak çevreleri koyu çizgilerle çevrili, tüyleri yumuşak, sık, ipeksi, pelüşe benzeyen ve baş bölgesinde yele şeklini almış, rengi genellikle tek renkli, mühürlü, tekir, kaplumbağa deseni, vaşak ve vizon, renkleri farklı olmasına rağmen gözleri genellikle parlak ve derin mavi renkli, kuyruğu uzun ve kuş tüyü görünümünde bol tüyle kaplı, ergenliğe geçişleri diğer kedilere göre daha yavaş, uysal, sıcakkanlı, sevecen, yarı uzun tüylü kedi ırkı.
CINDIRA
Ufak tefek insan. Vahşi at ve sığırları yakalamakta kullanılan, ucunda urgan halka bulunan çatal ağaç.
YAMYAM
Daha çok din, tapınma, büyü vb. amaçlarla insan eti yiyen (kimse). Açgözlü (kimse). Yabani, vahşi.
KARAKULAK
Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan (Caracal melanotis). Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, haberci.
GÜRELENMEK
Yabanileşmek, vahşileşmek. Yavaş yavaş alışkanlığını kaybetmek.
YABANİLEŞMEK
Yabani duruma gelmek, yabanıllaşmak, vahşileşmek.
HALAYLAMA
Vahşi hayvanları kaçırmak için bağırma: Bir ayı gördüm çok korktum, halaylıyamadım.
OCİKEDİSİ
Amerika'dan köken alan, Habeş, Amerikan kısa tüylü ve Siyam ırkları karışımından oluşan, Güney Amerikalı vahşi kedi Ocelat'a benzerliği nedeniyle bu adı almış, iri vücudu, kısa ve muntazam gövdesi, gelişmiş kasları ve geniş göğüs yapısı sayesinde oldukça atletik görünen, küçük ve oval baş yapısı ve dikkat çekici boyutlardaki büyük kulakları en belirgin özelliği olan, tüyleri yumuşak ve benekli, genelde gümüş tonları, kahve lila ve çikolata renklerinde, yüz bölgesindeki tüyleri vücudundakilere göre daha açık renkli, akılcı ve mantıklı yapıda, oldukça etkin, atletik ve sportmen, zamanla Siyamların uyanık, nazik ve sevecen yapılarını da alan, kısa tüylü kedi ırkı.
DOBERMAN
Almanya'dan köken alan, muhtemelen eski kısa tüylü çoban köpekleri, Rottweiler, siyah ve ten rengi Teriyer, Alman Pinşır ve bazı kaynaklara göre bunlara ilaveten Beauceron ve İngiliz tazısı ırkları arasında yapılan birleştirmeler sonucu 1860'lı yıllarda Almanya'da geliştirilmiş, zarif fakat adaleli, çok güçlü, göğsü derin, sırtı kısa ve adaleli, boynu zarif, derisi vücudunu sıkı saran, tüyleri kısa sık ve sert, rengi genelde siyah veya siyah-pas rengi, mavimsi gri, kızıl veya açık kahverengi olanlarına da rastlanan, kulaklar genellikle 12 haftalıkken kesilen, kesilmediğinde ise av köpeği şeklinde sarkık duran, bacakları yere dik basan, yürüyüşü elastik ve zarif, yüzyıldır mükemmel bir bekçi köpeği olarak yetiştirilen, azimli, enerjik ve güçlü, oldukça zeki ve eğitimi kolay, korkusuz ve kendine güvenen fakat vahşi olmayan, doğal olarak sahibini ileri derecede koruyan, iz sürme, bekçilik, koruma, polis ve ordu görevleri, arama ve kurtarma, terapi köpekliği, itaat yarışmaları olmak üzere pek çok alanda yetenekli köpek ırkı, Doberman pinşır.
YABANILLIK
Yabanıl olma durumu, vahşilik, vahşet.
SAVANNAHKEDİSİ
Afrika'dan köken alan, Afrika yerlileri tarafından binlerce yıldır yetiştirilen vahşi Serval kedisiyle evcil kedilerin birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, zamanla Serval kedisinin vahşi güzelliği, çarpıcı ve farklı vücut yapısıyla evcil kedilerin uyumlu karakterlerinin birleşimi olan ve kendine özgü bir özellik kazanan, ağzı konveks bir biçimde kavisli, çene yapısı güçlü ve burunla birlikte yüze vahşi bir görünüm kazandıran, gözleri orta büyüklükte oval ve badem şeklinde, göz rengi zengin yeşil, sarı, altın veya karamel kahve gibi tüm canlı renklerde olabilen, ayrıca gözün iç açısında gözyaşı şeklinde bir lekenin olması karakteristik, tüyleri sık ve parlak, renk ve desenleri noktalı, tekir ve tek renkte olabilen, suyu ve suda oynamayı çok seven, zeki, oldukça oyuncu, hareketli ve sosyal yapıda, yumuşak, sıcakkanlı ve nazik mizaçlı, yarı uzun tüylü kedi ırkı.
SAFARİ
Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.
KESMEK
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
KAFES
Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
VAHŞET
Yabani, vahşi olma durumu. Issızlık, yalnızlık. Korku, ürküntü.
AZULU
Vahşi, yırtıcı, yabani: Ahmedin azulu bir eşeği var.
DENİZAYGIRI
Denizlerde yaşayan bir tür vahşi hayvan.
YABAN
İnsan yaşamayan ıssız yer. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki. Issız.