İçinde UNACA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "unaca" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde unaca bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu unaca ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında unaca olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

UNACA

Giresun kenti, Karabulduk nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

TUNACAN

Görkemli, gösterişli kimse.

SUNACAK

Ekinleri kağnıya yüklemekte kullanılan ucu çatallı bir araç.

DULUNACAK

Mağrip.

  -   -   -  

Anlamında UNACA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UNACA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TUTAMAKSIZ

Tutunacak, dayanacak, güvenecek şeyi olmayan.

EMİCEK

Meme başı, yapma meme, emzik. Arı kurdunun saklı bulunduğu mumlu korunacak. Ballıbaba denilen bir çeşit bitki. Meme emme zamanı geçtiği halde, emmeye devam eden kuzu ve oğlakların ağzına takılan ince ağaçtan yapılmış burunsalık. Ümit. Gelir kaynağı, fayda sağlayan mülk. Besin, gıda, azık.

HAŞİL

Pişirilmiş hamurla pekmezden yapılan bir çeşit yiyecek. Pirinç, darı, mısır yarmasından, bazan da süt karıştırılarak yapılan lapa. Buğday ve mısır yarmasından yapılan bir çeşit yemek. Unu su ve yağ ile pişirip içine şeker koyarak yapılan bir çeşit tatlı. Dokunacak iplikleri tezgaha vermeden önce, ipliklerin düzgün çıkması için batırıldığı unlu ya da çirişli su. İpliği sarartmak için nar, yaprak, soğan kabuğu kaynatılarak yapılan bir çeşit boya. Kullanılmamış eşya. Döğülmemiş bulgur. Kaynamakta olan suya un eklenerek pişirilen pekmez ya da bal karıştırılarak yenen bir çeşit tatlı.

DUMDALIK

Yağmurdan korunacak üstü kapalı yer.

DUTAK

Tencere tutacağı. Sapanı elle tutarak idare etmeye yarayan çatallı ağaç. Keser, destere, burgu gibi aygıtlar. Ona buna sataşan kişi. Yazıyı düzgün ve güzel yazmak için kâğıdın altına konulan kitap, mukavva gibi sert şeyler. Suçlu bir kimsenin affedilmesine sebep olacak şey: Babam bana kırgındı, yeni doğan çocuğumu yüz dutağı ettim de kendimi affettirdim. Bulaşık yıkama bezi. Sıcak kazan, tencere gibi yemek kaplarının kulplarından tutmaya yarayan tutacak, bez. Tutunacak dal, mec. güvence dutan üstüne gondum. Sıcak yemek kaplarını tutmaya yarayan bez parçası. Saban okunun elle tutulacak yeri, saban kulağı.

ELLEŞMEK

Elle dokunmak. El sıkarak selamlaşmak. Birine dokunacak söz söylemek. Elle itişerek şakalaşmak. Alışverişte, alanla satan birbirlerinin ellerini tutup sıkarak uzlaşmak. Birbirinin elini sıkarak güç denemesi yapmak. Ağır bir yükü kaldırmak için birkaç kişi birden tutmak. Yardımlaşmak.

HAŞIL

Dokumacılıkta kullanılan unlu veya çirişli sıvı. Buğday, mısır ya da darı unundan yapılan bir çeşit yemek. Tarhana mayası, mısır unundan yapılan bulamaç. Pişirilmiş hamurla pekmezden yapılan bir çeşit yiyecek. Pirinç, darı, mısır yarmasından, bazan da süt karıştırılarak yapılan lapa. Unu suda pişirdikten sonra üzerine peynir ve yağ konularak yapılan yemek. Fırından çıkan ekmeğin üstüne sürülen unlu bulamaç. Bulgur pilavı. Yarmadan yapılan bir çeşit pilav. Buğday ve mısır yarmasından yapılan bir çeşit yemek. 1. Unu su ve yağ ile pişirip içine şeker koyarak yapılan bir çeşit tatlı. 1. Çekirdek unu ve pekmezle yapılan bir çeşit yiyecek. 1. Yemiş, meyve. 1. Kavun. 1. Kepek, un ve yemek artıklarının sıcak suda karıştırılmasıyle yapılan hayvan yemi. Bulanık su. Dokunacak iplikleri tezgaha vermeden önce, ipliklerin düzgün çıkması için batırıldığı unlu ya da çirişli su. Çok kaynar şey. Çok yorgunluktan bitkin durumda olan. Sıcak suda ıslatılmış çamaşır. Yaradılıştan kırıcı olan kimse: Eyi bir adam değil, onlar soycak haşıl olurlar. Pürüz. Hamurun üzerine dökülen un bulamacının yapıldığı kap. Kabuğu alınmış buğdaydan suda haşlanarak yapılan bir çeşit yemek. Undan yapılmış suluca yemek. Unu su ve yağ ile pişirip içine şeker koyarak yapılan bir çeşit tatlı. Undan yapılan bir çeşit yemek. Bulgur pilavı. (Çağlayan Kars). Suda un kaynatılarak yapılan bulamaç. (Akseki Antalya). Dokumacıların iplikleri çirişlemek için unu haşlayarak yaptıkları bulamaç.

ÜSTÜN

Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

YAYIM

Yayma işi. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması, neşir. Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir.

GELERE

Tezgahta dokunacak bezin ipliğini çözmeye yarayan bir aygıt.

GÖLGE

Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye.

ÇÖMELEMEK

Dokunacak ipliği ıslatarak doğup sıkmak.

TUTAMAÇ

Bir şeyin tutulup çekilecek yeri. Tutunacak yer, tutamak. Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç.

BURKAÇLAMAK

Dokunacak ipliği bir zaman ıslattıktan sonra iyi bükmek suretiyle suyunu sıkmak ve öylece bırakmak.

TUTAMAK

Tutamaç. Tutunacak, dayanacak, güvenecek şey.

ESRE

Arap harfli metinlerde bir ünsüzün ı, i seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, kesre.

DUTAMAK

Tencere tutacağı. Sap, kulp. Vesile, neden. Fırsat. Delil. Anapara. Rehin. Tutunacak, dayanacak kimse, yer. Kolay yanan odun parçaları. Temel, dayanak.

TABU

Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç. Tekinsiz. Yasaklanarak korunan (nesne, kelime, davranış).

ÖTRE

Arap harfli metinlerde bir ünsüzün o, ö, u, ü seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret.

BİTİŞMEK

Birbirine dokunacak kadar yanaşmak.