İçinde TUTU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tutu" olan, toplam 93 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tutu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tutu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tutu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

TUTUŞTURUVERMEK, TUTUŞTURABİLMEK, TUTUKLATABİLMEK, TUTUKLAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

TUTUŞTURUVERME, TUTUKLATABİLME, TUTUŞTURABİLME, TUTUKLAYABİLME

12 harfli kelimeler

TUTUNABİLMEK, TUTULUVERMEK, TUTUNUVERMEK, TUTULANDIRAN, TUTUŞABİLMEK, TUTULABİLMEK, TUTUŞUVERMEK, TUTUCULAŞMAK

11 harfli kelimeler

TUTULABİLME, TUTUŞTURMAK, TUTUMSUZLUK, TUTULUVERME, AYTUTULMASI, TUTUŞUVERME, TUTUNABİLME, TUTUKLAŞMAK, TUTULMUŞLUK, TUTUKLANMAK, TUTUKLATMAK, TUTUŞKANLIK, TUTUŞMAZLIK, TUTUŞABİLME, TUTUCULAŞMA, TUTUKSUZLUK, TUTUNUVERME, TUTUNMAZLIK, TUTULMAZLIK

10 harfli kelimeler

TUTUCUBAŞI, KARŞITUTUM, TUTUŞLAMAK, TUTUKLAMAK, TUTUVERMEK, TUTUKLANIŞ, TUTUKLANMA, TUTUŞTURMA, TUTUKSAMAK, TUTUKLATMA, TUTUKLULUK, TUTUMLULUK

9 harfli kelimeler

TUTULAMAK, TUTULAYAN, AKÇATUTUK, İÇTUTUNUM, TUTUCULUK, TUTUKLAMA, TUTUVERME

8 harfli kelimeler

TUTULMUŞ, ÜSTTUTUŞ, TUTUYCAK, TUTUKEVİ, TUTUŞMAZ, TUTUŞKAN, TUTUKLUK, TUTUKSUZ, TUTULMAK, TUTULMAZ, TUTUNCAK, TUTUŞMAK, TUTUMSAL, TUTUMSUZ, TUTUNMAK

7 harfli kelimeler

TUTUNMA, TUTUGEÇ, TUTUŞMA, TUTURUK, TUTUŞLU, TUTUNUŞ, TUTUKLU, TUTULUŞ, TUTURUH, TUTURAK, TUTULMA, TUTULGA, TUTUMLU, TUTUHAN, TUTULUM

6 harfli kelimeler

TUTUBA, TUTULU, TUTUCU

5 harfli kelimeler

TUTUN, TUTUŞ, TUTUM, TUTUK, TUTUZ

4 harfli kelimeler

TUTU

Bazı kelimelerin anlamları

TUTU

Borcun ödeneceğine ilişkin borçlunun alacaklıya bir taşınmazı güvence olarak göstermesi, ipotek.

TUTUŞTURUVERME

Tutuşturuvermek işi.

TUTULABİLMEK

Tutulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTUŞABİLMEK

Tutuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTUŞTURUVERMEK

Çabucak tutuşturmak.

TUTULUVERMEK

Çabucak tutulmak.

TUTUKLAYABİLME

Tutuklayabilmek işi.

TUTUKLAYABİLMEK

Tutuklama imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTUŞTURABİLME

Tutuşturabilmek işi.

TUTUKLATABİLME

Tutuklatabilmek işi.

TUTUNABİLMEK

Tutunma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTULANDIRAN

Kendisine verilen borç para karşılığında alacaklısı yanında malını tutulandıran kişi.

TUTUŞUVERMEK

Çabucak tutuşmak.

TUTUŞTURABİLMEK

Tutuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTUKLATABİLMEK

Tutuklatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTUNUVERMEK

Aniden tutunmak.

  -   -   -  

Anlamında TUTU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TUTU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARTIRMAK

Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.

ARKA

Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ASTİGMAT

Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).

ATEŞ

Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.

ASTIMLI

Astımı olan, astım hastalığına tutulmuş olan.

ANTRASİT

Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü.

ASILMAK

Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.

ATEŞLEMEK

Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.

AKSIRIKLI

Aksırığa tutulmuş, sık sık aksıran, hapşırıklı.

ALIŞMAK

Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

ALAYCI

Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).

ANTİEMPERYALİZM

Emperyalizme karşı tutum, davranış veya öğreti.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

ARP

Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı.

AĞITÇI

Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.

ALBASTI

Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.

ANARTRİ

Dil tutukluğu.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ALEVLENDİRMEK

Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.