İçinde TOPAR geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "topar" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde topar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu topar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında topar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

TOPARLAYABİLMEK, TOPARLANABİLMEK, PROKTOPARALİZİS, EKTOPARAZİTİSİT

14 harfli kelimeler

TOPARLAYABİLME, TOPARLANABİLME

13 harfli kelimeler

TÜYLÜTOPARLAK

12 harfli kelimeler

TOPARLAĞIMSI, OTOPARKÇILIK

11 harfli kelimeler

TOPARLANMAK, TOSTOPARLAK

10 harfli kelimeler

TOPARLAMAK, TOPARLANIŞ, TOPARLANMA, TOPARLAKÇA, TOPARLACIK

9 harfli kelimeler

TOPARLAMA, OTOPARKÇI

8 harfli kelimeler

TOPARLAK, TOPARDIÇ, TOPARLAR

7 harfli kelimeler

OTOPARK, TOPARSI

6 harfli kelimeler

TOPARİ, OTOPAR

5 harfli kelimeler

TOPAR

Bazı kelimelerin anlamları

TOPAR

Tepe, tümsek. Cam, metal, plastik gibi özdeklerden yapılmış, yuvar biçiminde boyunlu bir kap. Bir ölçevli uzayda durgan bir noktadan (özek) eşit uzaklıkta (yarıçap) bulunan tüm noktaların oluşturduğu uzambiçim. Mineral. (Al2 (F2/SiO4); metalimsi olmayan parıltı, renksiz; çizgi ak; sertlik 8, özgül ağırlık 3.5-3.6; rombusal. Saydam ve güzel renkli olanları süs taşı olarak traşlanır.).

EKTOPARAZİTİSİT

Ektoparazitleri yıkımlayan ajanlar.

TOPARLANMA

Toparlanmak işi.

TOPARLAKÇA

Toparlağa yakın bir biçimde olan.

TOPARLANIŞ

Toparlanma işi.

TOPARLANABİLMEK

Toparlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TOPARLANABİLME

Toparlanabilmek işi.

OTOPARKÇILIK

Otopark işletmeciliği.

TÜYLÜTOPARLAK

Şeftali.

TOPARLAYABİLME

Toparlayabilmek işi.

TOPARLAĞIMSI

Top biçiminde olan.

TOPARLAMAK

Bir araya getirmek, toplu bir duruma sokmak. Neler üzerinde durulacağını hatırlayıp bir araya getirmeye çalışmak. Çekidüzen vermek. Şaşkın durumdan kurtulup kendine gelmek.

TOSTOPARLAK

Bütünüyle toparlak.

TOPARLAYABİLMEK

Toparlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

TOPARLANMAK

Toparlama işine konu olmak veya toparlama işi yapılmak. Sağlığı düzelmek. Para yönünden durumunu düzeltmek. Bir işi, bir hareketi yapmaya hazır duruma gelmek. Etkilenilen herhangi bir şeyden kurtulmaya başlanmak. Gelişmek, daha iyi duruma gelmek.

PROKTOPARALİZİS

Anüs felci, proktopleji.

  -   -   -  

Anlamında TOPAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TOPAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DAĞINIK

Geniş bir alana yayılmış olan. Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız. Düşüncelerini toparlayamayan. Düzeni bozuk, düzensiz, karışık. Hoş görünmeyen, uyumsuz.

HACIYATMAZ

Yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dibinde bulunan ağırlık sebebiyle dik bir durum alan oyuncak. Güç durumlarda çıkarı için kişiliğinden özveride bulunarak kendini çabucak toparlamayı beceren kimse.

KOMPİLASYON

Derleyip toparlama. Derme çatma yapılmış olan iş.

DOĞRULMAK

Eğik veya eğri bir şey, düz bir duruma gelmek. Oturan veya yatan bir kimse toparlanmak, dik bir duruma gelmek. Yönelmek. Para sağlanmak, kazanılmak. Yeniden güçlenmek, kalkınmak.

TOPAÇ

Çevresine ip sarılıp birden bırakılarak ya da kamçı ile vurularak döndürülen koni biçiminde ucu sivri oyuncak. Kurşun borunun ağzını genişletmekte kullanılan bir tür ağaç tıkaç. Kayık küreğinin toparlakça yeri. Toparlak sepet veya küçük küfe.

TOP

Birçok spor oyununda kullanılan, türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan yapılmış yuvarlak nesne. Gülle veya şarapnel atan büyük, ateşli silah. Bazı aletlerde bulunan toparlağımsı parça. Tamamen, bütünüyle. Homoseksüel erkek. Kumaş, kâğıt vb. şeylerin düzenli bir yığın durumuna getirilmiş bağı. Kumaş, kâğıt gibi şeylerin belli miktardaki bağı. Yuvarlak biçimde olan, toparlak.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

TOPARLAMA

Toparlamak işi.

OTOPARKÇI

Otopark işleten kimse.

DÜRÜLMEK

Dürme işine konu olmak veya dürme işi yapılmak. Bükülmek. Sarılmak, katlanmak. Toplanmak, toparlanmak.

DERTOP

"Getirilmek, büzülmek" anlamındaki dertop edilmek, "bir araya getirmek, toparlamak" anlamındaki dertop etmek ve "bir araya gelmek, toplu hâlde olmak" anlamındaki dertop olmak birleşik fiillerinde geçer.

BEZELE

Yufka açmadan önce, hamurun ayrıldığı toparlakların her biri, pazı.

OM

Kemiklerin toparlak ucu. Elektrikte iletkenin direnç birimi.

KÜREVİ

Küresel, toparlak.

HAP

Kolayca yutulabilmesi için toparlak duruma getirilmiş ilaç. Bir içimlik afyon. Çocuk dilinde yiyeceği yutma sesi.

PARK

Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe. Cephane, makine veya otomobillerin bulunduğu yer. Otopark. Trafik zorunlulukları dışında durma biçimi.

BEZİ

Yufka açmadan önce, hamurun ayrıldığı toparlakların her biri, pazı. Bir çeşit kocakarı ilâcı. Yara veya çıban dolayısıyla vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen şişkinlik, beze. Yufka açmak için topaklanmış hamur parçaları. Bazı. Tek bir yufka ekmeği hamuru (Ç. Çiftliği).

TOPAK

Yuvarlak biçimde olan nesne, toparlak. Yufka açmak için avuç içinde yuvarlak bir biçim verilen hamur parçası. Bu biçim verilmiş şey. Şişe ya da kadeh. Hayvanlarda, parmakların ardında topuğu andıran çıkıntı.

PATLICAN

Patlıcangillerden, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki (Solanum melongena). Bu bitkinin sebze olarak kullanılan, mor renkli, uzunca veya toparlak ürünü.

YUVARLAK

Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek.