Kelimeler arşivinde; içinde "tespi" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tespi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tespi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tespi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TESPİHBÖCEĞİ
TESPİHÇİLİK
TESPİHÇİ, TESPİHLİ
TESPİH, TESPİT
TESPİ
TESPİ
Yaylalarda yetişen bir ya da iki metre boyunda, boz yapraklı, fındıktan büyük meyvesi olan ve çekirdeğinin içindeki ak madde sabun gibi kullanılabilen bir çeşit çalı. Büyük bakır sahan.
TESPİHÇİLİK
Tespihçinin işi veya mesleği.
TESPİH
"Süphanallah" sözünü söyleme. Belirli dinî sözleri tekrarlamak veya elde oyalanmak için kullanılan, türlü maddelerden boncuk biçiminde yapılmış, genel olarak otuz üç veya doksan dokuz taneden oluşmuş dizi.
TESPİT
Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme, saptama. Sabitleme. Belirleme. Bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde gösterme.
TESPİHBÖCEĞİ
Ilıman ülkelerde bitkisel artıklarla beslenen ve korku belirtisi olarak yusyuvarlak bir tespih tanesi görünüşüne bürünen kabuklular türü.
TESPİHLİ
Tespihi olan. Üzerinde bir sıraya dizilmiş tespih taneleri gibi yuvarlakları olan.
TESPİHÇİ
Tespih yapan veya satan kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TESPİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
DEPREMYAZAR
Depremlerin yerini, süresini, şiddetini tespit eden çok duyarlı cihaz, sismograf.
GEÇİRMEK
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.
EBÜLYOSKOP
Cisimlerin kaynama sıcaklığını tespit etmeye yarayan cihaz.
GÖZLEM
Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.
ANLAŞMA
Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.
KUKA
Dantel ya da nakış ipliği yumağı. Tespih, sigara ağızlığı vb.nin yapımında kullanılan, siyah veya sütlü kahve renginde Hindistan cevizi kökü. Bu kökten yapılan. Taş, konserve kutusuna benzer nesnelerle oynanan bir çocuk oyunu.
İMLEÇ
Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç, kaydedici. Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi.
EŞELMOBİL
Üretilen mal değerlerinin iniş çıkışına göre tespit edilen ücret ödeme düzeni.
İFLAS
Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik. İşlevini ya da görevini yapamama. Yenilgiye uğrama, değerini yitirme.
BASINÇÖLÇER
Hava basıncını ölçerek yer yükseltilerini ve hava değişimlerini tespit etmek için kullanılan alet, barometre.
BELİRLEME
Belirlemek işi, tayin, tespit, teşhis.
FİYATLANDIRMAK
Fiyatını belirlemek, fiyat tespit etmek.
FOTOĞRAFLAMAK
Fotoğrafla tespit etmek, fotoğrafını çekmek, görüntülemek.
BAKI
Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.
KATALOGLAMAK
Kitaplıktaki veya belli bir daldaki gereçleri yer numarası, bibliyografik kimlik vb. bakımından tespit etmek.
EĞİTMEK
Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek. Belli bir konuda yetiştirme. Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek.
HELYOGRAF
Güneş ışınlarından yararlanan optik telgraf aleti. Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet. Güneşin ışıldadığı saatlerin süresini tespit etmeye yarayan alet.
KAYDETMEK
Yazmak, bazı önemli noktaları tespit etmek. Sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek. Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek. Belirtmek, söylemek. Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek. Olumlu sonuç almak. Hatırlamak için yazmak, not etmek. Elektronik veya sayısal araçlarda bilgiyi korumaya almak.
İMAME
Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca parça.