İçinde TENİS geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tenis" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tenis bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tenis ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tenis olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TENİSÇİLİK

8 harfli kelimeler

BAKTENİS, BEKTENİS

7 harfli kelimeler

TENİSÇİ

5 harfli kelimeler

TENİS

Bazı kelimelerin anlamları

TENİS

Ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları, çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun, alan topu.

BAKTENİS

Maydanoz.

TENİSÇİ

Tenis oynayan kimse.

BEKTENİS

Maydanoz.

TENİSÇİLİK

Tenisçi olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında TENİS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TENİS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

VOLE

Havadan gelen topa, futbolda sıçrayarak ayağın üstüyle, teniste raket ile vurma.

SMAÇ

Voleybol ve teniste topu yukarıdan aşağıya doğru sertçe yere vurma, küt (III). Basketbolda yakın mesafeden topu sertçe sepete geçirme.

OYUN

Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

KORT

Tenis oynanan alan, tenis sahası, tenis kortu.

RAKET

Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç, vuraç.

KARTALGÖZÜ

Gözlem amacıyla kullanılan insansız uçak. Tenis, voleybol vb. oyunlarda topun oyun alanı içinde kalıp kalmadığını uzaktan çekimle belirleyen kamera.

SET

Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılmış olan kalın duvar. Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. Takım, grup. Seki. Ateşli silahlarda namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. Masa tenisi, voleybol vb. oyunlarda maçın her bir bölümü.

TÜYTOP

Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun.

AVANTAJ

Üstünlük. Kazanım. Yarar. Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan.

NET

Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.

SERVİS

Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti. Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı. Burada görevli kimselerin tümü. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer. Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.

PLASE

At yarışlarındaki müşterek bahislerde, sekiz atın katıldığı yarışlarda ilk üç, dört atın katıldığı yarışlarda ise ilk iki dereceyi kazanacak atın bilinmesi biçiminde oynanan oyun. Voleybol, tenis, masa tenisi vb. oyunlarda topu yumuşak bir vuruşla rakip alandaki bir boşluğa indirme. Futbolda topu yumuşak bir vuruşla havadan istenilen yere gönderme. Basketbolda çembere doğru uzanarak topu yavaşça sepete bırakma.

PİNPON

Yaşlı, çökmüş. Masa tenisi.

LİFT

Teniste topa arkadan öne veya yukarıdan aşağıya doğru vurma.