Kelimeler arşivinde; içinde "taca" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde taca bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu taca ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında taca olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YUKARIORTACAMİ
USTACASINA
HASTACAĞI
ORTACALA, USTACALI, TACANMAK, ORTACAMİ, CIRTACAK
DUTACAK, HASTACA, KATACAK, TACALAN, TAHTACA, TATACAN, TUTACAK, SOFTACA
ORTACA, ATACAN, ATACAK, USTACA
TACAL
TACA
TACA
Daha, şimdilik.
TUTACAK
Sıcak mutfak araçlarını tutmakta kullanılan, birbirine şeritle bağlı bez çifti, tutaç, tutak.
HASTACAĞI
Hastalıklı.
USTACALI
Samsun ilinde, Çarşamba ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
YUKARIORTACAMİ
Giresun kenti, Tirebolu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ORTACAMİ
Giresun ili, Tirebolu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TACALAN
Samsun kenti, Salıpazarı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
USTACASINA
Ustaca.
TACANMAK
Törenle taç giymek.
CIRTACAK
Birdenbire, şiddetli, çarçabuk (kırılma, yanma, kaçma hali). Yırtılma anında çıkan sesi anlatır.
TAHTACA
Dil balığı.
DUTACAK
Tencere tutacağı. Maya: Biraz dutacak bulamadık. Ateş üzerinde bulunan tencereyi tutup indirmek için kullanılan bez parçası.
HASTACA
Hasta gibi.
ORTACALA
Bir çeşit halk oyunu, bar.
TATACAN
Sancı, Ağrı.
KATACAK
Şarap boşaltmak için kullanılan bir ölçek. Sözcükleri kolayca izlemek için kullanılan, tahtadan yapılmış bir ders aracı. Yoğurt mayası. (İnönü Eskişehir).
Bu bölümde tanımı içerisinde TACA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MÜHRE
Her tür yuvarlak şey, küçük top. Kâğıda yumuşaklık, parlaklık ve düzlük vermek için kullanılan camdan araç. Demirci çekici. Bazı av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş. Yılanın başında bulunan taca benzer çıkıntı. Deniz böceği kabuğu. Cam boncuk.
İSPANYOLET
Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan ve ortasında her iki yana işleyen tutacak yeri bulunan uzun demir sürgü.
SOYSUZ
Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.), dejenere. Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse), dejenere. Kötü tanınmış, ahlaksız.
DELGİÇ
Ucu sivri demirli, ağaçtan tutacak yeri olan ve tütün dikmeye yarayan araç.
KARANTİNA
Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi. Hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer.
ÇEPEÇEVRE
Bütün yanlarını kuşatan. Bütün yanlarını kuşatacak biçimde, fırdolayı.
LEKE
Kirliliği gösteren iz. Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm. Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe. Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.
MUGALATA
Yanıltacak söz söyleme. Yanıltmaca.
KİREMİT
Çatıları örtmekte kullanılan, yan yana dizilerek suyu aşağıya geçirmeden dışarı akıtacak biçimde yapılmış, kızıl toprağın renginde, pişmiş balçık levha.
KURBAĞACIK
Kurbağa yavrusu, küçük kurbağa. Ayarlanabilir somun anahtarı. Küçük İngiliz anahtarı. Pencere çerçevesi gibi yukarıya sürülen şeylerin alt kenarlarına yerleştirilen tutacak. Ağız tabanında çıkan sıvı içeren bir tür küçük kist.
FALSO
Yanlış davranış. Yanlışlık, hata. Bir parça çalınır veya söylenirken yapılmış olan nota yanlışlığı. Topun rakip oyuncuları yanıltacak biçimde eğri gitmesi.
SOMURTMAK
Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak, surat asmak.
KOLTUKLAMAK
Koltuğu altına almak. Kıvanç verecek biçimde övmek, koltuklarını kabartacak sözler söylemek, pohpohlamak. Koltuğa girmek.
KROKİ
Bir konu veya nesnenin başlıca özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanmış taslağı.
OTOMAT
Canlı bir varlığın yapabileceği bazı işleri yapan mekanik veya elektrikli araç. Yapılarda, merdivenleri aydınlatacak biçimde düzenlenmiş elektrik düzeneği. Sıcak su verecek biçimde hazırlanmış, hava gazı ocaklı cihaz.
PAZARLAMAK
Bir ürünü, bir malı, bir hizmeti satacak uygun piyasa bulmak.
PİŞİRMEK
Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek. Olgunlaştırmak. Çalışarak öğrenmek. Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak. Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek.
KÜÇÜLMEK
Büyükken herhangi bir sebeple küçük duruma gelmek. Değer ve onurunu azaltacak davranışta bulunmak. Büzülmek, hacimce ufalmak.
CIZIRDATMAK
Cızırdamasına yol açmak, cızıldatmak. Kâğıt üzerinde ustaca kalem oynatmak veya beceriyle yazı yazmak, cızıldatmak.
KÜÇÜKLÜK
Küçük olma durumu. İnsana yakışmayacak, insanın değerini azaltacak davranış.