İçinde TABİAT geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tabiat" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tabiat bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tabiat ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tabiat olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

TABİATÜSTÜCÜLÜK

12 harfli kelimeler

TABİATSIZLIK, TABİATÜSTÜCÜ

10 harfli kelimeler

TABİATIYLA, TABİATÜSTÜ

9 harfli kelimeler

TABİATSIZ

8 harfli kelimeler

TABİATLI

6 harfli kelimeler

TABİAT

Bazı kelimelerin anlamları

TABİAT

Doğa. İnsanın büyük abdest bozma kolaylığı veya zorluğu. Doğal özellik. Huy, karakter. Güzeli ayırma melekesi, zevk, beğeni.

TABİATLI

Herhangi bir yaradılışta, huyda olan.

TABİATÜSTÜCÜLÜK

Doğaüstücülük.

TABİATIYLA

Doğal bir biçimde, tabii olarak. Kendiliğinden.

TABİATSIZ

Çirkin ve kaba şeylerden tedirgin olmayan, zevksiz (kimse). Huysuz, geçimsiz.

TABİATÜSTÜCÜ

Doğaüstücü.

TABİATÜSTÜ

Doğaüstü.

TABİATSIZLIK

Tabiatsız olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında TABİAT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TABİAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MİZAÇ

Huy, yaradılış, tabiat, karakter. İnsan vücudunun fizyolojik yapısı, sağlık.

NONFİGÜRATİF

İnsanı, hayvan ve tabiat ögelerini işlemeyen (sanat), betisiz (sanat).

DOĞA

Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.

BÜYÜ

Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

BOR

İşlenmemiş, taşlık, sert, ekilmemiş (toprak), borak. Atom numarası 5, atom ağırlığı 10,8, yoğunluğu 2,45 olan, tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan basit element (simgesi B). Niğde iline bağlı ilçelerden biri.

DOĞALCILIK

Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı, natüralizm. Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması, natüralizm. Doğa dışında hiç bir şeyin ve gücün var olmadığına inanan, her gerçeğin doğadan çıktığını ileri süren felsefe öğretisi. Rousseau'dan başlayarak John Dewey'e kadar birtakım filozof ve düşünürlerin geliştirdiği ve çocuğun doğal gelişmesi, kendi kendini yönetmesi, duyularına seslenilmesi, kişisel yaşantılar kazanması gibi ilkelere önem veren bir eğitim felsefesi. Ahlakı, içgüdülerin zorladığı kural ve yasalarla açıklayan öğreti ve çığır. İlkel adamın, kişileştirdiği ya da Tanrılaştırdığı kimi doğa öğeleriyle doğa olaylarının çevresinde yarattığı dinsel düzen. bk. din. karşılığı dirimsellik, yıldızcılık. Gerçekçiliğin içine bilime dayanan bazı felsefe ve ahlak öğretileri karıştıktan sonra onun aldığı ad (DOĞALCI, Naturaliste). Doğa: Tabiat. Toplumun gelişimini doğa etkenleri (iklim koşulları,coğrafya çevresi, halklar arasındaki dirimbilimsel ve ırksal ayrımlar) ile açıklamak isteyen öğreti. Fransa'da, XIX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan, deneye önem vererek doğayı ve gerçeği olduğu gibi anlatmayı sanatın ana görevi sayan yazın çığırı.

ERBİYUM

Atom numarası 68, atom ağırlığı 167,2 olan, tabiatta çok az bulunan, uygulama alanı olmayan bir element (simgesi Er).

DOĞAÜSTÜCÜLÜK

Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti, tabiatüstücülük, sürnatüralizm. Doğa yasalarıyle açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti. Özdekçi ve doğacı düşünürlere göre, önemsiz ya da bilimsel yöntemlerle ilişkisi olmayan herhangi bir tutum.

DOĞAÜSTÜCÜ

Doğaüstücülük yanlısı, tabiatüstücü, sürnatüralist.

DOĞAÜSTÜ

Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan, tabiatüstü.

EKTİLEŞMEK

Küçük çocuklar büyükler gibi her şeye akıl erdirerek konuşmak. Tok gözlü iken dilenci tabiatlı olmak.

BANIŞÇI

Dilenci tabiatlı, anafordan karnını doyuran, pisboğaz.

MUCİZE

Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah'ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller, tansık. İnsan aklının alamayacağı olay. İnsanları hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay. Olağanüstü, şaşırtıcı.

BİTTABİ

Doğal olarak, tabiatıyla, tabii, elbette.

İYOT

Atom numarası 53, atom ağırlığı 126,92 olan, tabiatta, deniz suyunda sodyum iyodür durumunda rastlanılan, bazı deniz bitkilerinde de çokça birikmiş olarak bulunan, mavimtırak esmer renkte katı bir element (simgesi I).

HUY

İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü, mizaç, tabiat. Alışkanlık.

YANSIMALI

Yansıtan veya yansıyan. Tabiat seslerini andıran seslerle yapılmış (kelime), onomatopeik.

AYRUKSA

Huysuz, tabiatsız.

ARABİNOKSİLANLAR

Buğday, çavdar ve tritikalede bulunan, sindirimi zorlaştırarak tane yemin metabolik enerjisi kullanımını düşüren nişasta tabiatında olmayan polisakkaritler.

TAB

Mizaç, huy, tabiat, karakter. Bası.