İçinde SEBE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sebe" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sebe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sebe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sebe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

MÜNASEBETSİZLİK

14 harfli kelimeler

SEBEPLENDİRMEK, MÜNASEBETSİZCE

13 harfli kelimeler

BAŞMUHASEBECİ, SEBEPLENDİRME, MÜNASEBETİYLE, MUHASEBECİLİK

12 harfli kelimeler

MÜNASEBETSİZ

11 harfli kelimeler

MÜNASEBETLİ, SEBEPSİZLİK, SEBEPLENMEK, BİLMÜNASEBE, BAŞMUHASEBE

10 harfli kelimeler

SEBELENMEK, MUHASEBECİ, SEBEPLENME, SEBEPSİZCE

9 harfli kelimeler

SEBEBİYLE, SEBENARDI, SEBELEMEK, BİLASEBEP, SEBEBİYET, MÜNASEBET

8 harfli kelimeler

SEBEPSİZ, SEBENOBA, MIHASEBE, MUHASEBE

7 harfli kelimeler

SEBEPLİ, SEBELEP

6 harfli kelimeler

ESEBEE, MESEBE, İSEBET, HÖSEBE

5 harfli kelimeler

SEBEH, SEBEF, SEBEB, SEBEP, SEBEN, SEBET

4 harfli kelimeler

SEBE

Bazı kelimelerin anlamları

SEBE

Çaba.

MÜNASEBETSİZLİK

Münasebetsiz olma durumu. Münasebetsizce davranış.

MÜNASEBETSİZ

Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin. Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse). Ters, aksi.

BAŞMUHASEBE

Osmanlı maliyesinde, bugünkü Sayıştayın işini yapan daire.

MÜNASEBETİYLE

Dolayısıyla, sebebiyle, itibarıyla, ilgisinden dolayı.

MÜNASEBETSİZCE

Münasebetsiz bir biçimde.

MÜNASEBETLİ

İlişiği olan, ilişkili. Uygun, yakışık alan.

SEBEPLENMEK

Kendisine dolaylı olarak yarar sağlamak, yararlanmak.

SEBEPLENDİRME

Sebeplendirmek işi.

SEBEPSİZLİK

Sebepsiz olma durumu.

SEBELENMEK

Baş dönmesinden dolayı sağa sola sallanmak.

BAŞMUHASEBECİ

Başmuhasebe dairesinin başkanı.

MUHASEBECİLİK

Saymanın görevi, saymanlık.

SEBEPLENDİRMEK

Sebeplenme işini yaptırmak.

BİLMÜNASEBE

Sırası gelince, sırası düşünce.

MUHASEBECİ

Sayman.

  -   -   -  

Anlamında SEBE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SEBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANTİJEN

Vücuda girişi kendisine karşı antikor oluşmasına sebep olan protein yapısında madde.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.

APTALLAŞTIRMAK

Aptallaşmasına sebep olmak, aptal duruma getirmek, ahmaklaştırmak.

ACIKTIRMAK

Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.

AGLÜTİNİN

Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.

ALIŞVERİŞ

Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.

AĞIZOTU

Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.

ACITMAK

Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.

ALERJEN

Alerjiye sebep olan herhangi bir madde.

ALÇAKLAŞTIRMAK

Alçaklaşmasına sebep olmak.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

AKLIEVVEL

Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

AĞDIRMAK

Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

AKSIRTMAK

Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

AMİL

Etken, etmen, sebep, faktör.