Kelimeler arşivinde; içinde "sebe" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sebe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sebe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sebe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MÜNASEBETSİZLİK
SEBEPLENDİRMEK, MÜNASEBETSİZCE
BAŞMUHASEBECİ, SEBEPLENDİRME, MÜNASEBETİYLE, MUHASEBECİLİK
MÜNASEBETSİZ
MÜNASEBETLİ, SEBEPSİZLİK, SEBEPLENMEK, BİLMÜNASEBE, BAŞMUHASEBE
SEBELENMEK, MUHASEBECİ, SEBEPLENME, SEBEPSİZCE
SEBEBİYLE, SEBENARDI, SEBELEMEK, BİLASEBEP, SEBEBİYET, MÜNASEBET
SEBEPSİZ, SEBENOBA, MIHASEBE, MUHASEBE
SEBEPLİ, SEBELEP
ESEBEE, MESEBE, İSEBET, HÖSEBE
SEBEH, SEBEF, SEBEB, SEBEP, SEBEN, SEBET
SEBE
SEBE
Çaba.
MÜNASEBETSİZLİK
Münasebetsiz olma durumu. Münasebetsizce davranış.
MÜNASEBETSİZ
Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin. Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse). Ters, aksi.
BAŞMUHASEBE
Osmanlı maliyesinde, bugünkü Sayıştayın işini yapan daire.
MÜNASEBETİYLE
Dolayısıyla, sebebiyle, itibarıyla, ilgisinden dolayı.
MÜNASEBETSİZCE
Münasebetsiz bir biçimde.
MÜNASEBETLİ
İlişiği olan, ilişkili. Uygun, yakışık alan.
SEBEPLENMEK
Kendisine dolaylı olarak yarar sağlamak, yararlanmak.
SEBEPLENDİRME
Sebeplendirmek işi.
SEBEPSİZLİK
Sebepsiz olma durumu.
SEBELENMEK
Baş dönmesinden dolayı sağa sola sallanmak.
BAŞMUHASEBECİ
Başmuhasebe dairesinin başkanı.
MUHASEBECİLİK
Saymanın görevi, saymanlık.
SEBEPLENDİRMEK
Sebeplenme işini yaptırmak.
BİLMÜNASEBE
Sırası gelince, sırası düşünce.
MUHASEBECİ
Sayman.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANTİJEN
Vücuda girişi kendisine karşı antikor oluşmasına sebep olan protein yapısında madde.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
APTALLAŞTIRMAK
Aptallaşmasına sebep olmak, aptal duruma getirmek, ahmaklaştırmak.
ACIKTIRMAK
Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.
AGLÜTİNİN
Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
ALERJEN
Alerjiye sebep olan herhangi bir madde.
ALÇAKLAŞTIRMAK
Alçaklaşmasına sebep olmak.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AKLIEVVEL
Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AKSIRTMAK
Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
AMİL
Etken, etmen, sebep, faktör.