İçinde SAĞLAM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sağlam" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sağlam bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sağlam ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sağlam olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

SAĞLAMLAŞTIRILMAK

16 harfli kelimeler

SAĞLAMLAŞTIRILMA

15 harfli kelimeler

SAĞLAMLAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

SAĞLAMLAŞTIRMA

12 harfli kelimeler

SAĞLAMLANMAK, SAĞLAMLAŞMAK

11 harfli kelimeler

SAĞLAMCILIK, SAĞLAMLAMAK, SAĞLAMLAŞMA

10 harfli kelimeler

İNEKSAĞLAM, SAĞLAMLAMA, SAPASAĞLAM

9 harfli kelimeler

SAĞLAMTAŞ, SAĞLAMLIK

8 harfli kelimeler

SAĞLAMCI, SAĞLAMER, SAĞLAMCA, SAĞLAMAK

7 harfli kelimeler

SAĞLAMA

6 harfli kelimeler

SAĞLAM

Bazı kelimelerin anlamları

SAĞLAM

Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil. Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Zarar görmemiş, bozulmamış. Güvenilir.

SAĞLAMLAMAK

Sağlam bir duruma getirmek. Bir durumun, bir sözün doğru, gerçek olduğunu kanıtlamak.

SAĞLAMLANMAK

Düzenine girmek.

SAĞLAMLAŞTIRMAK

Sağlam bir duruma getirmek, pekiştirmek.

İNEKSAĞLAM

Gökkuşağı.

SAPASAĞLAM

Çok sağlam, her yanı sağlam. Sağlam bir biçimde.

SAĞLAMLAŞTIRILMA

Sağlamlaştırılmak işi.

SAĞLAMLAŞMAK

Sağlam duruma gelmek.

SAĞLAMLIK

Sağlam olma durumu.

SAĞLAMLAŞMA

Sağlamlaşmak işi.

SAĞLAMLAŞTIRILMAK

Sağlam duruma getirilmek.

SAĞLAMTAŞ

Tekirdağ ilinde, Ballı bucağına bağlı bir bölge. Tunceli kenti, Kırmızıköprü bucağına bağlı bir yer. Van ilinde, Timar nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

SAĞLAMCILIK

Sağlamcı olma durumu.

SAĞLAMLAMA

Sağlamlamak işi.

SAĞLAMCI

İşini sağlama bağlayan.

SAĞLAMLAŞTIRMA

Sağlamlaştırmak işi.

  -   -   -  

Anlamında SAĞLAM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAĞLAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

AHENKLEŞTİRMEK

Ahenk sağlamak.

AKILLANDIRMAK

Aklını kullanmasını sağlamak, aklını başına getirmek.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AKLAŞTIRMAK

Aklaşmasını sağlamak, beyazlaştırmak.

ALEVLENDİRMEK

Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.

AKÇAAĞAÇ

Akçaağaçgillerden, süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç, isfendan (Acer).

ABANDIRMAK

Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.

ALATURKALAŞTIRMAK

Alaturkalaşmasını sağlamak.

AKTİFLEŞTİRMEK

Aktifleşmesini sağlamak, aktif duruma getirmek.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ALİTERASYON

Şiir ve nesirde uyum sağlamak için söz başlarında ve ortalarında aynı ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması.

AÇIKLATMAK

Açıklamasını sağlamak.

AFFETTİRMEK

Bağışlanmasını sağlamak.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

AKITMAK

Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, dökmek.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.