İçinde SAYMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sayma" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sayma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sayma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sayma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

SAYMAMAZLIK

10 harfli kelimeler

SAYMACILIK

9 harfli kelimeler

SAYMANLIK, SAYMAZLIK, VARSAYMAK

8 harfli kelimeler

YOKSAYMA, SAYMANTI, SAYMANTA, SAYMAMAK, VARSAYMA

7 harfli kelimeler

ADSAYMA, SAYMALI, SAYMANA, SAYMACA

6 harfli kelimeler

SAYMAN, SAYMAK

5 harfli kelimeler

SAYMA

Bazı kelimelerin anlamları

SAYMA

Saymak işi, ad, tadat, addetme.

SAYMACILIK

Bilimsel kuram ve kavramların, nesnel gerçekliğin yansımaları olmayıp yalnızca bilginler arasında saymaca olduğunu ileri süren, buna karşılık kavram ve kuramların insanın etkinlikleri süreci içinde oluştuğunu ve dünyanın belirli yanlarını yansıttığını yadsıyan görüş.

SAYMANLIK

Hesap işlerinin görüldüğü yer, muhasiplik.

SAYMAMAZLIK

Saygı göstermeme durumu, saymazlık.

VARSAYMA

Varsaymak işi.

ADSAYMA

Ünlü bir özel adın, bir belirgin nitelik yerinde simge gibi kullanılması. Ör. Divan yazınında "Karun: pek zengin", "Yusuf : pek güzel.".

SAYMANA

Köyden köye gelin almaya giden güvey yanlısı, atlı, davullu, zurnalı, silahlı ve cepken giyinmiş delikanlı alayı.

SAYMACA

Gerçekte öyle olmadığı hâlde öyleymiş gibi kabul edilen, itibari, nominal. (sa'ymaca) Sayarak.

SAYMAMAK

… Kadar değer vermemek.

SAYMANTA

Kaba saba, patavatsız adam.

SAYMAZLIK

Saymamazlık.

SAYMANTI

İri, kaba, biçimsiz.

SAYMALI

Ardahan ilinde, Çıldır ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

YOKSAYMA

Türeye aykırı,yerinde olmayan bir işlemin ya da bir kararın yargı ya da yetkili kurulca ortadan kaldırılması. Bozma, uygulamayı kaldırma.

SAYMAN

Bir kurum, kuruluş vb.nin hesap işleriyle uğraşan kimse, muhasebeci, muhasip.

VARSAYMAK

Bir olgunun sonuçlarından yararlanabilmek, bu sonuçlar üzerine düşünce üretebilmek için onu olmuş veya olacak saymak, farz etmek.

  -   -   -  

Anlamında SAYMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAYMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇİĞNEMEK

Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek. Egemenliği altına almak, hükmetmek. Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak. Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

HİÇLEMEK

Önem vermemek, yok saymak.

GİTMEK

Bir yere doğru yönelmek. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Herhangi bir durumda olmak. Ölmek. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Dayanmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Çıkmak, ulaşmak. Götürülmek, gönderilmek. Makine, işlemek, çalışmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Sürmek, devam etmek. Geçmek. Yürümek, yol almak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yakışmak, yaraşmak. Satılmak. Yapmak. Başvurmak, yapmak. Bir şey zarar görmüş olmak. Tüketilmek, harcanmak. Yok olmak, elden çıkmak.

ADDETME

Sayma.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

İSKONTO

İndirim. Senedin saymaca değeri üzerinden yapılmış olan indirim. Kırdırma. Sözün bir bölümünü söylenmemiş sayma.

GEREKSEMEK

Bir şeyi kendisi için gerek saymak, ihtiyaç duymak, muhtaç olmak.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

ÇÖZÜMLENMEK

Çözümleme işine konu olmak, analiz edilmek, tahlil edilmek. Onluk sayma düzeninde, sayılar basamak değerlerine ayrılarak yazılmak.

DIŞLAMAK

Bir kimse veya bir toplum, bir kimse, bir durum, bir düşünce vb.ni yok saymak, ilgilenmemek.

DÖNDÜRMEK

Dönmesini sağlamak. Düzene koymak, yönetmek. bir duruma getirmek. Başarısız saymak, geri çevirmek. Çevirmek, bükmek.

İTİBARİ

Gerçekten öyle olmadığı hâlde öyle sayılan, saymaca, fiktif.

İSTİNAT

Dayanma, yaslanma. Bir şeyi kanıt sayma. Güvenme, kuvvet alma.

ADDETMEK

Saymak.

AD

Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.

GÖRMEK

Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

DEĞERBİLMEZ

Değeri olan şeyleri, kimseleri korumayan veya saymayan, iyilikbilmez kimse, kadirbilmez.

HİSSETMEK

Fiziksel bir uyarıyı duymak. Saymak, addetmek. Sezmek, farkına varmak, anlamak. Bir şeyden etkilenmek, duymak.

BİLMEK

Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.