İçinde SAVAŞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "savaş" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde savaş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu savaş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında savaş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

SAVAŞIMCILIK, SAVAŞILINMAK, SAVAŞABİLMEK

11 harfli kelimeler

SAVAŞTIRMAK, SAVAŞABİLME

10 harfli kelimeler

SAVAŞÇILIK, SAVAŞTIRMA, SAVAŞÇILAR

9 harfli kelimeler

SAVAŞIMCI, SAVAŞTEPE

8 harfli kelimeler

TUĞSAVAŞ, SAVAŞKÖY, SAVAŞGAN, SAVAŞMAK, SAVAŞKAN

7 harfli kelimeler

İLSAVAŞ, SAVAŞAN, İÇSAVAŞ, SAVAŞER, ERSAVAŞ, SAVAŞMA, SAVAŞIR, SAVAŞIM, SAVAŞÇI

5 harfli kelimeler

SAVAŞ

Bazı kelimelerin anlamları

SAVAŞ

Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal. Uğraşma, kavga, mücadele. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.

SAVAŞÇILIK

Savaşçı olma durumu.

SAVAŞKAN

Savaşçı.

TUĞSAVAŞ

Savaş için tuğunu takınmış olan kimse.

SAVAŞÇILAR

Erzurum ilinde, Narman ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Muş ili, Yaygın bucağına bağlı bir yer.

SAVAŞILINMAK

Savaşılmak, çarpışılmak, kavga edilmek.

SAVAŞTIRMA

Savaştırmak işi.

SAVAŞMAK

Ordu ölçüsünde iki silahlı kuvvet karşı karşıya gelip çarpışmak, vuruşmak, muharebe etmek. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla mücadeleye girişmek. Çaba sarf etmek.

SAVAŞKÖY

Artvin şehri, Şavşat ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Gaziantep şehrinde, Karkamış ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Siirt şehrinde, Bağgöze bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Van şehrinde, Başkale belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

SAVAŞABİLMEK

Savaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SAVAŞTEPE

Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.

SAVAŞGAN

Çok savaşan.

SAVAŞIMCILIK

Savaşımcı olma durumu.

SAVAŞIMCI

Savaşım veren kimse, mücadeleci.

SAVAŞABİLME

Savaşabilmek işi.

SAVAŞTIRMAK

Savaşma işini yaptırmak.

  -   -   -  

Anlamında SAVAŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAVAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKINCI

Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.

BIRAKIŞMAK

Savaşma, çarpışma vb. durumları karşılıklı bırakmak, ateşkes yapmak, mütareke yapmak.

BAHADIR

Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse, batur.

BAŞTARDA

Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir savaş gemisi türü.

AYVAZ

Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.

BAŞBUĞ

Eski Türklerde baş, başkan, komutan. Osmanlı Devleti'nde savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

BAŞIBOZUK

Düzensiz topluluk. Karışık, içinden çıkılamayan. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.

BARIŞ

Barışma işi. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar.

AMAZON

Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. Ata binen kadın.

ATEŞKES

Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

BATARYA

En küçük topçu birliği. Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası. Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım. Pil.

BARÇA

Orta Çağda kullanılan kürekli ve yelkenli taşıma gemisi. Kalyon türünden küçük savaş gemisi.

BAŞKOMUTAN

Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.

CEBECİ

Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.

BAZUKA

Öz itmeli mermi atan, genellikle zırhlı araçlara karşı yakın savaş sırasında kullanılan hafif silah, roketatar.

ANTLAŞMA

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.

BALYEMEZ

Kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli, tunçtan top.

CAMBAZ

Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.