Kelimeler arşivinde; içinde "saplam" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde saplam bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu saplam ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında saplam olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HESAPLAMAK
HESAPLAMA
SAPLAMAK, SAPLAMAH
SAPLAMA
SAPLAM
SAPLAM
İğneye takılan bir sap iplik. İğneye takılan iplik parçası.
SAPLAMAK
Hızla batırmak.
HESAPLAMAK
Hesap işlemini yapmak, hesap etmek. Bir şeyi, bir durumu ayrıntılı bir biçimde düşünmek, hesap etmek. Miktarını ve fiyatını tespit etmek.
SAPLAMAH
Saplamak, batırmak.
HESAPLAMA
Hesaplamak işi.
SAPLAMA
Saplamak işi. Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil. İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAPLAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
OYULGALAMAK
Gelişigüzel dikmek. Saplamak, sokmak.
BİÇAHLAMAK
Bıçak saplamak.
SAPLAYIŞ
Saplama işi.
REKİZ
Dikme, saplama, kurma.
REKZETMEK
Dikmek, saplamak, kurmak.
TRİGONOMETRİ
Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu, müsellesat.
BIÇAKLAŞMAK
Birbirine bıçak saplamak.
ŞİŞLEMEK
Birine veya bir şeye şiş saplamak, şiş batırmak. Kama, çakı vb. bir araçla yaralamak.
KARELEME
Karelemek işi. Herhangi bir çokgenle eş değerli bir kare çizme. Bir resmin, büyüterek veya küçülterek kopyasını çıkarma yöntemi. Eş değer bir kare ile hesaplama.
SANÇMAK
Saplamak, batırmak.
ARINNAMAK
Önceden hesaplamak, göze almak: Ben zaten bu neticeyi arınnamıştım.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
SOKMAK
İçine ya da arasına girmesini sağlamak. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek.
İSTİMARA
Ölçme, değerlendirme. Bir kabın hacmini veya alabileceği miktarı hesaplama.
ORANLAMAK
Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek. Eşit tutmak. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek. Karşılaştırmak, kıyaslamak.
ÖLÇÜNMEK
Bir şeyi uzun uzun düşünüp hesaplamak, teemmül etmek.
KARARLAMAK
Ölçü ve tartıya dayanmaksızın, gözle oranlayarak hesaplamak, tahmin etmek.
ADAT
Adet. Gelenek, görenek, bk. adet, edet. Faiz hesaplamalarında kullanılan ve faize esas olan anapara miktarı ile gün sayısının çarpılıp yüze bölünmesi sonucu bulunan tutar.
DAHLAMAK
Dürtmek, saplamak. Hayvanı sürmek, yürütmek, dehlemek, kovalamak.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.