Kelimeler arşivinde; içinde "nut" olan, toplam 60 tane kelime bulunuyor. İçerisinde nut bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu nut ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında nut olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
UNUTTURABİLMEK, UNUTTURUVERMEK
UNUTTURABİLME, UNUTULUVERMEK, UNUTULABİLMEK, UNUTTURUVERME
HOŞNUTSUZLUK, STERNUTASYON, UNUTULUVERME, MALNUTRİSYON, UNUTULABİLME
UNUTUVERMEK, UNUTABİLMEK, KONUTLANMAK, HOŞNUTSUZCA
UNUTKANLIK, UNUTABİLME, UNUTMABENİ, HANUTÇULUK, UNUTTURMAK, KONUTLANMA, UNUTUVERME
UNUTULMAK, UNUTTURMA, HOŞNUTSUZ, HOŞNUTLUK, UNUTSALIK
BANGUNUT, SONUTMAK, KATKONUT, UNUTULMA, UNUTSAĞI, NUTASYON, NUTRİENT
HANUTÇU, PANUNUT, PAKANUT, ÖNUTMAK, ONUTMAK, UNUTMAK, UNUTKAN
POHNUT, PORNUT, BURNUT, UNUTMA, HOŞNUT, YAYNUT
HANUT, YANUT, SUNUT, PUNUT, NUTUF, KUNUT, GUNUT, CUNUT, ARNUT, NUTUK, KONUT
ANUT
NUT
NUT
Genellikle plastik, kemik, fildişi gibi sert maddelerden yapılarak telli çalgılarda telleri tutması amacıyla klavye ve kafa arasına yerleştirilen eşik.
HOŞNUTSUZCA
Hoşnutsuz bir biçimde.
HOŞNUTSUZLUK
Hoşnut olmama durumu.
UNUTULABİLMEK
Unutulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
STERNUTASYON
Aksırma, aksırık.
UNUTULUVERMEK
Kısa sürede unutulmak.
KONUTLANMAK
Konut sahibi olmak.
UNUTULABİLME
Unutulabilmek işi.
UNUTTURUVERME
Unutturuvermek işi.
UNUTULUVERME
Unutuluvermek işi.
UNUTTURABİLME
Unutturabilmek işi.
UNUTUVERMEK
Çabucak veya kısa sürede unutmak.
UNUTABİLMEK
Unutma imkânı veya olasılığı bulunmak.
MALNUTRİSYON
Temel besin maddelerinin tümünün yetersiz miktarlarda alınması sonucu ortaya çıkan, ölümle sonuçlanmayan orta şiddette açlık durumu, beslenme bozukluğu, beslenme yetersizliği, yetersiz beslenme. Ketozis, vücut ağırlığında, vücut sıcaklığında, kalp ve solunum frekansıyla metabolizma hızında yavaşlamayla belirgindir.
UNUTTURUVERMEK
Kolayca ve kısa sürede unutturmak.
UNUTTURABİLMEK
Unutturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde NUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANIMSAMAK
Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek, hatırlamak.
AJANDA
Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
EV
Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı. Aile. Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Soy, nesil.
DIŞARI
Dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı. Dışa, dış çevreye. Kişinin konutundan ayrı olan yer. Yurt dışı.
HOŞNUTSUZ
Hoşnut olmayan.
HANE
Ev, konut. Basamak. Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri. Birleşik kelimelerde "bina, yapı, yer, makam" anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz. Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz. Ev halkı.
AVUNMAK
Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.
İNATÇI
Ayak direyen, inat eden, anut, muannit, direngen.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
GAYRİMEMNUN
Memnun olmayan, kızgın, hoşnutsuz, küskün, kırgın, sızlanan.
HOŞNUTLUK
Hoşnut olma durumu.
ANIMSATMAK
Birisinin unuttuğu bir şeyi aklına getirmek, hatırlatmak. Birinin bir şeyi unutmamasını sağlamak, uyarmak, hatırlatmak.
DAİRE
Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.
DOYUM
Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat. Bazı istekleri giderme, tatmin, orgazm.
HANUTÇULUK
Hanutçunun yaptığı iş.
AVUNTU
İnsanı avutan şey, oyalanacak şey, avunç, avunma. Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avunç. Teselli.
GECEKONDU
İmar ve yapı kanunlarına aykırı olarak başkalarına veya kamuya ait arazi veya arsalar üzerinde toprak sahibinin bilgisi ve rızası olmaksızın acele yapılmış konut, kondu. Acele ile yapılıvermiş, derme çatma yapı.
AVUNDURMAK
Oyalanmasını sağlamak. Acısını hafifletmek, acısını unutturmak, teselli etmek.
DİSKUR
Söylev, nutuk.