Kelimeler arşivinde; içinde "naşı" olan, toplam 38 tane kelime bulunuyor. İçerisinde naşı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu naşı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında naşı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SIRNAŞIKLIK
ZAMANAŞIMI, YEGENAŞISI, SIRNAŞIKÇA, YANAŞIKLIK, YANAŞILMAK
YANAŞILMA, KERVANAŞI
GIYNAŞIK, GÜNAŞIĞI, KARINAŞI, KAYNAŞIM, KIRNAŞIK, KIYNAŞIK, OĞLANAŞI, YINNAŞIK, ZIRNAŞIK, GÜNAŞIRI, KAYNAŞIK, SIRNAŞIK, DAKNAŞIK, SIRNAŞIŞ, GAYNAŞIK
MANAŞIR, YANAŞIH, SINAŞIK, NAŞIRFA, NAŞIRBA, YANAŞIK, AYNAŞIK, KINAŞIK, AZNAŞIH, HONAŞIK, GÜNAŞIK, GÜNAŞIG
NAŞI
Bir işin yabancısı olup o işi beceremeyen. Ve nasıl.
SIRNAŞIKÇA
Sırnaşığa yakışır bir biçimde.
YANAŞIKLIK
Yanaşık olma durumu.
KAYNAŞIM
Yeğni öğe çekirdeklerinin, daha ağır bir çekirdek oluşturmak üzerebirleşmeleri.
YEGENAŞISI
Bir çeşit kaysı ağacı.
GÜNAŞIĞI
Ayçiçeği.
KARINAŞI
Ciğerli bulgur pilavı. (Senirkent Isparta).
KIYNAŞIK
Güzel, biçimli, yakışıklı, düzgün giyimli. Az açık, aralık. Birbirine uygun. Aralık (kapı, pencere için).
KIRNAŞIK
Kıvırcık : Şu uşağın saçları kırnaşık. Kıvırcık.
GIYNAŞIK
Aralık (kapı, pencere ve benzerleri şeyler için). Sırnaşık, yılışık.
ZAMANAŞIMI
ıskati mürûr- ı zaman. Yasalarda belirtilen konular gerçekleştikten ve sınırları çizilen süreler geçirildikten sonra bir yükümlülükten kurtulmuş olma.
YANAŞILMAK
Yanaşma işi yapılmak.
YANAŞILMA
Yanaşılmak işi.
OĞLANAŞI
Bir çeşit zamk.
KERVANAŞI
Kuru ekmek, yağ, soğanla yapılan, üstüne sumak dökülerek yenen bir çeşit yemek.
SIRNAŞIKLIK
Sırnaşık olma durumu. Sırnaşıkça davranış.
Bu bölümde tanımı içerisinde NAŞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AVDUK
Şımarık, kendini bilmez, alık, açgözlü. Sırnaşık, kendini bilmez. Çirkin.
ARSIZLIK
Arsız olanın durumu veya arsıza yakışacak davranış, yılışıklık, sırnaşıklık.
DERİNLİK
Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. Yanaşık ya da dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık. En duyarlı nokta. Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu. Bulunulan yere göre uzakta olan yer. Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi. Karanlık, bilinmeyen dönem. Bir konunun veya durumun özü.
ÇAPARAZLUH
Sırnaşıklık.
ÇOKLU
İçinde birden çok işlev barındıran. 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ya da n ikilden (ya da İkili öğeden) oluşan veri birimi. Bir birim olarak işlem gören, genellikle sözcükten daha kısa, ikili damga dizgisi, bk. ikili II, üçlü, dörtlü, beşli, altılı, yedili, sekizli. Çok yanaşık çizgilerden oluşan izge çizgisi. Birden fazla unsurdan oluşan, birçok kısımlar gösteren. Birden fazla organı etkileyen, değişik organlarda aynı anda oluşan. Çok şeyi olan, zengin.
SOKULGAN
Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren.
KAVSAK
Kurumuş, gevrek ekmek. Buğday, arpa kepeği ya da dış kabuğu. Kaba, sevimsiz adam. Boş, çürük. Fındığın yeşil kabuğu. Seyrek, aralıklı. Hafif, zayıf kimse. Sırnaşık.
GÜNAŞA
Günaşırı, bir gün ara ile.
OYNAŞLIK
Oynaşın yaptığı iş.
MUACCİZ
Sıkıntı veren, taciz eden, bıktıran, usandıran. Yapışkan, sırnaşık, ukala (kimse).
YALAKA
Dalkavuk. Arsız, sırnaşık.
GIRNAÇ
Sırnaşık kimse: Gırnacın biridir yenilmez, karşısındakini caydırır.
ANAŞ
Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Analaşmış, çok yavru doğurmuş, yaşlanmış, kümes hayvanı, kuş ve evcil memeli hayvan. Kurnaz, tecrübeli, bilgili. Sevgi, şefkat bildirir ünlem: Anaşım benim. Sevgi bildirir ünlem.
İKTİSABİ
kazandırıcı. -mürûr-ı zamân: kazandırıcı yıllanma, kazandırıcı zamanaşımı.
SIRNAŞTIRMAK
Sırnaşıklık yapmasına sebep olmak.
DAKLAŞAK
Sırnaşık.
AYNAŞ
Kadının âşığı, hovardası: Anamın aynası değil, babamın oynaşı değil.
SIRNAŞMAK
Sırnaşıkça davranmak.
KALIPLAŞMA
Kalıplaşmak işi. Herhangi bir kelimeye eklenen çekim veya yapım ekinin bilinen belirli görevi ile değil de eklendiği kelime ile beklendiğinden ayrı yeni bir anlam meydana getirecek şekilde birleşip kaynaşması olayı: gözde "sevgili", yüzde (%), öte, dolayı, ötürü, ileri, dışarı, yeniden, Kum. Köpten "çok önce"; yayan, için için, nereye, giysi, öğün "bir defalık yiyecek", birisi, böylesine, gibi, nicesi? "nasıl?" ve benzerleri Aynı durum iki ya da daha çok kelimenin anlam kaymasına uğrayarak ilk anlamlarından farklı bir biçimde kaynaşıp kalıplaşması için de söz konusudur. Birleşik kelimelerin bir kısmı ve deyimler böyle bir kalıplaşmanın ürünüdür: Akbaba, kaptıkaçtı, şıpsevdi, dolmuş, dolma, dondurma, göze girmek, gözden düşmek, başgöz etmek, dibine darı ekmek, dil dökmek. vb.
AYNAŞIK
Sırnaşık, arsız. Karışık, karmakarışık, dağınık.