Kelimeler arşivinde; içinde "naşa" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde naşa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu naşa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında naşa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAYNAŞABİLMEK
YANAŞABİLMEK, KAYNAŞABİLME, SONAŞAMLAMAK
YANAŞABİLME
SONAŞAMCI
COĞNAŞAK, NAŞALLIK
ENAŞAĞI, YANAŞAK, SONAŞAM, GÜNAŞAN
NAŞAPA, NAŞALI, NAŞABA, GÜNAŞA
NAŞAT, NAŞAL
NAŞA
NAŞA
Kütahya ili, Simav ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SONAŞAMCI
Atletizm yarışlarında sonaşam elde eden sporcu. Sonaşam yönetmeliğine uygun olarak, en üstün dereceyi elde eden koşucu.
COĞNAŞAK
Yığılmak, toplanmak.
NAŞABA
Su tası.
YANAŞABİLME
Yanaşabilmek işi.
NAŞALI
Hızlı.
GÜNAŞAN
Diyarbakır ilinde, Çermik ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
KAYNAŞABİLME
Kaynaşabilmek durumu.
ENAŞAĞI
Haremağalığı aşamalarından ilki. bk. haremağası.
YANAŞAK
Huysuz hayvan nallanırken, burnuna vurulan iki ağaç parçası.
SONAŞAM
Atletizmin herhangi bir dalında, yönetmeliğe uygun olarak o zamana değin elde edilmiş derecelerin en üstünü ya da eşiti. Yarışlıkta yapılan çeşitli çifteker yarışlarında, yönetmeliklere uygun bir koşu sonucunda elde edilen en üstün derece.
YANAŞABİLMEK
Yanaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
NAŞALLIK
Büyücülük.
SONAŞAMLAMAK
Eski sonaşamı yenilemek ya da aşıp yeni bir sonaşam elde etmek.
KAYNAŞABİLMEK
Kaynaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
NAŞAPA
Su tası, maşrapa.
Bu bölümde tanımı içerisinde NAŞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LİMBO
Irmaklarda, sığ sularda yük taşıyan bir tekne türü. Bir ticaret gemisinin içindeki yükü, bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
ENKİRDE
Oradaki, yanındaki, yakınındaki. Orada (Naşa köyü).
BADAK
Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz. Paytak yürüyen, bacakları çarpık olan: Badağın biri hendeği atlayamadı. Tek husyeli hayvan, iyi burulmamış, dişisine yanaşamayan hayvan. Husye, erkeklik bezi. Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu. Fıtık. Dermansız, takatsız, çevik olmayan. Duygusuz, vurdumduymaz. İki çocuk kardeşlik olmak için serçe parmaklarıyla tutuşma. Bir şeyi uzatmak için yapılan ek, ilâve. Yeni kurutulan üzüm arasında kalan yaş taneler. Bardak. Merdiven, merdiven basamağı. Akran, eş, denk. Çelme, güreşte bacak atma. Toprak testi, küçük testi. İyi enenmemiş, erkeklik bezi tek olan hayvan. Erkeklik bezi. Kısa boylu. Niğde ilinde, Kemerhisar bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
İKİNLİK
İki açınığın tek bir hece halinde kaynaşması. Bu kaynaşan açınıklardan bir tanesi (KUVVETLİ AÇINIK, Voyelle forte) hecenin açınığı görevinde kalarak ötekisi (ZAYIF AÇIUIK, V. faible) abanık durumuna geçer. YÜKSELEN, ARTIŞLI, ZAYIF veya YALANCI (descendante, Croissante, Faible ou Fausse) denen ikinlikte zayıf açınık başta bulunur. Bunun tersi ALÇALAN, EKSİLİŞLİ veya ASIL ÎKİNLİK (D. descendante, décroissante ou proprement dite) 'adını alır. EŞİT veya KARARSIZ İKİNLİK (D. égale ou indécise) denilen ikkıliklerde her iki öğenin açınık nitelikleri eşit olur. Bunlardan başka kuvvetli açınığıri uzun veya kısa olduğuna göre UZUN ve KISA İKİNLİKLER (D. longues et brèves) de vardır.
İSKELE
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
TOPLAŞTIRMA
Toplaştırmak işi. Örüt ya da biçimsiz taneciklerin ısı etkisiyle birleşip kaynaşarak daha iri katı parçaları oluşturması. Öğütülmüş ya da doğal olarak toz biçiminde olan filizleri toplaştırgaçta ısıtarak toplak biçimine getirme işlemi.
NAŞAT
Yüz, çehre. Sevinç, neşe: Heç naşatım yo h boğon.