İçinde KÜLLÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "küllü" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde küllü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu küllü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında küllü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ŞEYTANKÜLLÜĞÜ

11 harfli kelimeler

KÜLLÜMAĞARA

10 harfli kelimeler

TEVEKKÜLLÜ, PEDÜNKÜLLÜ, PARTİKÜLLÜ

9 harfli kelimeler

TEMEKÜLLÜ, KÜLLÜKARA

8 harfli kelimeler

PÜSKÜLLÜ, TEVKÜLLÜ, TERKÜLLÜ, TEKÜLLÜK, TEHKÜLLÜ

7 harfli kelimeler

ÖNKÜLLÜ, LÖKÜLLÜ, KÜLLÜYH, TEKÜLLÜ, KÜLLÜCE, KAKÜLLÜ

6 harfli kelimeler

KÜLLÜM, KÜLLÜK, KÜLLÜH

5 harfli kelimeler

KÜLLÜ

Bazı kelimelerin anlamları

KÜLLÜ

İçinde veya üzerinde kül bulunan.

ŞEYTANKÜLLÜĞÜ

Oda içindeki ocaklarda kandil koymaya yarayan koltuk taşındaki çıkıntı.

TERKÜLLÜ

Nişanlı : Mehmet'in kızı Ali'nin oğlunun terküllüsüdür.

TEMEKÜLLÜ

Temelli, sürekli. Doğma büyüme o bölgede oturan, yerli.

PARTİKÜLLÜ

Parçacıklı.

KÜLLÜMAĞARA

Malatya şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

LÖKÜLLÜ

Delik yeri kapatılmış, yamanmış eşya.

TEVEKKÜLLÜ

Tevekkülü olan.

ÖNKÜLLÜ

Öğle vakti. O biçimde : Tamam işte önküllü yapçâsın.

TEHKÜLLÜ

Nişanlı : Fatma gel bak, Ayşe'nin tehküllüsü geçiyor.

TEKÜLLÜK

Küçük, kulpsuz toprak kap.

PEDÜNKÜLLÜ

Bir sapı olan yüzeyden kabarık, patolojik değişim.

KÜLLÜYH

Kül ve süprüntü atılan yer, çöplük. Köylerde kanalizasyona bağlı olmayan ve tandır küllerinin örtü maddesi olarak döküldüğü Apteshane.

TEVKÜLLÜ

Nişanlı : Ali'nin kızı benim tevküllüm.

PÜSKÜLLÜ

Püskülü olan, püskül takılmış olan.

KÜLLÜKARA

Bir çeşit kara üzüm.

  -   -   -  

Anlamında KÜLLÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜLLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BANDIRMAK

Banmak. Üzüm salkımlarını, inciri çabuk kuruması ve renginin parlak olması için küllü veya potaslı ılık suya daldırıp çıkarmak.

TABLA

Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi. Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça. Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir çalgı türü. Bir şeyin düz ve geniş bölümü. Makaraların yüzlerini oluşturan dış bölümleri. Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden veya tahtadan yapılmış olan tepsiye benzer altlık. Küllük.

SİNEKLİK

Sinekleri kovmaya yarayan ucu püsküllü değnek. Sinekleri çok olan yer. Özellikle karasineklerin girmesini önlemek için dükkân kapısına takılan şerit, boncuk dizisi vb.nden yapılmış eğreti perde. Sineklerin yapışması için üzerine yapışkan madde sürülmüş kâğıt. Ucu yassı ve geniş plastik, tel vb.nden sinek öldürmek için kullanılan saplı araç.

ÇÖPLÜK

Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer, çöp tenekesi, küllük, süprüntülük, gübürlük, mezbele, mezbelelik. Çok kirli yer. Her türlü yetkinin sınırsızca kullanıldığı yer.

ADSORPSİYON

Moleküllerin katı bir yüzeye yapışması, tek molekül tabakasından oluşan bir yüzey tabakasının oluşması. Atom, iyon veya moleküllerin katı bir yüzeye yapışarak tek moleküllü yeni bir yüzey tabakası oluşturması. Herhangi bir canlının başka bir maddenin belli bir yüzeyine tutunması. Virüs bağlanma proteinlerinin hücrenin zarında bulunan almaca bağlanması. Moleküllerin katı bir faza yapışması. Bir maddenin kendi yüzeyinde moleküller arasında çekiş kuvveti dolayısıyla, gazları, sıvıları veya bir sıvıda çözünmüş maddeleri tutması.

AŞAR

Tarım ürünlerinden alınan onda bir oranındaki vergiler. Ondalık. Boyanacak iplik veya kumaşı asıl rengine boyamadan önce başka renge boyama. Yıkanacak çamaşırları önceden küllü suda bekletme. Aşağı, aşağıya. Toprak mahsullerinden hazine için alınan onda bir nispetindeki vergi. Türkiye'de 1925 yılına kadar tarımsal ürünün onda biri oranında ayni olarak alınan vergi. karşılığı ayni vergi.

PEKTİN

Bitki dokularında bulunan renksiz, metil grubundan madde. Göze zarının peltemsi kabuğu. Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü karbonhidrat karışımı madde.

AŞKARLAMAK

Kuru sebzeyi küllü su ile haşlamak. Yemeği baharatla terbiye etmek. Derileri tanenli bitkilerle terbiye etmek. Yün, ya da pamuğu, boyamadan önce, kimyasal işlemden geçirmek.

BOĞADA

Küllü veya sodalı su ile çamaşır yıkama. Yıkanmak üzere hazırlanmış çamaşırın üzerine sıcak kül suyu süzme işi.

ATKUL

Genç kızların başlarına attıkları etrafı uzun püsküllü, büyük çevre, atkı. Bütün malını harcamış fakir adam.

REÇİNE

Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi, ağaç sakızı. Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay madde.

ASETİLKOLİN

Otonomik gangliyonların sinapslarından ve iskelet kasını döşeyen sinir telciklerinin uçlarından salgılanan kolinin asetil esteri olan nörotransmitter bir madde. Otomotik gangliyonların sinapslarından ve iskelet kasını döşeyen sinir iplikciklerinin uçlarından salgılanan kolinin asetil esteri olan nörotransmiter bir madde. Kolinerjik sinir uçlarında, kolin asetiltransferaz enzimi ileasetilkoenzim A'dankoline, asetil grubunun aktarılmasıyla oluşan, otonom sinir sisteminin tüm pregangliyoner nöronları, parasempatik sistemin postgangliyoner nöronları, sempatik sistemin bazı postgangliyoner kolinerjik nöronları, sinir-kas kavşaklarındaki sinir uçları ve beynin birçok bölümünden salgılanan, muskarinik ve nikotinik iki tip almacı bulunan küçük moleküllü nörotransmitter madde, ACh. Çoğunlukla uyarıca etkisi olmasına karşın, kalpte vagus sinirleriyle inhibitör etkiye sahiptir. Sinir dokusunda raslanan bir kimyasal madde olup sinir uyarmalarını ileten en önemli madde olarak düşünülür.

ASLAN

Kedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, erkekleri yeleli, yırtıcı, uzunluğu 160, kuyruğu 70 santimetre ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir tür memeli, arslan. Zodyak üzerinde Yengeç ile Başak arasında yer alan takımyıldızın adı. Gürbüz, cesur ve yiğit adam.

AKSEPTÖR

İlaç molekülleriyle dönüşümlü olarak bağlandıkları halde herhangi bir etkiye neden olmayan almaç benzeri büyük moleküllü yapılara verilen ad.

BANKE

İçine reçel, salça, ve benzerleri konan toprak kap. (Küllük Iğdır Kars).

KEFİYE

Arapların kullandığı ve omuzları da örten, püsküllü erkek başörtüsü.

AŞGAR

Kızıl yüzlü ve yarasa tüylü kişi. Kula donlu at. Çamaşırda çıkarılması güç leke. Hayvanların başındaki beyazlık. Yüz, çehre. Küllü su. Kök boya ile boyanmadan önce, ipliklerin çabuk solmaması için yapılan kimyasal işlem ve bu işlemde kullanılan sıvı. Renk, boya. Kurutulacak üzümlerin yıkandıkları ot suyu. (Alçılı Delice Ankara).

KOÇAN

Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde. Mısırın tanelerini taşıyan, üzeri yaprakla sarılı, püsküllü meyvesi. Belge, izin belgesi. Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası. Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm. Tapu senedi.

AŞKAR

Şekil, eşkal, nişan: Şu adamın aşkarına bak. Hayvanların başındaki beyazlık. Saçının ön kısmı dökülmüş kimse. Çil. Yüz, çehre. Sarı saçlı adam. Kiri çıkarılamıyan beyaz çamaşırların donuk rengi. Boyaların, çokça sarı boyanın açık rengine verilen ad. Renk. Ilık su. Küllü su. Kök boya ile boyanmadan önce, ipliklerin çabuk solmaması için yapılan kimyasal işlem ve bu işlemde kullanılan sıvı. Gübre ve kül gibi maddelerde bulunan tesir hassası: Islanmış gübrenin aşkarı fazla olur. Kir. Edepsiz kadın. İri taneli, sert kabuklu, çok tatlı bir çeşit üzüm. Renk, boya. Aklı karalı.

AŞER

Küllü su.