Kelimeler arşivinde; içinde "kine" olan, toplam 92 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kine bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kine ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kine olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TONKİNESEKEDİSİ, MAKİNELEŞTİRMEK
KİNETOPLASTİDA, FARMAKOKİNETİK, MAKİNELEŞTİRME
GAMETOKİNETİK, KİNETOPLASTİD, KİNETONÜKLEUS, KİNETONUKLEUS, SİLKİNEBİLMEK, TROMBOKİNEZİS
MAKİNELEŞMEK, SİLKİNEBİLME, ÇEKİNEBİLMEK
KİNETLENMEK, KİNEMACOLOR, KİÇKİNEBİKE, HİPERKİNEZİ, ÇEKİNEBİLME, KİNETOPLAST, MUKOKİNETİK, MAKİNELEŞME, MAKİNECİLİK, SİTOKİNEZİN, TROMBOKİNEZ, ZİGOTOKİNET
MAKİNEALTI, KİNETLEMEK, SPOROKİNET, KARYOKİNEZ, KARYOKİNES, İNTERKİNEZ, FOTOKİNEZİ, TELEKİNEZİ, BİDAHAKİNE
YAHUTKİNE, DİSKİNEZİ, ORTOKİNEZ, KİNETAZON, KİNEMATİK, DİYAKİNEZ, KİNETOKOR, DEMEKKİNE, FOTOKİNEZ, KİNESTEZİ, KİNETOZOM, KEMOKİNEZ, SİTOKİNEZ
SEÇKİNER, ÇERKİNEZ, DİDİKİNE, PAKİNEMA, STOKİNET, MAKİNELİ, YETKİNER, KESKİNER, KESKİNEL, KERKİNEK, MAKİNECİ
TEKİNEL, KİNETİK, OOKİNET, YAKİNEN, LASKİNE, KÜÇKİNE, KİNEZİN, TEKİNER, KİNEYİT, KİNETLİ, KİNETİR, KİNETİN, KİNETİD, TÜRKİNE, ERKİNEL, ERKİNER
TİKİNE, TEKİNE, İŞKİNE, DİKİNE, MAKİNE, SEKİNE, SAKİNE, REKİNE, AKİNET, KİNEFE, EKİNER
KİNEZ, AKİNE, KİNET, KİNEL, KİNER
KİNE
KİNE
Ki.
MAKİNELEŞMEK
Üretimde makine gücünden, giderek daha çok yararlanmak. Davranışları, hareketleri makinelerinkine benzer duruma gelmek, bazı işleri alışkanlıkla yapmak.
KİNETONÜKLEUS
Kinetoplast.
KİNETOPLASTİD
Kinetoplastida takımındaki protozoonlara ait.
TONKİNESEKEDİSİ
Kuzey Amerika ve Asya'dan köken alan, 1960 yılında Siyam ve Burmese ırklarının birleştirilmesiyle geliştirilmiş, Siyam'ların vücut yapısı ve Burmese'lerin etkileyici güzelliklerinin birleşmesiyle oluşmuş, tüyleri ve gözlerinin parlaklığıyla inanılmaz bir güzelliğe sahip, rengi açık kahve tonları, krem ve şampanya rengi karışımı, uçuk mavi gri ve pembe tonları genelde bu renklerin karışımı kulak, yüz ve ayaklarda giderek koyulaşan, gözleri açık yeşil veya mavi renkli, güvenilir, meraklı, sahibine bağlı ve duygusal yapıda, kısa tüylü kedi ırkı.
FARMAKOKİNETİK
İlaçların vücuttaki emilim, dağılım, etki ve atılım mekanizmalarının incelenmesi. İlaçların vücuda alınmasından sonra emilimi, dağılımı, biyotransformasyonu ve atılımı olaylarını kantitatif olarak zaman boyutları içinde inceleyen bilim dalı.
KİNETONUKLEUS
Trypanosoma denilen bir cins kamçılının kinetoplâstının merkezi kısmında uzunluğuna yer alan ve DNA dan yapılmış disk veya çubuk şeklindeki yapı.
SİLKİNEBİLME
Silkinebilmek işi.
MAKİNELEŞTİRME
Makineleştirmek işi.
TROMBOKİNEZİS
Kan pıhtılaşması.
SİLKİNEBİLMEK
Silkinme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇEKİNEBİLMEK
Çekinme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KİNETOPLASTİDA
Mastigophora alt şubesinde, Zoomastigophorea sınıfında bulunan, Bodonina ve Trypanosomatina alt takımlarını içeren, kimileri serbest yaşamlı, çoğu bitkilerde, omurgalı ve omurgasız canlılarda parazitlenen, kamçılı bazal cismin yanına yerleşmiş bariz bir kinetoplast, bir veya iki kamçıya sahip kamçılı protozoa takımı, Protomastigida, Protomonadina.
KİNETLENMEK
Kenetlenmek : Dişi kinetlendi.
MAKİNELEŞTİRMEK
Makine ile yapılmasını sağlamak.
GAMETOKİNETİK
Gamet faaliyetlerini uyaran.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞLILAŞIK
Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
BASI
Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.
BİÇERDÖVER
Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
BENZİNLİ
Benzinle çalışan (motor, makine vb.).
BANTLAYICI
Bantlama işini yapan makine.
AYAKLIK
Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.
BİÇERBAĞLAR
Ekini hem biçen hem de bağ durumuna getiren makine.
BİLİŞİM
İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik.
AYARLI
Ayarlanmış, doğru çalışması sağlanmış, düzeltilmiş (saat, makine vb.). Belirli bir ayarda olan (altın veya gümüş).
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
ALET
Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
BANKAMATİK
Bankaların para işlemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
BİÇMEK
Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
ASANSÖR
İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.