Kelimeler arşivinde; içinde "kasır" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kasır bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kasır ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kasır olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KASIRGAMAK
ARKASIRA
KASIRGA, KASIRAK, KASIRIK, KASIRTI
KASIR
KASIR
Köşk.
KASIRGA
Rüzgâr çizelgesinde hızı 64 veya daha fazla deniz mili olan ve kuvveti 12 ile gösterilen rüzgâr. Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku.
KASIRGAMAK
Saklamak, esirgemek.
KASIRIK
Balgam.
ARKASIRA
Arkasından, peşinden, ardınca.
KASIRTI
Gürültü.
KASIRAK
Balgam.
Bu bölümde tanımı içerisinde KASIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GASURGA
Kasırga.
BURAN
Şiddetli kar, fırtına, kasırga. Yokluk, geçim darlığı.
KÖŞK
Bahçe içinde yapılmış süslü ev, kasır. Aydın iline bağlı ilçelerden biri.
EVRAN
Büyük yılan, canavar. Fazlasıyle uzayıp yükselen ağaç ya da büyüyen insan. Kasırga, hortum. Şiddetli yağmurdan sonra derelerin bulanık akması. Çok uzun boylu insan. Evren.
FIĞLI
Kasırga.
BORANA
Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Şiddetli kar, fırtına, kasırga. Yumurta, yağda kızartıldıktan yahut suda haşlandıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan yemek. Ispanak, yoğurt ve yumurta ile yapılan bir çeşit yemek. Komposto. Ekşi meyvelerden, et ve pekmezle yapılan suyu bolca tatlımsı bir yemek. Ebegümeci yemeği. Kışın yenmek üzere kurutulmuş taze fasulye. Ispanak. Sulusepken. Toprak düzeltmekte kullanılan tırmık. Bulgur veya pirinçle pişirilen sebze üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemek. Çeltik tarlalarında öküze koşulan demir dişli bir araç. Tırmık. Cacık.
DALAZ
Kasırga, hortum. Rüzgârın kaldırdığı toz, toprak. Zayıf insan. Zayıf olduğu halde hızlı yürüyen kimse. Kalp. Sıkıntı: Bu çocuklar ruhuma dalaz veriyor. Belli belirsiz. Un helvası. Alev. Güçlü yel.
ALAMADI
Kasırga, fırtına.
GAMAZ
Kör, kesmiyen (bıçak için): Benim bıçak gamaz olmuş kesmiyor. Kasırga. Fırtına, rüzgar.
DÖNEMEZ
Kasırga.
ERMİYE
Dolu yağdıran kasırga bulutları.
DİREKLENMEK
Alev, toz, duman göğe doğru yükselmek: Bir kasırga koptu, tozlar göğe direklendi. İnat ve ısrar etmek.
DÖNELGE
Dönemeç. Hortum, kasırga. Ev.
TALAZ
Dalga, kasırga. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık.
GASIRGA
Eski türkçe kasırku: kasırga.
DALAS
Kasırga, hortum.
TAYFUN
Okyanuslarda, Çin Denizi ile Hint Denizi'nde görülen, Dünya'nın dönüş yönüne zıt olarak doğudan batıya doğru oluşan, güçlü kasırga.
BURKUNTU
İç organlarda duyulan kasılma ve benzerleri hareketler. Üzüntü, sıkıntı, kırgınlık. Yol dönemeci. Mide bulantısı, sancı. Şiddetli rüzgâr, kasırga.
FIRTINA
Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr. Güç atlatılan kötü durum. Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma. Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı.
DÖNEĞEÇ
Hortum, kasırga.