Kelimeler arşivinde; içinde "karşı" olan, toplam 82 tane kelime bulunuyor. İçerisinde karşı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu karşı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında karşı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARŞILAŞTIRABİLME
KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK, KARŞILAŞTIRILMAK
KARŞILANABİLMEK, KARŞILAŞABİLMEK, KARŞILAŞTIRILMA, KARŞILAŞTIRMACI, KARŞILAŞTIRMALI, KARŞILAYABİLMEK
SERVETİYEKARŞI, KARŞIDENGELEME, KARŞILANABİLME, KARŞILAŞABİLME, KARŞILAŞTIRICI, KARŞILAYABİLME, KARŞILAŞTIRMAK, KARŞILIKSIZLIK
KARŞILIKSIZCA, KARŞITLIĞIMSI, KARŞIDAVRANIŞ, KARŞIKÖPÜRÜCÜ, KARŞISÜRTÜNME, KARŞILIKLILIK, KARŞILAŞTIRMA, KARŞITYOKLAMA
KARŞILAŞMACI, KARŞITLAŞMAK, KARŞILIKLICA, KARŞITLAMALI, KARŞIKÖPÜRME, KARŞIYENİMLİ
KARŞITAYRIM, KARŞITÇILIK, KARŞILIKLAR, KARŞIDÖNGEL, KARŞITLAMAK, KARŞITLAŞMA, KARŞIÇEKİCİ, KARŞILANMAK, KARŞILAŞMAK, KARŞILIKSIZ
KARŞIYANIT, KARŞIGEÇİT, KARŞIYENİM, KARŞILAYAN, KARŞILAYIŞ, KARŞILIKLI, KARŞILAŞMA, KARŞILAMAK, KARŞIPINAR, KARŞISÜRÜM, KARŞICILIK, KARŞIASTEL, KARŞIDURMA, KARŞIKONAK, KARŞITLICA, KARŞITLAMA, KARŞILANIŞ, KARŞILANMA, KARŞITUTUM
KARŞITLAM, KARŞILEYİ, KARŞIYAKA, KARŞIBERİ, KARŞINLIK, KARŞITLIK, KARŞILAMA, KARŞIKENT
KARŞIKÖY, KARŞITUÇ, KARŞINLI, KARŞILIH, KARŞILAR, KARŞIGÜN, KARŞIBAN, KARŞITLI, KARŞITÇI, KARŞILIK
KARŞICI
KARŞIT, KARŞIN
KARŞI
KARŞI
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
KARŞILAYABİLMEK
Karşılama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KARŞILAŞTIRILMA
Karşılaştırılmak işi.
KARŞILAŞABİLME
Karşılaşabilmek işi.
KARŞILAŞTIRMACI
Karşılaştırmalı edebiyat veya dil bilimi uzmanı.
KARŞILAŞTIRILMAK
Karşılaştırma işi yapılmak.
KARŞILAŞTIRMALI
Karşılaştırma yolu ile yapılan, mukayeseli.
KARŞILAŞTIRABİLME
Karşılaştırabilmek işi.
KARŞILAŞTIRICI
Küçük uzunlukları ya da aralımları tam ve kesin olarak ölçmede kullanılanlir düzenek. Bir tür reokölçer.
KARŞILAYABİLME
Karşılayabilmek işi.
KARŞIDENGELEME
Bir deneylemede deneysel değişkenin uygulanmasına bağlı saptırıcı etkileri dengelemek amacıyla bu etkenin değişik rastlantılı düzenler içinde sunulmasını öngören denetim önlemi, bk. abba düzeni, deneyin denetlenmesi.
KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK
Bir görüş, kanı, tutum, davranış ya da eyleme karşı olma ya da karşı çıkma.
KARŞILANABİLMEK
Karşılanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SERVETİYEKARŞI
Kocaeli kenti, Bahçecik nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KARŞILANABİLME
Karşılanabilmek işi.
KARŞILAŞABİLMEK
Karşılaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARŞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHLAF
Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.