İçinde KARŞI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "karşı" olan, toplam 82 tane kelime bulunuyor. İçerisinde karşı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu karşı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında karşı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

KARŞILAŞTIRABİLME

16 harfli kelimeler

KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK, KARŞILAŞTIRILMAK

15 harfli kelimeler

KARŞILANABİLMEK, KARŞILAŞABİLMEK, KARŞILAŞTIRILMA, KARŞILAŞTIRMACI, KARŞILAŞTIRMALI, KARŞILAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

SERVETİYEKARŞI, KARŞIDENGELEME, KARŞILANABİLME, KARŞILAŞABİLME, KARŞILAŞTIRICI, KARŞILAYABİLME, KARŞILAŞTIRMAK, KARŞILIKSIZLIK

13 harfli kelimeler

KARŞILIKSIZCA, KARŞITLIĞIMSI, KARŞIDAVRANIŞ, KARŞIKÖPÜRÜCÜ, KARŞISÜRTÜNME, KARŞILIKLILIK, KARŞILAŞTIRMA, KARŞITYOKLAMA

12 harfli kelimeler

KARŞILAŞMACI, KARŞITLAŞMAK, KARŞILIKLICA, KARŞITLAMALI, KARŞIKÖPÜRME, KARŞIYENİMLİ

11 harfli kelimeler

KARŞITAYRIM, KARŞITÇILIK, KARŞILIKLAR, KARŞIDÖNGEL, KARŞITLAMAK, KARŞITLAŞMA, KARŞIÇEKİCİ, KARŞILANMAK, KARŞILAŞMAK, KARŞILIKSIZ

10 harfli kelimeler

KARŞIYANIT, KARŞIGEÇİT, KARŞIYENİM, KARŞILAYAN, KARŞILAYIŞ, KARŞILIKLI, KARŞILAŞMA, KARŞILAMAK, KARŞIPINAR, KARŞISÜRÜM, KARŞICILIK, KARŞIASTEL, KARŞIDURMA, KARŞIKONAK, KARŞITLICA, KARŞITLAMA, KARŞILANIŞ, KARŞILANMA, KARŞITUTUM

9 harfli kelimeler

KARŞITLAM, KARŞILEYİ, KARŞIYAKA, KARŞIBERİ, KARŞINLIK, KARŞITLIK, KARŞILAMA, KARŞIKENT

8 harfli kelimeler

KARŞIKÖY, KARŞITUÇ, KARŞINLI, KARŞILIH, KARŞILAR, KARŞIGÜN, KARŞIBAN, KARŞITLI, KARŞITÇI, KARŞILIK

7 harfli kelimeler

KARŞICI

6 harfli kelimeler

KARŞIT, KARŞIN

5 harfli kelimeler

KARŞI

Bazı kelimelerin anlamları

KARŞI

Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

KARŞILAYABİLMEK

Karşılama imkânı veya olasılığı bulunmak.

KARŞILAŞTIRILMA

Karşılaştırılmak işi.

KARŞILAŞABİLME

Karşılaşabilmek işi.

KARŞILAŞTIRMACI

Karşılaştırmalı edebiyat veya dil bilimi uzmanı.

KARŞILAŞTIRILMAK

Karşılaştırma işi yapılmak.

KARŞILAŞTIRMALI

Karşılaştırma yolu ile yapılan, mukayeseli.

KARŞILAŞTIRABİLME

Karşılaştırabilmek işi.

KARŞILAŞTIRICI

Küçük uzunlukları ya da aralımları tam ve kesin olarak ölçmede kullanılanlir düzenek. Bir tür reokölçer.

KARŞILAYABİLME

Karşılayabilmek işi.

KARŞIDENGELEME

Bir deneylemede deneysel değişkenin uygulanmasına bağlı saptırıcı etkileri dengelemek amacıyla bu etkenin değişik rastlantılı düzenler içinde sunulmasını öngören denetim önlemi, bk. abba düzeni, deneyin denetlenmesi.

KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK

Bir görüş, kanı, tutum, davranış ya da eyleme karşı olma ya da karşı çıkma.

KARŞILANABİLMEK

Karşılanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SERVETİYEKARŞI

Kocaeli kenti, Bahçecik nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KARŞILANABİLME

Karşılanabilmek işi.

KARŞILAŞABİLMEK

Karşılaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında KARŞI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KARŞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHLAF

Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı.

ACIMA

Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

AĞIRLAMA

Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AĞIŞ

Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

AİDAT

Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AHRETLİK

Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

AĞIRBAŞLI

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.