Kelimeler arşivinde; içinde "kapıl" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kapıl bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kapıl ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kapıl olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAPILANDIRMAK
KAPILANDIRMA, KAPILIVERMEK, KAPILABİLMEK
KAPILGANLIK, KAPILIVERME, BÜYÜKKAPILI, KAPILABİLME
TERMOKAPIL, KAPILANMAK
KAPILANMA, KAPILILIK
KAPILMAK, KAPILGAN, ÜÇKAPILI
KAPILIK, KAPILMA, KAPILIŞ
KAPILI
KAPIL
KAPIL
Dikdörtgen.
KAPILILIK
Kapılı olma durumu.
ÜÇKAPILI
Niğde şehri, Çamardı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KAPILGANLIK
Kapılgan olma durumu.
KAPILMAK
Kapma işine konu olmak. Birine güvenip boş bulunarak aldanmak. Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak. Sürüklenmek. Bir şeyin veya kimsenin güçlü etkisinde kalmak.
KAPILABİLME
Kapılabilmek işi.
KAPILANMAK
Bir işe girmek ve o işte devam etmek. Bir işe girmek.
BÜYÜKKAPILI
Adana ilinde, Yakapınar bucağına bağlı bir bölge.
KAPILIVERME
Kapılıvermek işi.
KAPILABİLMEK
Kapılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAPILANDIRMA
Kapılandırmak işi.
TERMOKAPIL
İki farklı metal alaşımın uçlarının birleştirilmesiyle elde dilen ve çoğunlukla -200º C ile +850º C arasında sıcaklığa sahip bir ortamın sıcaklık değerini ölçmekte kullanılan cihaz.
KAPILANDIRMAK
Kapılanmasını sağlamak.
KAPILIVERMEK
Elinde olmadan kapılmak.
KAPILGAN
Kolayca etkilenen, her şeye çabuk kapılan.
KAPILANMA
Kapılanmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAPIL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DERTLENMEK
Üzüntüye kapılmak, dertli duruma gelmek, kaygılanmak.
ACILANMAK
Tadı acı olmak, acılaşmak. Acılı durumda olmak, üzüntüye kapılmak, üzülmek.
HAYALCİ
Bir şeyi gerçekleşmiş gibi kabul edip zihninde tasarlayan kimse, ütopist. Hayale kapılan, hayal kuran, hayalperest, hayalperver. Karagözcü.
ÇARPILMAK
Çarpma işine konu olmak. Çarpık duruma gelmek. Bir yankesici tarafından eşyaları el çabukluğuyla çalınmak, soyulmak. Bir şeye ederinden fazla para ödemek. Aldatılmak. Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek.
ÇITÇIT
Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.
İNHİMAK
Bir şeye aşırı düşkünlük gösterme, kapılma.
DÜŞMEK
Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.
DEHŞETLENMEK
Dehşete kapılmak.
ANAHTARCI
Anahtar yapan, satan veya onaran kimse, açkıcı. Kapı, kasa vb. yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse. Kilitli kapıları açan kimse, çilingir.
KAPILIŞ
Kapılma işi.
EVHAMLANMAK
Kuruntu duymak, kuruntuya kapılmak.
ARKIT
Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak.
GİŞE
İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer, şalter.
İNTİSAP
Bağlanma. Girme. Kapılanma.
HAVALANDIRMAK
Kapalı bir yerin pencere ve kapılarını açarak havalanmasını sağlamak. Havaya kaldırmak.
FERFORJE
Kapılara, pencerelere veya evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir.
BÖLME
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.
KAPICI
Otel, apartman vb. büyük yapılarda bekçilik, temizlik, alışveriş gibi işlerle görevli kimse. Osmanlı devlet teşkilatında saray kapılarını bekleyen görevli sınıfı.
GÜMRÜK
Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi. Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu. Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer.
GEZİNTİ
Uzak olmayan bir yere yapılmış olan gezi, tenezzüh. Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor. Sofa, balkon. Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol. Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi.