Kelimeler arşivinde; içinde "gözler" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gözler bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gözler ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gözler olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SALINIMGÖZLER
YİNELİGÖZLER
MİNİLGÖZLER
TEPEGÖZLER, BASIGÖZLER, IŞIMGÖZLER, İZGEGÖZLER, KARAGÖZLER, MİNİGÖZLER, TAŞGÖZLERİ
GÖKGÖZLER, NEMGÖZLER, YOLGÖZLER, YÜKGÖZLER
UZGÖZLER
GÖZLER
GÖZLER
Denizli kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa şehri, Demirci bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
UZGÖZLER
Bir borunun iki ucuna oturtulmuş iki yakınsak mercek ile arada bulunan doğrıutucu bir mercekten oluşan ve uzaktaki nesneleri büyüterek göstermeye yarayan ışıksal gözlem aygıtı.
YOLGÖZLER
Erzurum şehri, Olur belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Muş ilinde, Aktuzla nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Muş kenti, Korkut ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KARAGÖZLER
Aydın ili, İncirliova ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Denizli şehri, Güney ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Eskişehir kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
TEPEGÖZLER
Birçok türü, önemli solucan türlerine ara konakçılık eden, duyargaları tek kollu, beşinci çift ayakları körelmiş kabuklular familyası.
YİNELİGÖZLER
Yineli olarak açılıp kapanan ya da karanlıkta belli sıklıkla yanıp sönen ışık kaynağıyla, bir devinimin ardışık evrelerini incelemeye yarayan aygıt.
IŞIMGÖZLER
Su, toprak, maden filizi ve uçunlar içindeki ışımetkinliği, uyardığı pırıldama ile ölçen aygıt.
YÜKGÖZLER
Durgun elektrik yüklerinin varlığını algılamakta kullanılan aygıt.
GÖKGÖZLER
Gökcisimlerini büyüterek ayrıntılarını gösteren, mercek ve aynalardan oluşmuş ışıksal gözlem aygıtı. Çorum şehri, Lâçin belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
BASIGÖZLER
Açık hava basıncı değişimlerini izleyen araç.
NEMGÖZLER
Havadaki nem tutarının saltık ya da bağıl değerini gösteren aygıt.
TAŞGÖZLERİ
İri delikli kalbur.
SALINIMGÖZLER
Bir eksicik ışınları borusunda, denetlenen bir eksicik demeti ile, flüorışıl bir cam bürgü üzerinde bir dalga biçimi çizdirmek için kullanılan aygıt.
MİNİGÖZLER
Küçük nesneleri binlerce kez büyüterek gösteren aygıt.
İZGEGÖZLER
İzgelerin çözümlenmesinde kullanılan, bir koşutaç, bir biçik ya da bir ışık ağı ve bir uzgözlerden oluşan düzenek.
MİNİLGÖZLER
Mercek dizgeleri aracılığıyla küçük nesnelerin görüntüsünü büyütüp göze yansıtan aygıt.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZLER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
IŞIK
Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.
EKSPOZE
"Sergilemek, gözler önüne sürmek" anlamındaki ekspoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.
CEYLAN
Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan, ahu, gazal (Gazella dorcas).
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.
HİPERMETROP
Cisimlerin görüntüleri ağ tabakanın gerisinde kaldığı için yakını iyi göremeyen (göz). Gözleri böyle olan (kimse).
KÖSTEBEK
Köstebekgillerden, toprak altında oyduğu yuvalarda yaşayan, gözleri hemen hiç görmeyen, derisinden kürk yapılmış olan küçük bir hayvan, sokur, yer sıçanı, kör sıçan (Talpa). Bir iş yerinden, kurumdan özellikle gizli servisten bilgi sızdıran kimse.
BAL
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.
MİYOP
Nesnelerin görüntüleri ağ tabakanın ön tarafında kaldığı için uzağı iyi göremeyen (göz). Gözleri uzağı iyi göremeyen (kimse).
KÖREBE
Gözleri bağlı olan ebenin, oyuna katılan öteki çocukları yakalamaya çalıştığı çocuk oyunu.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
KEMERLİK
Bazı işçi ve satıcıların araç veya gereçlerini koymak için bellerine taktıkları, gözlere ayrılmış, bez, tahta, meşin veya metal bağ. Kemer yapmaya elverişli.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
KASA
Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve. Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
KEMER
Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılmış olan bel bağı. İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı. Tümsekli. Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak. Emniyet kemeri. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Burdur iline bağlı ilçelerden biri. Kemiklerden oluşmuş tümsekli tavan. Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü.
KEFE
Terazi gözlerinden her biri. Semercilerin atların tüylerini parlatmak için kullandığı bir araç türü.
GÖRMEK
Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
GÖZLÜ
Gözü olan. Bölmesi ya da gözleri olan. Herhangi bir biçimde veya renkte gözü olan. Deliği olan.
ÇİPİLLEŞMEK
Gözleri çipil duruma gelmek.
GÖZLÜK
Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç. Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper. Gözene.