Kelimeler arşivinde; içinde "gevel" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gevel bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gevel ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gevel olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GEVELEYİVERMEK
GEVELEYİVERME
GEVELEŞMEK, GEVELLEMEK
GEVELEMEK, GEVELEYİŞ
GEVELEME, GEVELCİN, GEVELMEK, MÖGEVELE
GEVELE
GEVEL
GEVEL
Yeşil kabuğundan çıkarılmış ceviz. Ağızlık. Bahçe ve tarla sulamak için açılan ince su yolu, ark. Arklardaki suyun yolunu değiştirmek için önüne yapılan toprak set. Kaval.
GEVELEYİVERME
Geveleyivermek işi.
GEVELLEMEK
Yeşil cevizin içini çıkarmak.
GEVELEYİŞ
Geveleme işi.
GEVELEYİVERMEK
Çabucak gevelemek.
GEVELEME
Gevelemek işi.
GEVELEŞMEK
önemsiz bir konuyu şakalaşarak konuşmak. El şakası yapmak.
GEVELCİN
Katı, sert: Bu sefer un iriymiş ekmeği gevelcin oluyor.
GEVELE
Saban oku ile saban tabanını birbirine bağlayan çivi. Ahır, samanlık gibi binaların üzerine atılan ağaç direk. İplik çıkrığı. Saban okunu boyunduruğa bağlayan ağaç çivi. (Çardak Denizli; Bursa). Koşum hayvanlarını sabana bağlamakta kullanılan ağaç parçası. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar). Dam yapımında kullanılan ağaç. (Dodurga Bozüyük Bilecik; Esnemez, Erenköy, İnönü Eskişehir).
MÖGEVELE
Arapça kökenli mukavele: mukavele.
GEVELMEK
Kurumak: Ayakkaplarım gevelmiş de ayağımı sıkıyor.
GEVELEMEK
Bir şeyi çiğnemeden ağız içinde evirip çevirmek. Bir sözü tam olarak ve açıkça söylememek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEVEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇELİŞTİRMEK
Çelişme işini yaptırmak. Gevelemek.
ÖVELEMEK
İki parçayı avucun içinde birbirine sürte sürte ovmak: Çamaşırın kirli yerlerini iyice övele. Ezip ovarak, iki şeyi birbirine sürterek ufalamak, mısır koçanlarını tanelemek. Hamuru topak yapmak için yuvarlamak. Hamuru özleştirmek için iyice yoğurmak. Karnı elle ovmak. Suçluyu cezalandırmak. Ufalamak, parçalamak. Sözleri anlaşılmaz biçimde söylemek, gevelemek. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların üreme organları bölgesindeki kılları kesmek. Ezip ovarak, iki şeyi birbirine sürterek ufalamak, tanelemek.
GÖELEMEK
Ağızda bir şeyi gevelemek, yutamamak: Ağzına alıp eppeği göeleme.
SADILAMAK
Sözü ağzında gevelemek, şaşırıp sözü uzatmak, istediğini tam anlatamamak. Sayıklamak, uykuda konuşmak. Duraksamak, kararsızlık göstermek: Ne sadılayıp duruyorsun, ne söyleyeceksen söyleyiver. İncelemek, araştırmak. İmgelemek, gözönüne getirmek. Bir sözü yinelemek.
SADALAMAK
Sözü ağzında gevelemek, şaşırıp sözü uzatmak, istediğini tam anlatamamak. Sayıklamak, uykuda konuşmak. Bir sözü sık sık yinelemek. Yazıyı güçlükle okumak, kekelemek. Görmeyi çok istediği kimsenin birdenbire adını anmak. Kötü söz ya da haber karşısında birdenbire dengesi bozulmak, sendelemek. İvmemek, ağırdan almak. Duyduğu sözü orada burada söylemek, yaymak. Bir sözü yinelemek. Sayıklamak. Kararsızlık göstermek. Oyalamak, ağırdan almak. Şaşırmak: Beni görünce sadaladı.
ŞAPILDAK
1.Sözü ağzında geveleyen. 2.Geveze. Mısır sapından yapılıp, şap şap ses çıkaran çocuk oyuncağı. Şakağa takılan süs eşyası. Çok konuşan, geveze.
IKILAMAK
Yorgunluktan, hastalıktan ya da sıkıntıdan sık sık nefes almak, inlemek. Söz vermek: Geçen günkü işe Ahmet ıkıladı. Sözü ağzında gevelemek. Canı çekmek, imrenmek.
MEZEME
Yemekte mızmızlık eden, yiyeceği ağzında geveleyen (çocuk).
KEVSELEMEK
Çiğner gibi yapmak, gevelemek.