Kelimeler arşivinde; içinde "germ" olan, toplam 42 tane kelime bulunuyor. İçerisinde germ bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu germ ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında germ olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GERMİNATİVUS
GERMANİSTİK, DİSGERMİNOM
GERMANOFİL, GERMİSİDAL
TENGERMEK, GERMANİST, SARIGERME, PAÇAGERME, GERMÜCEYH, GERMİCEYH, GERMANYUM, GERMENCİK, FİŞGERMEK, FİSGERMEK
GERMİSİT, GERMİNOM, EŞGERMEK, GERMİCEK, GERMEŞÜK, GERMEŞOY, GERMİŞEK, GERMESİK, GERMEGER, GERMİYAN, GERMÜCEK, GÖGERMEK, GÜGERMEK, GERMAGER
GERMİŞA, GERMİDE, GERMEŞE, GERMEŞA, GERMECE, GERMANE
GERMEÇ, GERMEN, GERMÜK, GERMAV, GERMEK
GERME
GERM
GERM
Jerm.
SARIGERME
Muğla şehrinde, Ortaca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
FİSGERMEK
Çıban ya da sivilce çıkmaya başlamak.
GERMANOFİL
Almansever.
GERMİSİDAL
Jermisidal.
GERMİCEYH
Değirmenlerde, üst taşın dönmesini sağlayan, alt taşın ortasından yukarı taşa geçirilmiş baltı biçiminde demir ya da ağaç aygıt.
GERMÜCEYH
Değirmenlerde, üst taşın dönmesini sağlayan, alt taşın ortasından yukarı taşa geçirilmiş baltı biçiminde demir ya da ağaç aygıt.
TENGERMEK
Yuvarlanmak.
DİSGERMİNOM
Yaşlı köpeklerde ve kimi kurt ırklarında daha sıklıkla ve çoğunlukla tek taraflı görülen, lenf yumruları ve komşu organlara sıklıkla metastaz oluşturan yumurtalık tümörü. Erkeklerdeki testis seminomlarının dişilerdeki karşılığıdır.
GERMANİSTİK
Cermen dillerini konu olan bilim dalı.
GERMENCİK
Aydın iline bağlı ilçelerden biri.
GERMANYUM
Atom numarası 32, atom ağırlığı 72,6, yoğunluğu 5,46 olan, 937,4 °C'de eriyen, kalay ve silisyumu andıran, az rastlanan bir element (simgesi Ge).
GERMİNATİVUS
Tomurcuklanan.
GERMANİST
Cermen dilleri uzmanı.
FİŞGERMEK
Ağaçlar tomurcuklanmak.
PAÇAGERME
Tek ya da iki bacak gerilerek yürüme, aksama: Paçagerme yürüyor. İki bacak arası açık olma durumu: Çocuğu paçagerme etme.
Bu bölümde tanımı içerisinde GERM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAÇLAMAK
Çarmıha germek.
GERİŞ
Germe işi. Sırt.
BÜKME
Bükmek işi. Bükülmüş kaytan ya da iplik. Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma, germe karşıtı.
GERME
Germek işi. Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılmış olan tahta perde.
KASNAK
Enli çember. Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri. Nakış işlemek için gergef gibi kullanılan, kumaşı germeye yarayan, tahtadan çember. Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü. Kıyıları oluk biçiminde pervazlı, metal ve tahtadan yapılmış çember. Kalbur, tel vb. şeylerin tahta çemberi. Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember.
ALMANSEVER
Alman yanlısı, Alman dostu, Germanofil.
KURMAK
Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Ortaklık sağlamak. Bir araya getirmek, toplamak. Hazırlamak. Düşünmek. Yapmak, oluşturmak. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Aklına koymak. Zihinde büyütmek. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Sağlamak, oluşturmak.
GERDİRMEK
Germe işini yaptırmak.
HİSAR
Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen. Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam. Klasik Türk müziğinde re diyez notası.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
SÜSEN
Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi, susam (İris germanica).
MUŞMULA
Gülgillerden, 2-3 metre yüksekliğinde dikenli küçük bir ağaç (Mespilus germanica). Bu ağacın olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi, döngel, beşbıyık.
ESNETME
Esnetmek işi. Türlü sebeplerle kısalan kasları açmak ve uzatmak için bağlı bulundukları eklemlerde yapılmış olan esnek, yaylı ve zorlu germe hareketi.
PENSE
Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç. Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti, pens.
KULAK
Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
TİRAMOLA
Geminin rüzgârüstüne veya rüzgâraltına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme, bazısını germe işlemi. Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatma işi.
BURGU
Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet. Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal. Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet. Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon.
KALANDIR
Dokunmuş kumaş ve bezleri buhar altında veya belli bir ısıda silindir arasından geçirerek ütüleme, parlatma, istenilen boy ve ene göre çektirip germe.
GERİCİ
Toplumda çağdaş değerlere ve yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni yaşamaya çalışan (kimse veya görüş), ilerici karşıtı, mürteci. Germe işini yapan kimse. Bir organı germeye yarayan (kas).
GERİLMEK
Germe işi yapılmak, gergin duruma gelmek, belirli bir uzama ile çekilmek. İlişki ve davranış bozulacak duruma gelmek. Kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek. Kasılmak. Gergin bir biçimde açılmak.