Kelimeler arşivinde; içinde "geli" olan, toplam 214 tane kelime bulunuyor. İçerisinde geli bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu geli ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında geli olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GELİŞTİRİLEBİLMEK
GELİŞTİRİLEBİLME
GELİŞTİREBİLMEK, VERÜGELİPDURMAK
GELİNCİKGİLLER, GELİPDURUPATIR, GELİŞTİREBİLME
GELİŞTİRİLMEK, BELGELİKÇİLİK, GELİNGÜLDÜREN, GELİNLİKÇİLİK, HARMANPERGELİ, PULLUKÇENGELİ, TÜMDENGELİMLİ
GELİNPARMAĞI, GELİŞİMCİLİK, GELİŞTİRİLME, BAŞDELEGELİK, GELİBATIRMAK, GELİNBANNAĞI, GELİNBARMAĞI, GELİNCİKLEME, GELİNDASTARI, GELİNKİRPİĞİ, GELİNKÖYNEĞİ, GELİNÖLDÜREN, GELİNTIRNAĞI, GELİŞEBİLMEK, GELİŞİVERMEK, GELİVERİNMEK, GÖLGELİKONAK, ŞEYTANGELİNİ
GELİNFENERİ, GELİNKUŞAĞI, GELİRSİZLİK, GELİŞİGÜZEL, GELİŞKİNLİK, GELİŞMİŞLİK, GELİŞTİRMEK, TÜMDENGELİM, ELGÖLGELİĞİ, GELİKGELMEK, GELİNARMUTU, GELİNBÖCEĞİ, GELİNBUĞDAY, GELİNCİĞERİ, GELİNCİKDEN, GELİNELMASI, GELİNERTESİ, GELİNPERTEK, GELİNYANAĞI, GELİNYEMİŞİ, GELİŞEBİLME, GELİŞİVERME, GELİŞTİRİCİ, GELİŞTİRMEN, GELİYAMAMAK, GELİYORUMAK, GÖSTERGELİK, KURTLUGELİK, OĞLAKGELİNİ, ÖLKERENGELİ, Devamını Oku »»
GELİNBOĞAN, GELİRLİLİK, GELİŞTİRİM, GELİŞTİRME, SÜPÜRGELİK, BELGELİKÇİ, DİLLİGELİN, GELİÇLEMEK, GELİNALICI, GELİNGADUN, GELİNGÜLLÜ, GELİNKADIN, GELİNKIZCI, GELİNLİKÇİ, GELİNPINAR, GELİNTARLA, GELİPBATIR, GELİŞÜYHLÜ, GELİVERMEK, GELİVİYMEK
DELEGELİK, GELİŞİMCİ, GELİBAKAN, GELİDOĞRU, GELİNABBA, GELİNABLA, GELİNALAN, GELİNBABA, GELİNBACI, GELİNBACİ, GELİNBUDU, GELİNCÜYH, GELİNDERE, GELİNDİLİ, GELİNGITI, GELİNGÖRE, GELİNGÜLÜ, GELİNKAŞI, GELİNKAYA, GELİNKITI, GELİNMUMU, GELİNNİYH, GELİNÖREN, GELİNSAÇI, GELİNSIRA, GELİNSİNİ, GELİNTACI, GELİNTAŞI, GELİNTEPE, GELİŞATLI, Devamını Oku »»
BELGELİK, BİLGELİK, DENGELİK, GELİBOLU, GELİNCİK, GELİNLİK, GELİNMEK, GELİŞKİN, GELİŞMEK, GELİŞMİŞ, GÖLGELİK, YENGELİK, ALGELİNİ, ARAGELİR, ÇÖNGELİK, ÇÖPGELİN, ELGELİNİ, GELİNABA, GELİNALI, GELİNALİ, GELİNANA, GELİNATI, GELİNCEK, GELİNCUK, GELİNCÜK, GELİNDEŞ, GELİNELİ, GELİNGIZ, GELİNGÖR, GELİNKIZ, Devamını Oku »»
BELGELİ, DENGELİ, DİZGELİ, GELİNME, GELİRLİ, GELİŞİM, GELİŞME, GÖLGELİ, ALGELİN, DÖNGELİ, GELİBBA, GELİCEK, GELİHEN, GELİKSU, GELİNCE, GELİNCİ, GELİNÇE, GELİNÇİ, GELİNGE, GELİNTİ, GELİNYE, GELİPBA, GELİRCİ, GELİSER, GELİŞAT, GELİŞEN, GELİŞKİ, GELİŞLİ, İSGELİÇ, KÖLGELİ, Devamını Oku »»
İMGELİ, DÜGELİ, EGELİK, GELİBA, GELİBE, GELİYA, ÖNGELİ
GELİN, GELİR, GELİŞ, GELİÇ, GELİF, GELİG, GELİK, GELİM, GELİP, GELİS
GELİ
GELİ
Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.
GELİŞTİRİLMEK
Geliştirme işi yapılmak.
GELİNPARMAĞI
Uzun taneli bir tür üzüm.
GELİŞTİRİLEBİLMEK
Geliştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GELİNLİKÇİLİK
Gelinlikçinin yaptığı iş.
GELİNCİKGİLLER
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, gelincik, haşhaş, kırlangıç otu ve benzerleri bitkileri içine alan familya. Yaprakları almaşlı, genelde tek çiçekli ve ışınsal simetrili, taç ve çanak yaprakları gösterişli, erkek organları çok sayıda ve bir ya da birkaç sıra dizili, meyveleri kapsül, lomentum ya da ince uzun kapsül şeklinde olan, bir ya da çok yıllık, otsu, çalmışı bazen de ağaçsı türleri olan, dünyada 28 cins ve 250 kadar türle, ülkemizde ise 5 cins ve 45 kadar türle temsil edilen bir familya.
GELİNGÜLDÜREN
Portakalgillerden güzel kokulu bir ağaç.
BELGELİKÇİLİK
Belgelikçinin yaptığı iş, arşivcilik.
GELİŞTİREBİLME
Geliştirebilmek işi.
TÜMDENGELİMLİ
Tümdengelimi içererek ya da tümdengelime dayanarak.
GELİŞTİREBİLMEK
Geliştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
HARMANPERGELİ
Harman toplamağa yarayan kızak. (İnönü Eskişehir).
GELİŞTİRİLEBİLME
Geliştirilebilmek işi.
VERÜGELİPDURMAK
İleriden beri vermek, veregelmek, devamlı surette vermek.
GELİPDURUPATIR
Gelip durmak.
PULLUKÇENGELİ
Pulluğun ön kısmında bulunan çengel. (Yalvaç Isparta).
Bu bölümde tanımı içerisinde GELİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ARPALIK
Arpa ekilen yer, arpa tarlası. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik. Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. Arpa konulan yer.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
APTAL
Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
AHMAKLIK
Zekâsı az gelişmiş olma durumu, budalalık, anlayışsızlık, akılsızlık.
AKKARINCALAR
Ağız parçaları iyi gelişmiş, iri başlı, ısırıcı böcekler topluluğu, termitler.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
ALTIPARMAK
Bir tür iri palamut balığı. Bu kumaştan yapılmış olan gelin giysisi. Ayrı renkte altı yolu olan kumaş.
ANLIK
Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ALIŞILMAK
Bir şeye alışmış duruma gelinmek.
ARŞİVCİ
Belgelikçi.
ARDIL
Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı. Bir çıkarımda varılan sonuç.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
ARŞİV
Belgelik.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.