Kelimeler arşivinde; içinde "ganı" olan, toplam 27 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ganı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ganı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ganı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
CORTİORGANI, GANIKTIRMAK
BİŞİDIGANI, GANIKSAMAK
BAĞURGANI, GABAKGANI, GANIRTMAÇ, GANIRTMAK, GANIRTMEÇ
GANIRMUK, GANIRMAK, GANIRMAH, GANIRTMA, GANIKMAK, GANIŞMAK, GANIHMAH, OTURGANI, AYVAGANI
YILGANI, GANIRIK, GANINDI, ELGANIM
GANINI
GANIL, GANIK, GANIZ
GANI
GANI
Sıkıntı, üzüntü: Komşu, ganı çekme hastanız iyi olur. Kağnı. Galiba. Kağnı: Bizim gânının tekeri eski. Kağnı arabası.
BİŞİDIGANI
Yemek pişirmekte kullanılan sapsız kap. (Değirmendere Afyonkarahisar).
GANIKMAK
Alışmak.
GANIKSAMAK
Alışmak.
GANIRTMEÇ
Yeniden dikip filizlendirmek için ağaçtan koparılan dal. Ağacın, asılınca kopabilecek dalı: Ganırtmece oturmuşun, düşeceksin.
GANIKTIRMAK
Doyurmak: Bu kadar para beni ganıktırmaz.
GANIŞMAK
İnsan, dengesini kaybederek bir tarafa eğilmek: Sırtındaki çocuk geri ganışıyor.
BAĞURGANI
Tarla sarmaşığı.
GANIRTMAK
Bir şeyi kaldıraçla yerinden kaldırmak. Ağaçtan dal koparmak. Bir şeyi bükerek yamultmak. Ayırmak, koparmak. Kanırmak.
GANIRMAH
Güç kullanarak eğmek, ayırmak.
GANIRMUK
Balgam.
GANIRMAK
İncitmek, burkmak. Alışmak. Bir şeyi kaldıraçla yerinden kaldırmak. Geriye bükmek. Kırmak: Rüzgâr bizim cevizin dallarını ganırmış. Derine saplamak.
GABAKGANI
Kanatları ile döşeği takılmamış iskelet durumundaki kağnı. (Ortayazı Senirkent Isparta).
GANIRTMAÇ
Yeniden dikip filizlendirmek için ağaçtan koparılan dal. Uydurma söz. Kaldıraç: Bir ganırtmaç getir de şu çiviyi sök.
CORTİORGANI
Memeli hayvanların iç kulağında, koklea zarı üzerinde bulunan, çevresi sıvıyla sarılı, titreşime duyarlı duyu hücrelerinden oluşan, ses duyusunu alan organ, spiral organ, Korti organı.
GANIRTMA
Aklına geleni yapan kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde GANI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BURUN
Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Kibir, büyüklenme.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
ÇAV
Ses, ün, haber. At, eşek vb. hayvanların erkeklik organı.
ARKEGON
Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı.
BOYNUZ
Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı. Bu organdan yapılmış. Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet.
ÇIKIK
Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması. Yerinden çıkmış (kemik veya organ). Çıkıntısı olan.
AM
Dişilik organı. Amerikyum elementinin simgesi.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
CÜZZAM
Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık, miskin hastalığı, lepra.
BOCURGAT
Ağır yükleri çekmek için manivela ile döndürülen ve döndürüldükçe çekilecek şeyin bağlı bulunduğu urganı kendi üzerine saran çıkrık.
DİKTATÖRLÜK
Diktatör olma durumu. Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen. Bir diktatör tarafından yönetilen ülke.
BAZİT
Bazit mantarların üreme organı.
BIZIR
Kadınlık organının üst yanında cinsel zevk duyumu noktası olan bölüm, dılak, klitoris.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
DOKU
Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.
BAĞIRSAK
Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü.
DEVİRMEK
Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek. Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek. Hepsini kısa sürede içip bitirmek. Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak. Bir yana eğmek. Belli bir yaş dönemini geride bırakmak.
ÇARŞAFLAMAK
Yorganı çarşafla kaplamak. Kötü ve başarısız duruma düşmek, çarşafa dolanmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BÖBREK
Kandaki zararlı maddeleri süzüp idrar olarak salan, omurganın sağ ve sol yanında bulunan çift organdan her biri.