İçinde EKRAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ekran" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ekran bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ekran ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ekran olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

EKRAN

Üzerine bir cismin ışık yoluyla görüntüsü düşürülen, saydam olmayan düz yüzey, görüntülük. Televizyon camı, görüntülük. Beyaz perde, görüntülük.

OLEKRANON

Dirsek çıkıntısı, dirsek başı.

  -   -   -  

Anlamında EKRAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EKRAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İKAROSKOP

Güneşi incelemek için kullanılan alet. İnceleme işlemi güneş battıktan sonraki parlaklığın fosforesans ekrana yansımasından yapılır.

PANO

Üzerine bildiri, açıklama veya tanıtma kâğıtları tutturmak için hazırlanmış levha. Ağaç duvar kaplamalarına veya tavanlara süs işin konulan resim. Hafif malzemeden yapılmış olan ve iki yüzü kontrplakla kaplanan levha. Önceden belirlenmiş sınırlar içerisinde işletilen maden alanı. Elektrikle çalışan araçların kontrol ve komuta düğmeleri, ekran, sinyal lambası vb. parçalarının bir arada toplandığı bölüm. Üzerine bir tablo yapmak için hazırlanmış meşe, ıhlamur veya çam ağacından levha.

İKONOSKOP

Görünür olmayan ışınları (X-Ray), lüminesans ekranına çarpması ile görünür ışığa çeviren alet. İkonoskop ışıtaçlı alıcı. Havası boşaltılmış bir ışıtaç içindeki elektron topu ile mozaikten oluşan ve televizyon alıcılarında kullanılan resim çözümleyici ışıtaçların ilki.

KARLANMAK

Kar ile örtülmek, kar ile kaplanmak. Ekranda görüntü siyah beyaz noktalarla kaplanmak.

VİDEOKASET

Üzerinde kayıtlı olanı video aracılığıyla ekrana yansıtabilen kaset.

FLUOGRAFİ

Radyoskopi ekranındaki görüntünün özel optik sistemlerle küçültülerek sinema filmi üzerine kaydedilmesi.

GÖRÜNTÜLÜK

Ekran.

OBJEKTİF

Nesnel, subjektif karşıtı. Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi.

SPOT

Herhangi bir aynalı alet ile ekran üzerinde oluşturulan görüntü. Peşin. Tanıtımcık. Işıntı.

GÖRÜNTÜ

Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

VİDEOTEYP

Hem görüntü hem de ses kaydedebilen, daha önce kasete kaydedilmiş görüntü ve sesleri ekrana yansıtan aygıt, video.

GRİD

Kepeği ve embriyosu alınmış olan tanenin kabaca öğütülmüş, çoğunlukla elenerek parça irilikleri bir örnek duruma getirilmiş biçimi. Radyolojik incelemelerde, ikincil radyasyonun film veya ekrana ulaşmasını engelleyici düzenek, buki.

FOTOFLOROSKOP

ZnS gibi floresans yapan bir madde ile kaplı bir ekran vasıtasıyla X-ışınlarının görülebilir hale getirilmesi.

NEGATOSKOP

Üzerinde filmlerin incelendiği ışıklı ekran.

EKOSANDIR

Gemiye takılan, su altını belirli açılarda dikey tarayıp su derinliğini ve balık sürülerinin görüntülerini ekrana yansıtan araç, ekosonder.

ÇÖZÜNÜRLÜK

Bir maddenin başka bir madde içinde çözünme özelliği, resolüsyon. Ekrandaki görüntünün veya yazıcı tarafından basılan şekillerin netliği. Birim nicelikte çözelti ya da çözgen içinde, belli sıcaklık ve basınçla çözülebilen özdek niceliği. Belirli oylum ya da tutardaki bir özgende çözünebilen özdek niceliği. Katı, sıvı ya da gaz çözünenin, belirli koşullarda çözücüsü ile tektürel bir çözelti oluşturabilmesinin sınırı. Bir maddenin belirli bir sıcaklıktaki doygun çözeltisindeki derişimi. Bir çözünenin, bir çözendeki çözünme kertesi. (Genellikle, belirli bir sıcaklıkta yüzde olarak belirtilir.). Bir maddenin çözelti oluşturma kapasitesi. Birbirine komşu iki noktanın ayırt edilebilme gücü. Mikroskobik olarak birbirine komşu iki farklı görüntünün ayırt edilebilme duyarlılığı, rezolüsyon.

KAYMA

Kaymak (II) işi. Herhangi bir nedenle filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi.

PROJEKSİYON

Bir film veya belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünün oluşturulma işi, iz düşümü. Gösterim. Bu yolla oluşturulan görüntü, iz düşümü.

DİJİTAL

Sayısal. Verileri bir ekran üzerinde elektronik olarak gösteren. Verilerin bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesi.

SİNEMA

Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi. Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat.