Kelimeler arşivinde; içinde "dokuma" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dokuma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dokuma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dokuma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DOKUMACILIK
DOKUMAHANE
DOKUMACI, DOKUMALI
DOKUMAK
DOKUMA
DOKUMA
Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.
DOKUMALI
Dokuması olan. Dokunmuş.
DOKUMACILIK
Dokumacının yaptığı iş, dokuyuculuk, tekstil.
DOKUMAHANE
Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer.
DOKUMACI
Kumaş dokuyan veya dokuma ticareti yapan kimse, dokuyucu.
DOKUMAK
Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak. En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak. Ağacın yemişlerini sırıkla vurarak indirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DOKUMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEZ
Pamuk ya da keten ipliğinden yapılmış olan dokuma, çaput. Herhangi bir cins kumaş. Kumaş veya dokumadan yapılmış. İçinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan organ. Herhangi bir iş için kullanılan dokuma. Pamuktan, düz dokuma.
APRE
Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.
ÇUVALDIZ
Çuval vb. dokumalar dikmekte kullanılan, ucu yassı ve eğri, büyük iğne.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
ATKILAMAK
Dokuma tezgâhlarında mekikle atkı atmak, argaçlamak.
CAĞLIK
Dokumacılıkta, çözgü makinesinde çözgü ipliği bobinlerinin desen ve renk sırasına göre yerleştirildiği sehpa.
DOKUTMAK
Dokuma işini yaptırmak.
DOKUNMAK
Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek. Almak, kullanmak, el sürmek. Karıştırmak. Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak. İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak. Hafifçe değmek. Sağlığını bozmak. Dokuma işi yapılmak. Tedirgin etmek, sataşmak. İlişkin, ilgili olmak, değinmek.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
CIMBIZLAMAK
Cımbızla yolmak. Dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri cımbızla temizlemek. Kendi çıkarına uygun düşen noktaları asıl konu içinden özellikle ayırıp ön plana çıkarmak.
CIMBIZCI
Dokumacılıkta cımbızlama işini yapan kimse.
ÇUL
Genellikle kıldan yapılmış kaba dokuma. Tekke mensuplarının büründüğü örtü. Kıldan veya yünden yapılmış hayvan örtüsü. Giyim, giysi.
DOKUYUCU
Dokumacı.
ÇIRÇIRLAMAK
Pamuk, keten, kendir vb. bitkisel dokuma ham maddelerini çekirdek veya kabuklarından temizlemek.
AYAKÇAK
Merdiven, merdiven basamağı. Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. Dokuma tezgâhı ayaklığı, ayaklık.
ÇÖZGÜ
Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler, arış (II).
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AYAKÇIN
Dokuma tezgâhlarında atkı ipliklerini hareket ettirmek için ayakla basılan tahta ayaklık.
CIMBIZ
Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa. Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı.