İçinde DEĞİŞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "değiş" olan, toplam 69 tane kelime bulunuyor. İçerisinde değiş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu değiş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında değiş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

DEĞİŞTİRİLİVERMEK, DEĞİŞTİRİLEBİLMEK

16 harfli kelimeler

DEĞİŞTİRİLİVERME, DEĞİŞTİRİLEBİLME

15 harfli kelimeler

DEĞİŞTİREBİLMEK, DEĞİŞTİRİVERMEK

14 harfli kelimeler

DEĞİŞTİRİVERME, DEĞİŞTİREBİLME, DEĞİŞİNİMCİLİK, ÖZORTAKDEĞİŞKE

13 harfli kelimeler

YERDEĞİŞİRLİK, DEĞİŞTİRİMSİZ, DEĞİŞİMSİZLİK, DEĞİŞTİRİLMEK

12 harfli kelimeler

DEĞİŞTİRİLME, DEĞİŞEBİLMEK, DEĞİŞTİRMECE, DEĞİŞTİRTMEK, DEĞİŞİVERMEK, DEĞİŞTİRİLİŞ, DEĞİŞTİRİMCİ, DÜZDEĞİŞMECE, DEĞİŞTİRİMLİ, ORTAKDEĞİŞİM

11 harfli kelimeler

DEĞİŞTİRGEN, DEĞİŞİNİMCİ, DEĞİŞKİNLİK, DEĞİŞİVERME, SIRADEĞİŞİM, DEĞİŞİKLEME, DEĞİŞİCİLİK, YERDEĞİŞİMİ, BİYODEĞİŞİM, DEĞİŞTİRTME, DEĞİŞTİRMEK, EŞDEĞİŞKELİ, DEĞİŞMEZLİK, DEĞİŞKENLİK, DEĞİŞTİRGEÇ, DEĞİŞEBİLME

10 harfli kelimeler

DEĞİŞTİREÇ, DEĞİŞTİRİŞ, DEĞİŞİKLİK, YERDEĞİŞİM, DEĞİŞİMSİZ, DEĞİŞTİRGE, DEĞİŞTİREK, DEĞİŞTİRİM, DEĞİŞTİRME, DEĞİŞİLMEK, ÖZDEĞİŞMEZ

9 harfli kelimeler

DEĞİŞTİRİ, DEĞİŞİNİM, DEĞİŞİMLİ, DEĞİŞSEME, EŞDEĞİŞKİ

8 harfli kelimeler

DEĞİŞİCİ, ADDEĞİŞİ, DEĞİŞMEZ, DEĞİŞMEK, DEĞİŞKİN, DEĞİŞKEN

7 harfli kelimeler

DEĞİŞME, DEĞİŞKE, DEĞİŞİŞ, DEĞİŞİM, DEĞİŞİK

6 harfli kelimeler

DEĞİŞİ

5 harfli kelimeler

DEĞİŞ

Bazı kelimelerin anlamları

DEĞİŞ

Değme işi. Değişim.

DEĞİŞTİRİLEBİLME

Değiştirilebilmek işi.

ÖZORTAKDEĞİŞKE

(bağlanım çözümlemesi) Aralarında özilişki bulunan değişken öğeleri arasındaki ortakdeğişke.

DEĞİŞTİRİLMEK

Değiştirme işi yapılmak.

YERDEĞİŞİRLİK

Bir bilgisayarın donanım yapısında ve işletim dizgesinde yerdeğişir izlencelere olanak veren özellik.

DEĞİŞTİRİVERMEK

Çabucak veya ansızın değiştirmek.

DEĞİŞTİRİLEBİLMEK

Değiştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

DEĞİŞTİRİLME

Değiştirilmek işi.

DEĞİŞTİRİMSİZ

Yönleçsel çarpmada olduğu gibi, sonucu terimlerin sırasına bağlı olan işlemim özelliği.

DEĞİŞTİRİVERME

Değiştirivermek işi.

DEĞİŞİMSİZLİK

Belirli dönüşüm işlemleri altında değişmeden korunan bir büyüklüğün ya da bir sayı dizgesinin dunumu.

DEĞİŞTİREBİLMEK

Değiştirmeye imkânı veya olasılığı bulunmak.

DEĞİŞTİRİLİVERME

Değiştirilivermek işi.

DEĞİŞTİREBİLME

Değiştirebilmek işi.

DEĞİŞTİRİLİVERMEK

Çabucak veya ansızın değiştirilmek.

DEĞİŞİNİMCİLİK

Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram, mutasyonizm. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı, mutasyonizm.

  -   -   -  

Anlamında DEĞİŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DEĞİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ALTERNATİF

Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AKIŞMAZ

Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen, durağan.

AŞIRMA

Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.

ANSİKLOPEDİCİ

Değişik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getiren veya toplayan kimse, ansiklopedist.

ARAÇÇILIK

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.

AMİP

Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

ANAGRAM

Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

ASBEST

Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.